“Türk Soyunun Korunması” için, yurtdışından sperm ithaline hapis cezası verilmeye başlanması haberinin aslında tartışılacak çok yönü var. Yasanın kendisini mi, sperm bankalarını mı yoksa gerekçesini mi tartışmalı bilemiyorum… Fakat bütünün içinde sanırım en can alıcı ve onyıllardır çözüme varmayan konu “Türk soyu” meselesi.
Ömer’in eleştirdiği kadar sert olmasa da “Türk soyu”nun sperm ve kan ile baside indirgenmesini ve bu şekilde koruma çabalarına anlam vermek güç. Bazıları görmezden gelse de Türkiye Türk’ü olarak da yansıtılan Anadolu insanı, genetik olarak asla safkan Orta Asya Türk’ü olmadı. Bu yıllardır tartışılan konuyla ilgili bundan yalnızca birkaç sene önce nihayet ilk defa bu kadar kapsamlı olan bir araştırma makalesi yayınlandı (bkz. Makalenin bizzat kendisi).
Bu ve benzeri BİLİMSEL araştırmalar sonucunda bakın Anadolu insanı ne kadar “Türk”, ne kadar “kimlerden”:

En yüksek oranlı olan genlere bakınca sıralama şöyle çıkıyor:
- 24% – Yakın doğu ve batı Asya’da yaygın gen. (Sanırım bu bildiğimiz anlamda Orta Asya TÜRK soyunun oranı).
- 14.7% – Orta Asya ve Batı Avrupa’da yaygın gen
- 11.3% – Balkanlarda yaygın gen
- 10.9% – Kafkaslarda yaygın gen
- 9% – Arap yarımadasındaki yaygın gen
Orta Asya ve Kafkasların dışında Büyük Selçuklu dönemindeki harmandan kalma Fars genleri, Sibirya, Altay dağları ve hatta Horasan bölgesi (Hint/Afgan Türkleri) de “bizden” sayılsa bile “Türki Soy Geni” oranı en fazla %60 civarında seyrediyor. Bu oranı “Kayı boyu”na indirgersek %30’u geçmediği kesin.
İşte bu hesapla bile ortaya çıkıyor ki, bu “Türk soyu”nun sperm ve gen ile hesaplanması yaklaşımı baştan mantıksızlık üzerine kurulu.
Halbuki Türk soyu dendiğinde büyük Türk kültürü akla gelmeli. Hitler tavrıyla safkan kalma hevesi yerine tarihindeki diğer kültürlerle alışverişinden kazandığı zenginlik vurgulanmalı. “Türk spermini korumak” yerine “Türk Kültürünü yaşatmak” hedeflenmeli.
En nihayetinde beni Türk yapan damarlarımdaki kan değil, kalbimdeki sevgi ve beynimdeki kültürüdür.
Bir yanıt yazın