Kategori: Yorum

  • 193∞

    Atam, yol göstericim, örneğim,

    Kaç yıl oldu önemli değil. Seni seven, senin yolunda ilerlemek isteyen insanlar hala seni özlediklerinden, sensiz nasıl da olmadığından bahsediyor. Halbuki “sensiz olmuyor” bahanesi ne kadar da senin düşünce yapından uzak bilmiyorlar.

    Vaktinde “imkansız” denen nelerin başarıldığını, tarihte gerçekten benzeri olmayan bir gayretle 10 yılda nereden nereye gelinebildiğini ve bu gelişim sırasında nelerin aslında “olmadığını” bilmiyorlar mı acaba? Seni senin yaşarken bile direndiğin bir konuma koyup, kendileri gayret etmekten kaçmış olmuyorlar mı acaba? Sensizlik bahanesine sığınıp, teslim olmuş olmuyorlar mı Paşam?

    Bugün de hala sokakta kime sorsan seni anladığını söyler. Bugün de hala bunların çoğu bağımsızlık nedir bilmez. Ama bugün de olsa, o bardağı taşıran son damla gelip çattığında o insanlar yine gereğini yapar, eminim.

    Elin merhum Haiti Cumhurbaşkanı “tam bağımsızlığın” anlamını kavramış, senin yolunda yaşayıp vefat etmekten onur duymuşken, bizimkilerin senin yolunu abuk subuk yöntemlerle eş tutmaları ne kadar acı atam.

    “Biz” için bağımsızlık artık konuşulmaz olmuş. Senle, ben olmuş, alet olmuşuz. Egemenlik yerine demokrasi denir olmuş. Medeniyet dediğin canavarı hala tek dişli sanmış, teslim olduğumuzu bile farketmemiş, çoktan unutmuşuz.

    Halbuki biraz durup düşünseler. Biraz bilip gözleseler. Herkes bilecek ne kadar basit bir fikrin olduğunu, ve bu basitliğin ne kadar da kutsal olduğunu.

    Ben ısrarla bildiğime inanıyorum. İnandığıma güveniyorum. Güvendiğime sarılıyorum.

    Her ne olursa olsun, tam bağımsızlık için yaşıyorum.

    Saygı ve sevgilerimle,

    ufuk.

  • Köln Merkez Cami ve Berlin Duvarı

    İş ve güçle uğraşırken, yazmayı bir kenara bırakın, haber okumaya bile zaman ayırmadığım bir haftanın ardından neler olmuş diye toparlaması da kolay olmadı.

    Geçen haftanın bana göre en önemli haberi “Köln Merkez Cami” temelinin atılmasıydı. Almanya başbakanı Merkel’in “göçmenlerin evinde olduğunun kanıtı” olarak yorumladığı bu temel atma törenine Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanları, Diyanet İşleri görevlileri de katılmıştı. Merkel’in yorumunun aksine, bu misafirlerle sanki Türkiye Cumhuriyeti’ydi orası.

    Avrupa’daki Türkler Türkiye’deki Türklerden çok daha fazla dini ve siyasi istismara açık. 1 senedir Fransa’da yaşayan birisi olarak en azından naçizane gözlemim bu. Dolayısıyla Köln’ün merkezine 25 milyon Avro maliyetli bir cami inşa edilmesi, bunun için para toplayanların, orada bulunan “devlet” adamlarının ve o cami cemaatinin çocuklarının geleceğini yönlendirecek “hoca”ların muhtemel yönelimleri beni oldukça endişelendiriyor.

    Köln, müslüman nüfusu gözönüne alındığında bu çapta bir camiye çoktan sahip olmalıydı belki de. Fakat önceki paragrafta bahsettiğim kaygılarım, Avrupa’nın yüzyıllardır içten içe sürdürdüğüne inandığım “müslümanlardan çekinme” psikolojisiyle birleşince, bu yapıyı hayata geçirenlerin bazı kin veya fetih duygularını barındırıyor olması ihtimalini gözümde canlandırdığı için, cemaatle ilgili korkularım sönmüyor.

    .

