Kategori: Yorum

  • Bugün Dünya Tersten Kalkmış Galiba

    Bugün haberlerde anlam veremediğim bir terslik var. Ardı ardına komik zıtlıklar karşıma çıkıp duruyor. Böyle toplu olarak üzerime gelen “şaka gibi” haberlerden ne anlam çıkarmalı bilemedim. Bir de siz bakın da bana açıklayın.

    .

    “Huzurlu Yaşam” İçin Tabanca Ödüllü Atış Yarışması

    ?!. Ben şahsen mantığını çözemedim. Aklıma “Bowling For Columbine” belgeselinde Amerika’da suç oranının en çok olduğu bölgelerdeki silah kullanımı geldi… Yahu bu insanlar hiç bi araştırmaz, hiç mi okumaz da böyle maganda usulü yarışmalar düzenler? Ama günahlarını almayayım, elde edilen gelirle “lokal” yapımı desteklenecekmiş (!)…

    .

    Aydın(!) Kişiden Hakkındaki İddiaya Bilgi ve Görgü Dolu Cevap: “Argo sözlüğümü yuttururum… Kafanı b.k kavanozuna sokarım”

    Bu adam 150 ciltlik ansiklopedi yazsa kaç yazar… Ne diyim şimdi… Tövbe Estağfurullah.

    .

    Devlet Başkanı Açlık Grevinde

    Bolivya Devlet Başkanı Morales seçim tarihlerinin kesinleşmesi için 14 işçi ve sosyal topluluk lideri ile birlikte açlık grevine başlamış. Japonya’daki “kriz geçene kadar yalnızca pilav yiyeceğim” açıklamasından bu yana gördüğüm en yerinde devlet yöneticisi tepkisi. Gel de Güney Amerika’yı sevme.

    .

    Brezilya IMF’ye Kredi Verecek

    Gören de zanneder ki IMF’ye G20’de ayrılan pay yetmemiş, Brezilya refahtan boğulmuş “acaba bugün nereye para dağıtsam” derdinde, garibim IMF’de fakir fukara kuruluşu… Haberin içeriğini okuyunca biraz anlamlı olsa da geneline bakıldığında garipsenecek bir durum.

    .

    Yarım saatte elle tutulur bir gelişme görmedim. Yalnızca bu 4 haberdeki terslik dikkatimi çekti. Bu yüzden irkildim, bugünkü haberlerden korktum. Bu işte bir terslik var. Daha da bakmam bugün haberlere…

  • Erdoğan’ın “Komünist Açılımı”nı Destekliyorum

    1mayisicimizi01

    Dün de büyük bir heyecanla yazdığım üzere, 1 Mayıs’ın resmi tatil olmasını her koşul altında destekliyorum. Bugünkü görüşmelerin ardından 1 Mayıs’ın resmi tatil olmasının önü iyice açıldı (Bkz. 1 Mayıs tatil, Taksim tartışılıyor). Taksim tartışmaları süredursun, bana göre önemli olan kısmı geride kaldı, bundan sonra eninde sonunda Taksim meydanı da 1 Mayıs için kullanıma açılacaktır. O konuda da içim rahat.

    Bugün babamla konuşurken babam Erdoğan’ın 1 Mayıs’ı resmi tatil yapma “açılımını” espriyle karşıladı. “Komünist Bayramı dedikleri şeyi şimdi kendileri bayram mı yaptı?” diye güldü, gülüştük. Şaka bir yana, yine de sevindik. 1 Mayıs ne komünist bayramıdır ne de liberal patronların işçilere verdiği sus payıdır. Emeğe saygıdır ve hatta az bile gelir. Bu yüzden Başbakan Erdoğan’ın bu “Komünist açılımı”nı sonuna kadar destekliyorum.

    .

