Yazar: ufak oğlan

  • Evdeki Hesap Baraja Uyar Mı?

    Deniz Baykal Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında “Saadet Partisi’yle koalisyon yapabiliriz, AK Parti’yle olmaz” dedi. Programı canlı izlemiş birisi olarak bunun çok da abartılacak bir yanı olduğunu düşünmesem de basında konu büyütüldü.

    Yorumlar ise ilginç. Öncelikle Numan Kurtulmuş’u takip etmeyenler, Saadet Partisi’ni eski Erbakan dönemindeki haliyle devam ediyor sanıyor. Halbuki Devlet Bahçeli’nin MHP’ye kazandırdığı yeni havaya benzer bir havanın Saadet Partisi’ne Numan Kurtulmuş tarafından kazandırıldığı açık.

    Bu konuda “Numan Kurtulmuş nasıl siyaset yapar?”, “CHP, Saadet Partisi ile koalisyon yapmalı mı?” soruları bir yana, yaklaşan dönemin en önemli unsuru olacak “barajaltı” partilerin önemini de bir kez daha ortaya çıkardı bu vasat tartışma.

    Bülent Arınç bu konuya “CHP bu varsayımı yapacak kadar bile oy alamaz” şeklinde yaklaşsa da önemli olan CHP’nin ne kadar oy alacağı değil, barajaltı kalacak partilerin bugünkü meclis partilerinden ne kadar oy kırpacağı. “Numan Kurtulmuş, Mustafa Sarıgül, Abdüllatif Şener ve hatta DP bile barajın altında kalır” diye, mevcut üçlüden bıkıp onlara kayacak oyları görmezden gelmek, seçim sonrasında ağzı açık bakakalmayı garantiler. O yüzden CHP koalisyon hesaplarını iyi yapsın, AK Parti de CHP’yi bırakıp küçümsediği diğer partilere dikkat etsin.

  • Ben Güzele Güzel Demem, Güzel Gerçek Olmayınca

    Yıllar önce bir haber okumuştum, yıllar geçtikçe nüfusun kilo ortalaması artmasına rağmen, güzellik yarışmalarında seçilen güzellerin ortalaması azalıyor diye. Güzellik konusunda herkes bu çarpık gidişata karşı konuşsa da eyleme geçen, bu gidiş karşısında tavır takınan yok.

    Dergiler, televizyon, internet sahte veya yapay güzelliklerle dolu. Sahte güzellik yaratmak artık bütün dergi ve televizyonların yaptığı bir şey. Bakın bu ve şu videoda işin içinden insanların bu işi ne seviyede ve sıklıkla yaptıkları anlatılıyor. Amerika’da photoshopçılık mesleğinin önde gelen kişilerindenmiş kendisi. Herhangi bir dergide yayınlanan resimlerin söylenene göre HEPSİ photoshoplanırmış. Yani aslında gördüğümüz bütün resimler sahteymiş!

    Bu ilk başta o kadar çarpıcı gelmiyor insana. Hatta zamanla sahteliğe insanlar alışıyor olsa gerek ki estetik cerrahlık geleceğin en zengin mesleği haline gelme yolunda ilerliyor.

    Bu gidişatı çok önemsemeyen kişilerin ise bunun nereye kadar varacağını sorgulaması gerekir. Bir fikir vermesi açısından bugünkü habere dikkat çekmek gerek: Hindistan’da ten beyazlatıcı krem satışları patlamış.

    Güzellik tanımını sahte, imkansız ve hatta sağlıksız kavramlara yönlendiren yaygın bir medya dayatması söz konusu. Milyonlarca insanı ten renginden bile soğutacak kadar özgüven yıkımı yaratabilen bu zehirli yaklaşıma lanet olsun!

  • Korunan Türk Spermi, Yüzde Kaç Türk? Hangi Türk?

    “Türk Soyunun Korunması” için, yurtdışından sperm ithaline hapis cezası verilmeye başlanması haberinin aslında tartışılacak çok yönü var. Yasanın kendisini mi, sperm bankalarını mı yoksa gerekçesini mi tartışmalı bilemiyorum… Fakat bütünün içinde sanırım en can alıcı ve onyıllardır çözüme varmayan konu “Türk soyu” meselesi.

    Ömer’in eleştirdiği kadar sert olmasa da “Türk soyu”nun sperm ve kan ile baside indirgenmesini ve bu şekilde koruma çabalarına anlam vermek güç. Bazıları görmezden gelse de Türkiye Türk’ü olarak da yansıtılan Anadolu insanı, genetik olarak asla safkan Orta Asya Türk’ü olmadı. Bu yıllardır tartışılan konuyla ilgili bundan yalnızca birkaç sene önce nihayet ilk defa bu kadar kapsamlı olan bir araştırma makalesi yayınlandı (bkz. Makalenin bizzat kendisi).

    Bu ve benzeri BİLİMSEL araştırmalar sonucunda bakın Anadolu insanı ne kadar “Türk”, ne kadar “kimlerden”:

    "Anadolu Gen Haritası" (kaynak: Vikipedi)

    En yüksek oranlı olan genlere bakınca sıralama şöyle çıkıyor:

    1. 24% – Yakın doğu ve batı Asya’da yaygın gen. (Sanırım bu bildiğimiz anlamda Orta Asya TÜRK soyunun oranı).
    2. 14.7% – Orta Asya ve Batı Avrupa’da yaygın gen
    3. 11.3% – Balkanlarda yaygın gen
    4. 10.9% – Kafkaslarda yaygın gen
    5. 9% – Arap yarımadasındaki yaygın gen

    Orta Asya ve Kafkasların dışında Büyük Selçuklu dönemindeki harmandan kalma Fars genleri, Sibirya, Altay dağları ve hatta Horasan bölgesi (Hint/Afgan Türkleri) de “bizden” sayılsa bile “Türki Soy Geni” oranı en fazla %60 civarında seyrediyor. Bu oranı “Kayı boyu”na indirgersek %30’u geçmediği kesin.

