Kategori: Siyaset

  • Devlet Başkanı Çadıra, Vatandaş Lüks Otele

    Güney Amerika haberleri bizim basınımızda neredeyse hiç yer almaz. Yer alsa da çoğu zaman “dostumuz” Amerika’nın sinirini bozacak bir şey yaptıkları için ya da magazin haberine benzediği için oluyor her ne hikmetse. Dolayısıyla bu tür haberlerin gündem olması çok zor. Halbuki değişen dünya dengelerinin ne yöne gittiğini görmek için Güney Amerika’yı çok yakından takip etmek, çok iyi anlamak gerekiyor.

    Son habere göre, Venezuela lideri Hugo Chavez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı bırakıp, Kaddafi’nin hediye ettiği çadıra taşınıyor. Sebebi de sel felaketinde evsiz kalan vatandaşlardan olabildiğince çoğunu kendisinin ve muhafızlarının yerine Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yerleştirmek. Daha önce de felaketzedelerin lüks otellerde bedava kalmaları emrini veren Chavez’i acaba bizde olsa örnek alacak lider olur muydu?

    Maden kazasına kader diyen, eylem yapan işçilere anarşist, öğrencilere terörist diyen bir yönetimin acaba bu tür “sözde değil özde” halkçı bir harekete yeltenmesini ummak ne derece bir saflık olur?

    Yeni oluşan dünya dengelerinde bir tarafta uzun süredir “müttefiklerimiz” olan kapitalizm temelli ülkeler, diğer yanda ise “emperyalizm karşıtı” eksendeki, çoğu zaman halkçı ülkeler var. Dolayısıyla Türkiye’nin geleceği için bizden uzak bu diğer gruptaki gelişmeleri, liderlerin ve halkların eğilimlerini gözden kaçırmamak gerek. Kim bilir, belki bu “asi ülkelerden” de öğreneceğimiz bir şeyler çıkabilir.

    Güney Amerika haberleri bizim basınımızda neredeyse hiç yer almaz. Yer alsa da çoğu zaman “dostumuz” Amerika’nın sinirini bozacak bir şey yaptıkları için olur her ne hikmetse. Dolayısıyla bu tür haberleri duyurmak, değişen dünya dengelerinin ne yöne gittiğini görmek için Güney Amerika’yı çok yakından takip etmek, çok iyi anlamak gerekiyor.

  • Toplumu Eylemsizleştirmek Gerek Mümtaz'er Hoca!

    Mümtaz’er Türköne yukarıdaki resme “patolojik olarak eğilmemiz gerekir” diyor! “Patolojik” kelimesi “hastalık” demek. Aman yanlış anlaşılmasın, burada hasta olan polis değil ona göre! Diyor ki Mümtaz’er hoca, yerde saçından sürüklenen, apışarasına tekmeler yiyen kızımız hasta! Tedavi görmesi lazım!

    Zaman yazarlarının sıkça oynadığı iki oyun var:

    1. “Türkçesini kullanırsak herkes anlar, tepki olabilir, biz yabancı bir kelimeyi kulanalım, öyle anlamadan baş sallasın okuyan…
    2. “Başlıkta veya yazının başlangıcında bir mesaj verir gibi gözüküp, yazının sonunda tam ters bir anafikirle bitirelim. Sık sık tekrarlar yapalım, okur ne olduğunu anlamadan onayladığını sansın.”

    Bu yazıda bu oyunların ikisi birden ustalıkla uygulanıyor:

    • “Hastalık demeyeyim, patolojik diyeyim!”
    • “Başlıkta Polisin Orantısız Gücü diyeyim, bütün yazı binbir tekrarla eylemcilere saydırayım!”
    • “Oooh ne güzel de yazdım, ninni gibi oldu vallahi.”

    Yazıda 54 cümle var. Bu 54 cümlede 11 kere eylemcilere ve eylem yapmaya “patolojik” diyor hocamız. Yani 5 cümleden birisinde eylemcilere “hasta bunlar” demiş oluyor.

    Ne diyeyim. Mümtaz’er hoca da kendince haklı tabi. En nihayetinde kitleleri kontrol altında tutmak için toplumu eylemsizleştirmek gerek.

    Aman kimse eylem yapmasın!

    Aman kimse fikrini öyle ulu orta söylemesin!

    Aman… Amannn…

    Güneş girmeyen eve doktor girer der atalarımız. Bakın hava gitgide kararıyor, kara kış geldi geliyor… Siz siz olun aman ha hastalanmayın!

  • Gerçekten Özgür ve Şeffaf Bir Dünya İçin

    WikiLeaks yıllardır yayında ama hiç bu kadar ilgi çekmemişti. Bugüne kadar herkes alternatif bir “gazetecilik kaynağı” olarak yorumlamıştı… Ama bunun bir günde değişmesi için Wikileaks’in ve kurucusu Julian Assange’nin Amerika’yı “yeterince” kızdırması yetti.

    Önce alelacele İsveç’te Assenge için tecavüz davası açıldı. Bu ilk defa değil, aynı oyun daha önce de oynanmış, sonra karar geri çekilmişti. Bu defa ise geri çekilmedi ve tutuklama emri İnterpol’e iletildi.

    Bilmeyenler için söylemek gerek, İnterpol tarafından aranmak için, memleketinizde size karşı bir dava açılması gerekiyor. Yani Amerika’da açılan bir dava İnterpol’u bağlamıyor. Assange’ı dünya çapında aramak için tek çare İsveç’te bir tutuklama kararı çıkartmaktı, o da ne hikmetse anında oluverdi!

