Kategori: Toplum

  • Balık Baştan Kokar

    Ahmet Türk’e atılan yumruğun ardından bu saldırıyı kınayanların yanısıra “ellerin dert görmesin” tavrıyla destekleyenler olmuştu. Bu yumruğun ardından benzer bir yumruğu da Enerji Bakanı hükümet adına yemişti. Yine benzer sesler yükseldi bazılarından…

    Bugün ise yumruk olmasa da bence daha beter bir hareket Osman Durmuş’tan geldi. Hem de mecliste…

    Atalarımız ne güzel özetlemiş, “balık baştan kokar” diye. Başındakiler neyse, senin de varacağın nokta az çok o olacaktır.

    Bu saldırı ne Osman Durmuş’un ilk vukuatı, ne de bu olay benzerlerinin ilki. Daha “en üst düzey” temsilcilerimiz bile konuşarak tartışmayı bilmiyorsa, toplumsal uzlaşıdan hangi yüzle bahsedebiliriz ki?

    Bakış açısı bu şekilde olunca, meclis oylamaları da olsa referandum da olsa sonucunda birileri galip ötekiler malup sanacaktır kendini.

    Karşılaşan 2 takım değil, beraber ilerleyen tek vücut olduğumuzu anlamadıkça daha nice yumruklar atarız kendi kendimize…

  • 23 Nisan'da Terör Eylemi Hazırlıkları Başladı…

    Anayasa değişiklik paketi tartışılırken teröre karşı TSK’nın ve devletin tavrını “savaş” olarak değerlendiren BDP milletvekili Sabahat Tuncel görüşmeleri gerdi.

    Israrla yaşananların “savaş” olduğunu vurgulayan Tuncel konuşmasını da “savaşı destekleyen bir parlementoda konuşmaktan utanç duyduğunu” söyleyerek konuşmasını bitirdi.

    Terörü “iç savaş” olarak yutturmaya çalışması yetmezmiş gibi meclisi de “savaş yanlısı” sıfatıyla saçma bir yaftalama işine girişti. Tartışmanın görüntülerini izleyince bu tartışmaya küfredip ya da destek verip birkaç gün içinde unutabilirdik. Ama unutturulmayacaktır.

    23 Nisan 2010’a, TBMM’nin açılışının 90. yıldönümüne, yalnızca iki gün kaldı.

    Anayasa tartışmaları sırasında konuyu meclise getirip 90. yıl kutlamalarına hazırlanan meclise karşı teröristleri özgürlük “savaşçısı” olarak yansıtmak ne kadar tesadüf olabilir?

    Bu gelişmenin sonucunda ben 2 ihtimal görüyorum:

    1. Sabahat Tuncel diline hakim değil ve lafının ayarını bilmeden konuştuğu için herkesi gerdi.
    2. Sabahat Tuncel diline gayet hakim ve kasıtlı olarak belirli bir kesime “tepkisini kendince meşru kılma” yolunda göz kırptı.

    Ben ikincisine inanıyorum.

    Bekleyip görelim… Eğer haklıysam, meclisi protesto bahanesiyle 23 Nisan’da terör eylemleri bizi bekliyor demektir.

    Umarım yanılıyorumdur, yoksa birileri fena yamulur…

  • Aklın Yolu Birdir… Akılsızların Da…

    Geçtiğimiz hafta Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırı bir günlüğüne de olsa gündemi anayasa tartışmalarından açılıma çekmeyi başarmıştı. Bu olay üzerine herkes kendi “aklınca” yorumlar yapmış, bazıları bu olaya sert tepki gösterirken, bazıları da “ellerin dert görmesin” mantığıyla sorunları nasıl çözme(!) yanlısı olduğunu göstermişti.

    Aklın yolu birdir.

    Aklı olmayanların yolu da…

    Sorunları dinleyerek, tartışarak, akıl yürüterek çözemeyenlerin başvurduğu yol binyıllardır ortaktır: şiddet.

    Bu konu okulda kavga eden çocuklar için de geçerlidir, evde karısını döven ezik herifler için de geçerlidir, siyaseten altyapısını kurmadan bazı fikirleri ezbere yaymak için çırpınan cahil fanatikler için de geçerlidir.