    Antalya’daki sürpriz galibiyetin ardından saçma sapan şımarık tavırlar sergileyen CHP ile çirkelip eziğe yatan AKP’nin konu hakkındaki didişmesinden şahsen sıkıldım. Bu konuda son örnek olarak Zaman’da taraflı bir başlıkla manşete taşınan (görmek için tıklayın), aslen Hürriyet’te yazılmış bir yazıya (okumak için tıklayın) aynen katılıyorum. İşin en acı yanı, yeni seçilen başkanın ardarda çıkan ayıplarına karşı eski başkanın genel olarak “iyi yönetmişti” şeklinde basına yansıması. Umarım yeni başkan ve CHP örgütü bu ilk heyecanla kapıldığı şımarma dalgasından hemen kurtulur ve işine bakar.

    .

    test_6

    Davos’tan açıklanan rapor ile Türkiye birçok konuda vasat olarak göze çarptı. Bahsi geçen raporda yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konularında vasatın da altında sıralanmış olmamız endişelerimi hatırlattı. Yargı bağımsızlığı zaten Ergenekon davası kapsamındaki olaylar ile sürekli gündemde. Basın özgürlüğü konusunda ise tahammülü geliştirmek yasaların da ötesinde bir konu. Başbakan Erdoğan’ın mizah dergilerine açtığı davalardan kazandığı gelir de bunun herhalde en güzel örneği.

    Bir gün Türkiye’de sanatın her dalının, mizahın her türünün, fikir paylaşımının her ortamının halk tarafından desteklenmesi ve yasalar tarafından korunması dileğimle…

  • Deliye Her Gün Bayram; İşçiye, Çiftçiye Bayram Haram.

    090408-1mayis11

    Az önce güncellenen bir haber ile, geçen seneki 1 Mayıs olaylarının anısı hortlamak üzereyken, birden umutlanıverdim. Habere göre Başbakan Erdoğan 1 Mayıs’ın resmi tatil olması ile ilgili görüşmelerin sinyalini vermiş (Bkz. haberin tamamı). Haberde kesin bir tavır bulunmasa da, ilgili görüşmelerin başlaması bile umut verici bir gelişme olarak beni sevindirdi. 24 saat içerisinde bu görüşmenin sonuçlarını görmüş olacağımızı umuyorum.

    1 Mayıs’ın TEKRAR resmi tatil ilan edilmesinin ne kadar önemli olduğunu 1 Mayıs haftasında yazmayı düşünüyordum. Bu sayede biraz daha erken değinmiş oldum.

    Dünya’da bir çok ülke halihazırda 1 Mayıs’ı “İşçi Bayramı” olarak resmi tatil ilan etmiş durumda. Çoğu ülkede bizdeki kadar etkin toplantılar ve kutlamalar olmasa bile, ismi konmuş olması bile bir adımdır. Gerçi akla hemen bunun bir rüşvet olduğu fikri gelse de, bardağın boş tarafını işaret etmekten veya paranoyaklaşmaktan öteye geçmez bu varsayım.

    Türkiye’nin Özal döneminden beri uyguladığı gelişme politikaları hep ekonomi ağırlıklı, sermaye çekme ve büyütme temelli oldu. Bu süreçte apolitikleştirilmiş toplumumuz dahilinde de defalarca çalkantılar yaşadık fakat her nedense olayların siyasi yönlerinden çok parasal boyutlarına odaklandık. Olaylara bakış açımız resmen evirildi ve ekonomiye çevirildi.

    Uzun süredir sürdürülen ekonomi temelli devlet politikamızın aksine, bana göre kalkınmanın temelini üretim oluşturmalıdır. Çünkü, hayatın temeli üretimdir. Türkiye, bu konuda özel imkanlara ve kaynaklara sahip sayılı ülkeden birisi olmasına rağmen, yıllardır bu fırsatları değerlendirmeyi değil de başkalarının yöntemlerini denemeyi ısrarla tercih etti. Bu noktada Atatürk’ün Türk toplum yapısının ve coğrafyasının tarım ve üretim ağırlıklı büyümeye olan yatkınlığı ile ilgili fikirlerini hatırlıyorum ve ileri görüşüne bir kez daha hayran kalıyorum. Bana göre bugün de 85 yıl öncesinde olduğu gibi, Türkiye’nin kalkınmasındaki temel öğe üretim, üretimindeki temel madde de tarım olmalıdır.

