Etiket: Hugo Chavez

  • Devlet Başkanı Çadıra, Vatandaş Lüks Otele

    Güney Amerika haberleri bizim basınımızda neredeyse hiç yer almaz. Yer alsa da çoğu zaman “dostumuz” Amerika’nın sinirini bozacak bir şey yaptıkları için ya da magazin haberine benzediği için oluyor her ne hikmetse. Dolayısıyla bu tür haberlerin gündem olması çok zor. Halbuki değişen dünya dengelerinin ne yöne gittiğini görmek için Güney Amerika’yı çok yakından takip etmek, çok iyi anlamak gerekiyor.

    Son habere göre, Venezuela lideri Hugo Chavez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı bırakıp, Kaddafi’nin hediye ettiği çadıra taşınıyor. Sebebi de sel felaketinde evsiz kalan vatandaşlardan olabildiğince çoğunu kendisinin ve muhafızlarının yerine Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yerleştirmek. Daha önce de felaketzedelerin lüks otellerde bedava kalmaları emrini veren Chavez’i acaba bizde olsa örnek alacak lider olur muydu?

    Maden kazasına kader diyen, eylem yapan işçilere anarşist, öğrencilere terörist diyen bir yönetimin acaba bu tür “sözde değil özde” halkçı bir harekete yeltenmesini ummak ne derece bir saflık olur?

    Yeni oluşan dünya dengelerinde bir tarafta uzun süredir “müttefiklerimiz” olan kapitalizm temelli ülkeler, diğer yanda ise “emperyalizm karşıtı” eksendeki, çoğu zaman halkçı ülkeler var. Dolayısıyla Türkiye’nin geleceği için bizden uzak bu diğer gruptaki gelişmeleri, liderlerin ve halkların eğilimlerini gözden kaçırmamak gerek. Kim bilir, belki bu “asi ülkelerden” de öğreneceğimiz bir şeyler çıkabilir.

    Güney Amerika haberleri bizim basınımızda neredeyse hiç yer almaz. Yer alsa da çoğu zaman “dostumuz” Amerika’nın sinirini bozacak bir şey yaptıkları için olur her ne hikmetse. Dolayısıyla bu tür haberleri duyurmak, değişen dünya dengelerinin ne yöne gittiğini görmek için Güney Amerika’yı çok yakından takip etmek, çok iyi anlamak gerekiyor.

  • Dünya Kaynıyor, Biz Kendi Yağımızda Kavruluyoruz

    Son haftalarda sürekli Dünya’da olup bitenle, Dünya’daki bariz değişim ve gidişatın henüz renk vermeyen ama yönünü belli eden belirtileriyle ilgili fikirlerimi belirttim. O sırada Türkiye’de olup biten olaylardan, gazetelerin ne kadar da yanlış noktalara takılıp halkı gaza getirdiklerini eleştirdim. Bugünkü haberlerde bunların hepsini topluca gördüm. Artık ben bunlara işaret etmekten yoruldum, ama bizimkiler uyanmamakta ısrarlı.

    Moldova’da oylar tekrar sayıldı ve artık resmen Avrupa’nın Komünist hükümete sahip ilk ülkesi oldular. Avrupa Birliği’nden gelen tepkiler, Romanya merkezli liberal kışkırtma ve ayaklanmalar çok ses getirmedi. Zaten çıkan ayaklanmada ellerinde Romanya bayrağı sallayan eylemcilerin vatanseverliği de ne derece etkili olabilirdi ki? Sonuç olarak %49.9 oy almış Komünist Partisi’nin önüne hiçkimse geçemedi. Rusya da tabi ki hemen ortamda bitiverdi. Kriz sonrası Güney Amerika’dan Avrasya’ya sıçrayan sol akım elbette ki AB’yi korkutuyor, Rusya’yı tarihi dolayısıyla güçlendiriyor… Biz ise bunları hala görmezden geliyoruz, basın tarafından aradan kaynatılmasına mağruz kalıyoruz.