    Öte yandan yine Almanya’da, Berlin duvarının yıkılışının 20. yılında, Batı’nın sözde özgür ve sözde demokratik hayat ve ekonomi anlayışının komünist dünyaya karşı zaferi kutlanıyor. Bu konuda ise “al birini vur ötekine” demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

  • MHP’nin Duruşu

    Nice 29 Ekim’ler Var Sırada. 86. Yıldönümümüz Kutlu Olsun!

    .

    Devlet Bahçeli, bugün “teşkilata 10 emir verdi“. Haberden 10 emri okuduğumuzda, MHP kökenli olmayanların gözünde Bahçeli ile birlikte başlayan, şiddetten ve çatışmadan uzak, “sağduyulu ve saygılı milliyetçi” tavrı aynen korunmaya çalışılıyor.

    Bundan seneler önce, ilk olarak basit bir örnek de olsa, beyaz çorabı yasaklamıştı Bahçeli. Silahı mitinglerde yasaklamış, gençlere “silah değil, bilgisayar kullanın” diyerek, bana göre en önemli mesajı vermişti.

    Bugün gelinen nokta tesadüf değil.

    2002 seçimlerinde hükümette olmanın etkisiyle ve Cem Uzan furyasında kaybettikleri azıcık oy ile yedikleri darbeden hızla toparlandılar ve bence on küsür yılın meyvesini toplamaya başlıyorlar.

    MHP’nin yükselişini kimse inkar edemez. CHP’nin bile zaman zaman bu yükselişten kendine pay çıkartmaya çalıştığı beklenmeyen anlarda savurdukları milliyetçi söylemlerle farkediliyor. Halbuki CHP milliyetçiliği ile klasik MHP milliyetçiliği arasında dağlar kadar fark var.

    Fakat bu yeni sağduyulu yaklaşım ile CHP’nin tavır kayması birleşince bu ikili de birbirine yaklaşıyor.

    MHP yükselişte. Her ne kadar MHP tabanındaki tanıdıklarımdan aldığım yoruma göre tabanda Bahçeli’nin ekibinden (bazı mihraklara yakın kişiler olması sebebiyle) memnun olmayanlar varsa da, Bahçeli’den bizzat memnun olmadıkları için, bu da yükselişi etkilemeyecektir.

    Devlet Bahçeli doğru yolda.

  • Teröre Karşı Beyinsiz Olmak

    Yorumsuz.

    Bkz. “Rojin’den Seks Kölesi Yapardım.

    Bkz. malum yazı.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25014671/Yorum

  • İnsanlar Kışkırtılmadıkça Kötüye Yönelmez

    DTP’ye karşılama töreni sonrası yağan tepkilerin ardında Ahmet Türk nihayet bir açıklama yaptı (Bkz. haber). Bu açıklamada beklenen savunmalar, karşı saldırılar ve önceden kestirilebilir yorumlar bolca bulunuyor. Fakat bunların yanısıra Ahmet Türk’ün tartışmaya açık çok önemli bir önermesi var:

    DTP olmasaydı dahi halk yine barış grubunu yüz binler olarak karşılayacaktı

    Bu önermenin ne kadar doğru olduğu aslında açılım sürecinin kilit noktası.

    Açılım bana göre en çok, ayrımcı Türk milliyetçiliği veya bireysel özgürlüklerin çok ötesinde, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki ekonomik ve sanayi kilidini açması umuduyla önem taşıyor. Bu kilidin asıl gücü de korku ve terör.

    “Acaba halk barış grubunu ne kadar destekliyordu” sorusunun yerine, “acaba halk terörü ne kadar destekliyordu” sorusunun cevabını aramak gerek.

    Halkın eğitim, gelir ve umut dağılımının Türkiye’nin diğer kesimlerine göre oldukça aşağıda olduğu bu bölgesinde teröre verilen destek, teröre bağlanan umutlar, bu kilide vurulan kaynaktır.

    Eğer Ahmet Türk’ün dediği gibi, “DTP olmasaydı dahi halk yine barış grubunu yüz binler olarak karşılayacaktı” ise, zaten açılımın hiç bir şeyi açamayacağı ortada demektir.

    Fakat bana bu senaryo hepten oldukça saçma geliyor. İnsanlar kışkırtılmadıkça kötüye yönelmez.