    Bu sebeple yeri gelmişken belirtmek istiyorum ki “1 Mayıs İşçi Bayramı” zamanla oluşturacağını umduğum “işçi” kültürü sebebiyle hayati önem taşır. Aynı şekilde çiftçilerin TEKRAR sendikalaşması da bu bağlamda ikinci madde olarak aklımda, fakat bu konuda henüz hiçbir yaklaşım göremedik. Başbakan’dan bir güzellik de bu şekilde gelse hoş olmaz mı? (Çiftçi Sendikası 2009 Mart ayında kapatılmıştı)

    1 Mayıs İşçi Bayramı’nın resmi tatil olması ile ilgili gelişmeler için Perşembe akşamını dört gözle bekliyorum…

  • Hüseyin Abi Ne Ettin? Daha Karpuz Kesecektik?..

    090407-obama-irak-vl-01grid-4x31

    Son 48 saat Türkiye’de Barack H. Obama rüzgarının etkisinde geçti. Rüzgar gibi gelip, uçaktan koşaradım inen Hüseyin Abi, aynı hızla Türkiye turunu tamamlayıp, benzer bir çeviklikle de Irak’a geçti. Heyecanın etkisinden olsa gerek, sürpriz(!) Irak ziyaretinin şokunu bile hissedemedik.

    Bu 48 saatin benim gözümde önemli ayrıntılarını sıralayacak olursak:

    • Medya ve hükümet abartılı bir heyecan ve sevinçle bu ziyareti bekledi, karşıladı, bizlere yansıttı.
    • Obama etkileyici bir giriş yaptı. Etkileyici bir konuşma yaptı. Etkileyici cevaplar ve açıklamalar ile herkesin takdirini topladı. 2-3 dönemde bir beliren “umut verici ABD başkanı” sıfatını Clinton’dan bile fazla hak edecek şekilde hepimizi bir şekilde etkiledi.
    • Muhalefet temkinliydi. Özellikle MHP’nin açıklamalarının tümü yerinde ve mantıklıydı. Benim şahsi takdirimi kazandı.
    • Gençler Obama’ya çok güzel sorular sordular, fakat yeterince sıkıştıramadılar. Obama’nın kıvrak zekasına ve tarzına denk soru soran çıkmadı.
    • Şüpheciler dahil (bkz. bendeniz) hepimiz Hüseyin Abi’yi sevdik, saydık (Bkz. Arap dünyası bile çok memnun). Komplo teorilerine olan inancımızı seyrelttik.
    • Hızlı geldi, çabuk ayrıldı… Tadı damağımızda kaldı… “Hüseyin Abi, ne ettin? Daha karpuz kesecektik?..” diyesimiz geldi.
    • Obama, çaktırmadan Irak’a gitti. Şüphecilerin (bkz. bendeniz) komplo teorileri yeniden akla geldi… Bu defa da “Hüseyin Abi, ne ettin? Önceden söyleseydin ya?” diyesimiz geldi. “Buraya kadar gelmişken Irak’taki askerlerin de bir gözlerinden öpeyim” numarasını yemedik.
    • Sonuç olarak geneline bakıldığında, ayrıntılara takılmayan çoğunluk pek memnun kaldı. Somut olarak hiçbir şey değişmedi. Ne biz ne Ermeni Diasporası malum konudaki yaklaşımdan memnun kalmadı. Yani özetle: “Hüseyin Abi, bunu saymayız. Gene bekleriz.

    Bu sırada AB konusunda ABD’nin etkisiz olduğu yorumunu her iki taraftan da resmen duymuş olduk. Bilhassa son gelişmeler ile Fransa’nın üyeliğimize karşı yerini pekiştirdik (Bkz. son örneği Fransa Dışişleri Bakanı’nın açıklaması). Avrupa’nın din ve laiklik yaklaşımının da AK Parti yaklaşımından çok uzak olduğunu tekrar görmüş olduk.

    Laiklik demişken, Belçika laiklik ilkesine bağlı kalınması ve halk içindeki ayrımcılığın ortadan kalkması için okullarında türban yasağı için bir adım daha attı (Haber için tıklayın). Vakti geldiğinde bugün AB yanlısı olan AK Parti’nin Avrupa’nın laiklik tanımı ile kendi tabanının isteklerini nasıl aynı kapta eriteceğini merakla bekliyorum.