    İşte bu hesapla bile ortaya çıkıyor ki, bu “Türk soyu”nun sperm ve gen ile hesaplanması yaklaşımı baştan mantıksızlık üzerine kurulu.

    Halbuki Türk soyu dendiğinde büyük Türk kültürü akla gelmeli. Hitler tavrıyla safkan kalma hevesi yerine tarihindeki diğer kültürlerle alışverişinden kazandığı zenginlik vurgulanmalı. “Türk spermini korumak” yerine “Türk Kültürünü yaşatmak” hedeflenmeli.

    En nihayetinde beni Türk yapan damarlarımdaki kan değil, kalbimdeki sevgi ve beynimdeki kültürüdür.

  • Zaman'ın Tirajını Meşrulaştırma Mücadelesi

    Zaman gazetesi yıllardır bir tiraj ispatlama derdinde. Bunu Zaman’ı takip edenler hissetmişlerdir. Zaman gazetesi editörü Ekrem Dumanlı yıllardır en az haftada bir Zaman’ın ne kadar çok büyüdüğünden, demokrasi (?!) ve eşitlik için ne kadar hayati bir gazete olduğundan bahseder. Her gün o en gözönündeki yazının sonuna tirajlar iliştirilir. Bu tavırla Zaman, Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’i en büyük gösterme çabasını bile sollamıştır.

    Boş teneke çın çın öter derler. Bu sözün haklılığını şu kısacık ömrümde yüzlerce defa gördüğüm için kendini övmeye çalışan adamdan da aynı sebepten şüphelenmek gerektiğine inanırım.

    Bu şüphem aslında belli bir bilgi ve gözlem birikimine dayanıyor. Artık Zaman’ın Gülen Cemaati ile olan kan bağını bilmeyen kalmamıştır. Gülen Cemaatinin tüm yayın ve eğitim kurumlarındaki bu “kendini büyük gösterme” gayreti Zaman gazetesinde hat safhaya çıkıyor.

    Bu noktada “tiraj” kelimesinin tanımını yapmak gerek.

    Eğer tiraj, “basılıp parası alınan gazete sayısı” demekse, Zaman gerçekten iddia ettiği kadar büyük bir gazete bu açıdan. Zaten Gülen cemaati üyelerinden hepsi EN AZ 1 Zaman abonesiyken aksi beklenmemeli.

    Eğer tiraj, “gazeteyi okuyan kişi sayısı” olarak yorumlanacaksa Zaman gerçekten bugünkü haberlerindeki gibi yapay tartışmalara muhtaç demektir…

    Zaman gazetesini, severek ve gerçekten onu seçtiği için okuyan küçümsenmeyecek bir kitle var. Bunu kabul etmek gerek. Fakat Zaman tirajlarının kabaca sallarsam en az yarısının cemaat içi “mahalle baskısıyla” satılmış abonelikler olduğunu tahmin ediyorum.

    Bu yorumlarımda daha ılımlı yazmış olmak isterdim fakat biliyorum ki o iyi niyetli masum cemaat üyeleri “hayır işi”, “derneklere bağış” veya “öğrencilere burs” niyetine bu aboneliklere girmeye yönlendirilirken, cemaat patronları onlara “daha fazla abonelik getirin” baskısı yapmaya devam ediyor. Sonuç ise bir çekirdek aileden alınan 3-4 abonelik sayesinde sağa sola dağıtılan gazeteler.

    Bu şekilde parası toplanıp sonra apartman girişlerine bırakılan gazeteleri tirajdan saymak ise benim iyi niyet sınırlarımın kaldıramayacağı bir durum.

  • Yargı Reformuna Darbeci Kalkanı

    12 Eylül Darbesi ManşetAK Parti yine yaptı her zamanki cinliğini ve Yargı Reformu paketine Darbecilere yargı yolunu açan maddeyi de sokuşturdu. Çok tartışılan “yargı reformu” konusunda “Darbe karşıtlığı” kalkanını kullanarak millet önünde yeni bir koz elde etme hesabına girişmiş oldu.

    Bu ek olmasaydı yargı reformu kendi içinde tartışılacak, yargı kanadı reformun başka türlü olması gerektiğini savunmaya devam edecek, hükümete yakın kişiler “özgürlük, halkın iradesi” gibi yargıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan sıfatlarla konuyu kurcalayacaktı.

    Artık işler değişti. Bu pakete karşı çıkanlara “darbecileri koruyor” diye çamur atabilecekler. Örneğin CHP oltaya düştü bile. Maddenin ayrı gelmesi halinde destekleyeceklerini açıkladılar. Halbuki artık hepimiz biliyoruz ki AK Parti bu maddeyi araya bilerek sokuşturdu, ki neden ayırsın bu dakikadan sonra…

    Bu gidişin sonucunda her halükarda AK Parti istediğini alacak gibi görünüyor. Bilerek ve isteyerek muhalefete iki ucu keskin bıçak uzatmış oldular. Ucundan tutan kan kaybedecek. Bunu daha önce de çok yaptılar ve hep karlı çıktılar. Yine farklı olmayacaktır.