    Yetmedi, sanki ağız birliği etmiş gibi tüm liderler ve ülkelerindeki yandaşları medyalar wikileaks’in güvenilirliğini sorgulamaya, haberleri sulandırarak magazine indirgemeye başladı.

    Yetmedi, wikileaks’e doğrudan yüklenmeler başladı. Wikileaks alan adı sağlayıcı şirket servisi durdurdu… Ama wikileaks’i durduramadı. Wikileaks http://213.251.145.96/ üzerinden alan adı kullanmadan doğrudan yayın yapmaya devam ediyor.

    Bu hikaye sırasında gözlerden kaçan o kadar çok saldırı, iftira, hakaret yapıldı ki, saymakla bitmez.

    Herşeye rağmen gerçek anlamda özgür ve şeffaf bir dünya için Wikileaks ve benzeri projeleri destekliyorum, takip ediyorum. Umarım bu konuda sizin de gözünüz ve aklınız açık olur.

  • Günün Sorusu: "WikiLeaks Nedir?"

    WikiLeaks.org sitesi 4 yıldır yayında olan bir “gizli belge” sitesi. Ne hikmetse Dünya basınının ilgisini çekebilmek için gizli Amerikan Büyükelçilik dedikodularını yayınlaması gerekti. Halbuki WikiLeaks bundan ibaret değil. WikiLeaks gazeteciler için paha biçilmez bir maden… farkedene.

    Öncelikle wikileaks ile ilgili bilinmesi gereken ilk şey şu:

    Wikileaks’in açıkladığı belgelerin hepsi gerçek ve resmi gizli belgeler!

    Ha, belgelerin gerçek olması, içindeki tahmin ve fikirlerin doğru olduğunu göstermiyor. Ama burada önemli olan, belgelerle ortaya çıkan, toplumlardan ve diğer devletlerden gizlenen görüşler.

    Örneğin ABD’nin İsrail devlet başkanı için “asla sözünü tutmaz” notunu düşmüş olması çok önemlidir.

    Örneğin ABD’nin Davutoğlu için “tehlikeli” yorumu yapıyor olması çok önemlidir.

    Örneğin ABD’nin belgelerde “incirlik üssü ABD için hayati önem taşıyor, bu yüzden Türkiye’nin suyuna gidilmesi”nin önerilmesi çok önemlidir.

    Bazıları bunları “zaten tahmin ediyorduk” veya “bildiğimiz şeyler” diye geçiştirse de, bu belgelerdeki yorumlar, resmi ve kesin yorumlar olduğu için artık tahmin yapmaya gerek bırakmıyor.

    Wikileaks’in bazı belgelerindeki yorumlar, benzetmeler çok ilgilendirmiyorsa da Dünya’da olan biten diğer olaylarla ilgili öyle belgeler var ki,  tarihin akışını değiştirebilecek öneme sahip (örneğin bkz. geçen Mart’ta wikileaks ne açıklamıştı).

    Özgür bir dünya için, bilgi özgürlüğünü ve şeffaflığını sonuna kadar destekliyorum. Wikileaks’i takibe devam.

  • Kişi Kendinden Bilir İşi

    CHP ile AK Parti heyeti bayramlaştıktan sonra AK Parti heyeti mikrofonlar açıkken (unutmuş diyorlar ya) CHP dedikodusu yapmışlar. Bence bunda şaşılacak bir şey yok. Hatta haber değeri bile taşımazdı; eğer AK Parti Ankara milletvekili Haluk Özdalga’nın ağzından şu cümle çıkmamış olsaydı:

    Bunlar zaten oruç bile tutmazlar, şimdi türban sorununu biz çözeriz diye ortaya çıkıyorlar.

    “Kişi kendinden bilir işi” diye pek sevdiğim bir atasözümüz vardır. İnsanoğlu sıklıkla karşılarındakini anlamaya çalışmadan kendilerini onların yerine koyup, varsayımsal olarak yargılar. Bu cümle de bunun en güzel örneği.

    AK Parti genelinde ve tabanında çok yaygın bir düşünce mantığı bu. Türban dini bir mesele, ve bunu ancak “dini bütün” birisi çözebilir. (Burada CHP’lileri topyekün dinsiz imansız varsaymak bambaşka bir komedi, ama o konunun yeri bu yazı değil.)

    Velev ki haklılar ve türban sorununu dini bütün olmayan birisi çözemez…

    Bu mantık doğruysa Türkiye’deki ekonomik sorunları da Dünya’nın en zengin liderlerinden birisi olan Erdoğan’ın çözmesini de bekleyemeyiz… Bize fakir bir Başbakan gerek! Ah Ecevit yaşasaydı, ne güzel çözerdi işsizliği… Ama bi dakka, AK Parti iktidara gelince ekonomi için hep Ecevit hükümetini suçlamıştı?!

    Sonuçta sorunları çözecek olan akıldır, o akıldaki fikirdir. Kaldı ki türban da zaten din sorunu değil, özgürlük sorunudur. Dolayısıyla bu sorunu çözecek kişide aramamız gereken özellik iman değil; özgürlük ve eşitlik anlayışı, “”sözde değil özde” demokratlık bilinci olmalıdır.

    Böyle bakınca görüyorum ki bizde bu sorunu çözecek adam henüz yok…