  • Hüseyin Abi’nin Nasihatları

    obama

    Dünkü yazımda açıkladığım sebeplerden ötürü şahsen artık tüm samimiyetimle “Hüseyin Abi” olarak gördüğüm Sayın Obama, bugün milletimize vekilleri aracılığıyla seslendi. Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu’nu takip ettiğini söylediğinde eriyip biten, çocuklar gibi şen halde şakşaklayan vekiller içimi cız etmiş olsa da, Hüseyin Abi genel olarak çok akılcı konuştu.

    Obama, daha Demokrat Parti içerisinde Hillary Clinton ile yarışırken bile konuşmalarında sade, temiz (kimseyi gocundurmayacak ince ayar çekilmiş) ve ne olursa olsun doğru söyler havasındaydı. Bugün de aynı şekilde bizlere seslendi. Kendisini bu açıdan çok takdir ediyorum. Söylediklerinin kulağa hoş gelmesinden ve dürüst olmasından dolayı umutla, ihtimali bile güzel olan, “Obama ile gelecek değişim” hayallerimi bir kenarda saklı tutuyorum. Bunların dışında bu güzel ve uzun konuşmanın arasından gözden kaçırılmaması gereken ayrıntıları da ortaya sermek gerek. Aksi takdirde az önce bahsettiğim umutlarım gerçek olmazsa, bir kez daha darmadağın olma ihtimalimizi de emniyet sibobu niyetine bir paranoya olarak diğer kenarda saklamak da özel gayretim. Huyum kurusun, ayrıntılara çok önem veriyorum.

    Hüseyin Abi barışçıl bir insan. Arabuluculuk konusunda Başbakan’ımızla da kapışır. Dün Ermeni lobicilerine “soykırım” ifadesini kullanarak sözler verdi, bugün de bizlere “Abi” nasihatlarıyla “hadi öpüşün barışın” tavrı sergiledi. Şaşılacak bir şey yok. Özenle, “soykırım” kelimesini kullanmadan “geçmişinizle barışın, yaptınız pislikleri, kabul edin, özür dileyiverin, olsun bitsin” tavrını bir güzel yedirdi. Allah’tan bu yorumlara bizim vekillerimiz Hido ve Mehmet Okur’a atladıkları gibi sazanlık yapmadılar (Haber için tıklayın).

    Obama’nın konuşmasında, diğer konulara yaklaşımını merak etmediğim gibi, hayati de bulmadığımdan dolayı burada değinmeye değer de görmüyorum. Keza diğer konularda hep beklenen sözleri duyduk. Obama, seçim kampanyası öncesinde, sırasında ve sonrasında gösterdiği “doğru” konuşma becerisini burada da gösterdi. Olması gereken şekilde, vermesi gereken mesajları, beklenen şekilde tek tek verdi. Hiç de şaşırtmadı. Tebrik etmek lazım, bu bile çoğu zaman insanları etkilemeye yeterlidir.

    Gelelim Obama’nın Türkiye ziyaretinin bizim için ve Dünya için ne anlam taşıdığına…

    Dün de yazdığım gibi, TRT’nin Dünya Şampiyonu olmuşuzcasına “Barack Hüseyin Obama Türkiye’de” şeklinde ekrana yazmasından çıkardığım üzere biz bu ziyarete pek bir sevinmişiz. Ziyaretin önemi ve içeriğine verilmesi gereken dikkat konusunda ben dahil herkes hemfikir. Fakat ben bu heyecan ve sevince bir anlam veremiyorum.

    Bugün Zaman da haberi verirken aynı sevinç ve neşeyle Hüseyin Abi ve bize karşı duyduğu sıcak sevgiyi vurgulamış (Haber için tıklayın)… Türkiye zaten uluslararası arenada adından sıkça söz ettiriyormuş ve gündeme yerleşmişmiş… Haberde Obama’nın ziyareti için “ilk müslüman ülke ziyareti” denip durmuş. Ardından da Müslüman alemine verilen mesajlar vurgulanmış…

    Öncelikle Türkiye, “Müslüman ülke” değildir. Fransa nasıl “Hristiyan ülke” değilse, Türkiye de “halkının çoğunluğu Müslüman olan ülke”dir. Bazı yayın kuruluşları bunu bilerek veya bilmeyerek çarpık sunmuş. Biraz taraflı buldum.