    Bunun bir örneği Ahmet Türk’e atılan yumruktu. İkinci örneği de yine Samsun’dan belli ki bu yumruğa karşı hamle olarak gelen, 2 polisimizi şehit eden olay oldu.

    Al birini vur ötekine diyemeyeceğim çünkü birisi kendini bilmez birisinden bir yumruk, ötekisi polis aracını tarayan terörist pusu. Ama bu zihniyetin, şiddetle çözüm arama eksikliğinin temeli aynı.

    Dedim ya, aklın yolu birdir. Ne kadar akıl olursa olsun. Ama görüyoruz ki bazıları yumruğa makineli tüfekle karşılık vererek “kim daha akılsız” yarışına girmiş…

    Allah akıl fikir versin.

  • Eşcinsellere Özür Borcu

    Hatırlayacaksınız bir süre önce Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, eşcinsellik için “hastalıktır, tadevi edilmeli” demişti. O gün bugündür bu açıklamaya tepkiler sürüyor. Bugün de bir konferansta KAOS-GL üyeleri bakanı özür dilemesi için protesto etti. Alıştığımız üzere yine protestocular yaka paça dışarıya atıldı.

    Aliye Kavaf malum açıklamayı yaptığı gün bu konuda fikri sorulan Sağlık Bakanı ise “kişisel özgürlüktür” demişti. O gün bu açıklamalardan ilki AK Parti’nin siyasi duruşu sebebiyle şaşırtmamış, asıl ikincisi dikkatimi çekmişti. Meğer ne büyük bir hatalar zincirinin ilk halkasıymış benim için…

    O gün bu konuyu “AK Parti’den Eşcinsel Açılımı” başlığı altında yazarken amacım sağlık bakanının açıklamasını vurgulamak, kişisel özgürlük yorumuna destek vermektiyse de, klavyem yazının sonlarına doğru bambaşka anlamlar üretmişti. Her ne kadar kendimce düşünmediğim bir şey yazmamış olsam da; kötü benzetmeler ve Aliye Kavaf’ın açıklamasına gönderme yapmak için büyük bir hata ile “hastalık” terimini onaylarcasına aynen kullandığım için yazıdan bambaşka bir ana fikir çıkmıştı.

    İfade bozukluklarım ve özellikle “hastalık” kelimesi sebebiyle eşcinsellerden özür diliyorum.

    Eşcinseller Aliye Kavaf’tan da özür beklemekte haklılar.

    .

    not: Eşcinsellik hakkındaki kişisel fikrimin ayrıntılarını başka bir yazıya bırakmayı tercih ediyorum. Fakat bireylerin fikirleri ne olursa olsun, eşcinsel haklarını korumaya devam.

  • 1 Mayıs'a Taksim İzni Çıktı… Şimdilik…

    İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs için bu sene Taksim’e izin vereceklerini açıkladı. Halbuki geçen sene aynı dönemlerde Başbakan sendikaları yasadışı eylem propagandası yapmakla suçluyor, valilik “Taksim uygun değil” diye bas bas bağırıyordu. Bu sene ise “kanunun öngördüğü istisna çerçevesinde” kabul edildi 1 Mayıs.

    Geçen 2 seneyi çok net hatırlıyorum. Ara sokaklarda polis tarafından kovalanan, gazlanan, coplanan “yasadışı eylemci” grupları hatırlıyorum. Eylemcilerin “makul sayı” polemiğini ve polisin “orantılı güç” tartışmalarını gündeme taşıyan tavırlarını hatırlıyorum…

    Bu sene ne olacak merakla bekliyorum. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş misali; 1 Mayıs resmi tatil de olsa önceki sene olanlardan ağzım yandığı için, Taksim’de makul sayıya izin verilse de geçen sene olanlardan ağzım yandığı için, bu sene Taksim izni verilmiş olsa da 1 Mayıs’ı derin derin üfleyerek, merakla bekliyor olacağım.

    Umarım bu sene 1 Mayıs bir resmi tatile yakışan şekilde, fiziksel müdahalelerden uzak, halkın özgürce kutlamalarıyla geçer.