    Güney Amerika’da da benzer değişimler oluyor. ABD’nin bile Küba’ya karşı tavrı değişim gösteriyor. Chavez’in halkın %94 desteğiyle başta olması, ABD’deki krizin de etkisiyle birleştiğinde bazılarının cüretkar sanabileceği şeyler oluyor (Chavez Obama’ya “Kızılderililere 500 yıldır yapılan sömürge zulmü” ile ilgili kitap hediye etti). ABD ilk defa Amerika birliği veya ticaret anlaşmaları için Güney Amerika ile eşit ortaklık sözü ediyor, etmek zorunda kalıyor, ya da her neyse… Dengeller değişiyor. Dünya yeni düzenine evrimleşirken herkes kendine uygun bir yer edinmeye, Dünya’yı kendi yönüne olabildiğince çekmeye gayret ediyor. Biz ise bunları hala görmezden geliyoruz, basın tarafından aradan kaynatılmasına maruz kalıyoruz.

    Şu yazıda yazdığım üzere ve bu yazıda verdiğim bir haberdeki gibi, Somali’deki “korsanlar” belki de yalnızca emperyalizme karşı mücadele veriyor olabilir. Belki de bu yola zorlanıp kullanılıyor olabilir. Bugünkü haberde de söylediği gibi, Somali de artık şeriatla yönetilecek. Peki hangi ülkelerde şeriat etkileri var, hangi ülkeler ABD’nin savaş açtığı ülkeler? Farkettiniz mi hiç iki liste de aynı? İran, Afganistan, Pakistan’ın bir kısmı, Somali… Bu gidişin sonundaki olası “tasarlanmış” savaş yalnızca bir komplo teorisi olabilir mi acaba?

    Dünya kaynarken biz büyük resmi göremiyoruz. Kendi yağımızda kavrulmaya ısrarla devam ediyoruz. Sırf bu yüzden dibimiz tutmak üzere.

    Ergenekon’u yargıya bırakmıyoruz. Yapay olarak ikiye ayrılıyor(veya ayrıltılıyor), eylemlerle veya taraflı haberlerle kendi kendimizi yakıyor, yerimizde sayıyoruz. Herkes yalnızca kendi işine gelen şekilde olayları inceliyor, yetmezmiş gibi bunu toplumsal olaylara çevirmeye gayret ediyor. Bu sırada Dünya’daki gidişatı, kaynayan kazanın dibini göremediğimiz için de hala bazı ülkeleri anlamsız yere gözümüzde büyütüyoruz.

    Dünya değişiyor ve büyük ihtimalle gelişiyor. Bizim de olması gereken yerimizi almamız için artık kendi kendimizi paralamayı bırakıp, Dünya’da fark yaratacak şekilde tavır takınmamız gerekiyor.

  • Yok Artık! x 4

    “Yok artık!” dedirten haberleri çok severim. Biraz güldürür, biraz da düşündürür. Nasreddin Hoca misali, özünde çok komik olmasa da, yine de gülümsetmeyi başarır sunuluşundaki saçmalıktan dolayı.

    Bu hafta kafama kazınan bir habere bugün de 3 yenisi eklenince kendi kendime “yok artık!” dedim. Geçenlerde yazılarımı günlük haberlerden daha sık esinlenerek yazmaya karar vermiştim. Özellikle kriz, seçim ve Dünya’daki değişim rüzgarı bu fikri doğurmuştu. Ayrıca gündemden etkilenmeden nereye kadar fikir yazabilirdim ki? Derya değilim, derviş değilim…

    Gelelim “Yok artık!” demeye:

    .

    Bülent Uygun’a “Ergenekon” Sorusu!

    Yok artık! “Bülent Uygun asker selamı yapıyor diye mi içeri alındı acaba?” diye düşündüm ilk gördüğümde… Meğer sanıklardan birisinin eşinden eski bir ev almış. Aman siz siz olun, alışveriş yaptığınız bakkalın bile geçmişini araştırın. Sizi de Ergenekon’dan almasınlar sonra. Ergenekon haberlerinde çıkan herkesi sanık, her sorgulananı da çete üyesi sanmaktan vazgeçmenin vakti geldiğinin ispatıdır bu haber…

    .