    Ayrıca Obama müslüman alemine mesajlar falan da vermedi. Yalnızca “ABD, İslam alemi ile savaşta değildir” dedi. Obama ilk günden beri İslam alemine yapacağı konuşmayı bir “Müslüman Başkent” ziyaretinde yapacağını söyleyip duruyor. Bu da onun ilk “Müslüman ülke” ziyareti olacak, kaç kere söylediler. Bu kapsamda hem Ankara bir “Müslüman Başkent” olmadığından hem de Obama o konuşmayı burada yapmayacağından, bu yorum da hatalıdır. Bu tür durumlar işine geldiği gibi yorumlanmamalı.

    Gelelim Dünya’nın bu konuda ne düşündüğüne (Bkz. bir örnek – Yahoo News Haberi)… Çok uğraşmaya gerek duymadım. Keza nereyi açsam benzer yorumlar buldum. Öncelikle bu ziyaret için “Avrupa gezisinin son durağı” denmesi, bizim sandığımız gibi “Obama ilk bize geldi, aman ne hoş” havasına biraz ters. Diğer bir yandan da “Avrupa gezisi” dahilinde sunulmamız, yaşamış görmüş birisi olarak batıdaki cahillerin Türkiye’yi Afrika veya Ortadoğu ülkesi sanmasına karşı güzel bir anlam taşıyor. Ama ne olursa olsun, büyütmemek gerekir. En nihayetinde Obama bizi ziyaret etmeyecek de kimi edecek? Halen muhtaç oldukları sayılı ülkeden birisi Türkiye, farkedebilene…

    Yabancı yorumların çoğunda da ısrarla “Müslüman Müttefik” olarak anılmamız beni az önce yazdığım sebepten dolayı özel olarak rahatsız etti. Hani şu meşhur BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) komplo teorilerini destekler şekilde bir ortak ağız yapılması durumu sezinledim. (Kurcalamaktan şimdilik kaçınarak, sitemimi belirtip, boynumu büküp, devam ediyorum…)

    Son olarak farkettiğim acı gerçek de, dış kaynakların yorumlarından hiçbirisinde “tarihi bir ziyaret”, “sıcak ilişkiler” veya “müslümanlara mesaj” gibi durumlar bulunmaması. Anlayacağınız, ısrarla “kendin çal kendin oyna” döngüsünde takılmaya devam ediyoruz.

    Madem durum budur, ben de oynarım…

    Haydi eller havaya! Oh ooh! Biz biliyoruz da mı oynuyoruz? Oturmaya mı geldik!

    obamakemanciihlarge1

    Bu arada Hüseyin Abi’nin bizi sevdiği kadar sanatımızla da ilgilendiğini belirtmem gerekir. Bizden bile çok önem veriyor olabilir duruma göre… Ya da sanırım ters açıdan bakmak gerek, biz ondan bile az değer veriyor olabiliriz bazı durumlarda… Örneğin bugün İstanbul Gösteri Merkezi yandı bitti kül oldu. Sabotaj olma ihtimali iddialar arasında. Merkezin yöneticisinin “Belediye 5 yıldır burayı yıkmak istiyordu, mahkemeliktik” açıklaması çok ciddi bir itham. Umarım bu derece saçma olan, belediye zihniyeti değil de iddiacının varsayımıdır. Dileğim odur ki, zar zor ayakta duran sanatımız iyice yerle bir olmasın, küllerinden daha da güçlenerek yeniden doğsun.

    .

    Biz Hüseyin Abi’yi ağzımız açık izlerken, yanan gösteri merkezinin de çok ötesinde, Rasmussen, “PKK ile bağı bulunursa ROJ TV kapanabilir” dedi. Kesin konuşmadı, ama olabilir! Ayrıca bağlantı bulunursa… Neden olmasın?.. Yerseniz.