Almanya Başbakanı Merkel Türkiye’ye gelmeden önceki gün Alman basını Erdoğan’ın bazı yaklaşımlarını eleştirmiş, Almanya’daki Türklerin uyum sürecine zararı olduğunu yazmıştı. Bu konu tartışmaya açık bir konu. Asimilasyon ile uyum arasında çok ince bir çizgi var. Fakat benim şahsi fikrim, Türklerin asimilasyon sorunundan çok uyum sorunu çektiğidir.
Bu yorumların hemen ardından Merkel Türkiye’ye geldi. Bu defa da Başbakan Erdoğan kuyuya ikinci taşı attı ve Almanya’da Türk okulları açılmasını istedi. Halbuki Almanya’da hali hazırda çoğu Fethullah Gülen cemaatine bağlı onlarca Türk okulu bulunuyormuş. Peki bu durumda Erdoğan ne istiyor?
Erdoğan apaçık popüler tabiriyle “anadilde eğitim” veren okullar açılmasına izin istiyor. İşin ilginci, bundan birkaç ay önce kamuoyu baskıları sonrasında yine Erdoğan “Açılım kapsamında anadilde eğitim olmayacak, olamaz da” anlamında sert cevaplar veriyordu. Peki bu nice bir çelişkidir? Bu kadar yanlış olduğunu bildiğin bir şeyi hangi mantık ve eşitlik anlayışıyla isteyebilirsin Almanya’dan?
Merkel de bu konuya Erdoğan’ın açılım sürecinde verdiği cevabı verdi ve “Almanca bilmek şart” dedi. Zaten bugünkü habere göre de Almanya’daki Türklerin çoğunluğu da “anadilde eğitim” değil, “anadil eğitimi” istiyormuş. Zaten olması gereken de bu.
Her ülkenin kendi ortak dili olmalı. Bu dili herkes bilmeli, saygı duymalı. Fakat asimilasyonun da önüne geçilip, herkesin kültürü korumaya alınmalı. Bunun tek yolu da anadilde eğitim değil, anadil eğitimi ve kültür eğitimidir.
Asıl eşitlik budur. Adil olan, azınlıkların ihtiyacı olan budur. Demokrat olmak da içeride ve dışarıda farklı popülist sözler söylemek değil, tutarlı şekilde aynı felsefeye dayanan beyan ve isteklerde bulunmaktır.
Bir yanıt yazın