    Hugo Chavez: “Rusya’ya hava üssü verebiliriz”

    Rusya: “İhtiyacımız yok, istersek ABD’ye kadar tek seferde gider, geri döneriz!”

    Yok artık! Neden veresiniz? Neden ABDye gidip gelecek kadar? Neden uçaklarımız dünya turu atacak kadar demediler de doğrudan hedef gösterdiler? Bu yüzden haftanın, hatta bu yılın en komik açıklamalarından olacaktır bu konuşma. Yıllar sonra dengelerin iyice değişmesi durumunda da hatırlayıp gülmeye devam edeceğiz muhtemelen.

    Dünya’da değişen, yenilenen ve sonunda tepetakla dönecek olan düzeni ve güçler dengesini görmek için ayrıntıları takip etmek gerek. Yıllardır Dünya düzeninin değişmesini uman birisi olarak bu ayrıntıları kendimi bildim bileli takip etmeye çalışıyorum. Şöyle söyleyebilirim ki değişim, sandığımızdan da olası ve yakın. İçimiz rahat olsun.

    Hemen telaşa kapılmaya gerek yok bu arada… Değişim gayet barışçıl ve akılcı yollarla olacaktır. Tek gereken, güçler dengesinin tek taraflılıktan çoğulcu düzene geçmesi. Ayrıntılarını buraya yazmak mantıklı olmaz fakat eski dengelerden nasiplenen parazitlerin telaşı da sırf bu yüzden. (Bkz. dünkü plazma televizyon meselesi; Bkz. “Para” yazı dizisi)

    .

    Diaspora: “Türkiye Ermenistan ile Diaspora’nın arasını açıyor”

    Yok artık! Biz de işi gücü bıraktık bunlarla uğraşıyoruz sanki. Ayrıca senin anavatanınla aran açılıyorsa bunun suçlusu kimdir? Açılmıyorsa, bu şekil açıklamalarla suçlama yapıyorsan bu ne kadar dürüst ve adil bir yaklaşımdır? Tarihindeki olayların hesabını sorduğunu savunan bir akıl, bu şekil beyanlarla kendi hakkını arayamaz. Hak aramanın yolu, hakkını vermektir…

    .

    Başbakan Yrd. Cemil Çiçek: “Yerel yönetim ile merkezi yönetim aynı olmazsa yerel yönetimlerin kaynağı yetmez”

    İ. Melih Gökçek, Adalet (!) Bakanı ve Başbakan’dan sonra Başbakan Yrd. Cemil Çiçek de aynı açıklamayı yaptı. Allah sonumuzu hayır etsin.

    Diyelim bu tehditlerinde ciddiler. Gerçekten diğer partilere ödenek vermemeye devam edecekler… O zaman genel seçimlerde bu taraflı yaklaşım kendi aleyhlerinde işleyecektir.

    Varsayalım yerel yönetimler hükümetten “ek” ödenek alamasın… O halde Eskişehir örneğinde olduğu üzere herhangi “ek” ödenek olmadan bile bir şehrin 5 senede nasıl 20 sene ileriye taşındığına ne diyecekler? Yapamayanlar utansın…

    Hadi onu da geçtim… Diyelim şehir bütçeleri gerçekten çok az ve merkezden yardım almadan hiçbir halt yapılamıyor… Başbakan Yardımcım bunu diyorsa buna inanmak zorundayız öyle değil mi? O halde neden hükümet olarak belediye bütçelerine toplu bir artış veya destek vermiyorlar? Madem şehirlerin parası yetmiyor, sen de tarafsız ve herkese aynı yakınlıkta olduğunu iddia ediyorsun; o halde arttırırsın bütçelerini, kim gelirse gelsin o çok önem verdiğimiz yerel yönetimler kalkınır.

    Bir kişi olsaydı bu tehditkar açıklamayı yapan, diyecektim ki boş konuştu, lafını bilmedi… Ancak Cemil Çiçek bu açıklamayı yapan 4. yetkili olduğu için diyorum ki bu işi iyice çirkin bir boyuta getirdiler.

    Adil yönetimde taraf tutulmaz.