Etiket: fenerbahçe

  • Bir ile İkinin Farkı

    2 resim arasındaki farkı bulun!

    Dün gece Bursaspor hakederek tarih yazdı. Ligin tek düzenli olarak “iyi oynayan” takımı olarak şampiyonluğu zaten çoktan haketmişti.

    Fenerbahçe ise ne yaptıysa kendi kendine yaptı. Sahte anons skandalı yüzünden kendilerini şampiyon zannetmeleri yıllarca esprilere konu olacak.

    Sözü uzatmaya gerek yok. Her Türk futbolseverin sevinmesi gereken bir şampiyonluktur bu. Çok sevdiğim bir söz der ki:

    Bir kere olan şey tesadüftür, bir daha olmaz. Ama iki kere olan şey her zaman olabilir.

    Trabzonspor birdi, Bursaspor iki yaptı. Artık herkes umutla şampiyonluğu hedefleyecektir.

    Artık anadolu kulüplerinin tümü Bursaspor’un bu sene yaptığını örnek alıp, genç yıldızlarını üç kuruş para için “büyük takımlara” satmayacak. Artık çok daha az takım yenilmemek için oynayacak. Futbol kalitesi gelişecek, sistemler oturacak.

    Bütün bunların sonunda uzun vadede İstanbul büyükleri de dahil her takım kazanacak. Ve umarım nihayet, Türkiye’de şampiyonluk gerçekten başarı sayılabilecek.

    Türk futbolunda “geliyorum” diyen bu devrim yıllardır ayak seslerini duyuruyordu. Bu kupayı kaldırmak Bursaspor’a nasip olmuş olsa da son 20 senede Anadolu takımlarına bu umut birikimini sağlayan; başta Trabzonspor olmak üzere Bursaspor, Sivasspor, Kocaelispor, Gaziantepspor ve diğerlerine kılpayı yaklaştıkları şampiyonluklar için saygılarımızı göndermemiz gerek.

    Şampiyon Bursaspor’un seyircisini, yönetimini ve takımını, topyekün hakederek kazandıkları bu başarı için hepimiz tebrik ediyoruz.

  • Hatice'yi Seviyor, Neticeden Korkuyorum

    Türk futbolunun en yaygın “resmi” yorumu şüphesiz “iyi oynayan kazansın“dır. Her ne kadar televizyonlarda bu söz ısrarla vurgulansa da vatandaş üzerinde ben kendimi bildim bileli bir etki yaratmamış bir sözdür bu.

    İlkokulda mahalle arasında maç yapmaya başladığımdan beri kendi tecrübelerim arasında en sık duyduğum söz ise “Hatice’ye değil, neticeye bak“tır. Genel futbol anlayışımızı en iyi yansıtan söz işte budur.

    Sene başında Sivasspor’a yağan tepkiler ve sene ortalarında Reijkaard’a karşı ufak ufak sızan sabırsız eleştiriler “Hatice’ye değil neticeye” bakan futbolseverlerimizin şehir veya takım ayırt etmediğinin ispatıdır.

    Yani “futbolsever”lerimizin çoğunluğu Hatice’yi sevmiyor.

    Halbuki ben Hatice’ye sevdalıyım!

    Öyle bir sevda ki benimkisi; Yapılan geleceksiz ve ileri görüşsüz yorumlar beni çileden çıkartıyor. Takımı ne kadar iyi oynarsa oynasın 3 hafta puan kaybından sonra isyan eden fanatikler beni kahrediyor. Hatalı bir kararda hakeme küfredip, hata kendisi lehine yapıldığında süt dökmüş kedi olanlar katlanılmaz geliyor.

    Ama bana göre hepsinden beteri, takımı ne kadar kötü oynarsa oynasın galibiyetlere sevinebilen taraftarlar, bu tür “başarılar” ile avunan yöneticiler…

    Üzülüyorum. Futbolumuzun kalitesi için, futbolumuzun geleceği için üzülüyorum.

    Dün oynanan Fenerbahçe Beşiktaş maçını izledikten sonra “bu sene Bursasporlu” olan bir Galatasaray taraftarı olarak en çok bu yüzden üzüldüm. Fenerbahçe kazandığı için değil; Beşiktaş yarıştan erken koptuğu için değil; Galatasaray avantaj kazanamadığı veya Bursaspor farkı açamadığı için hiç değil; Bilica’nın penaltı noktasında izinsiz sondaj çalışması yapması şaka konusu olduğu ve cezasız kaldığı için üzüldüm.

    Benim için son haftaların en büyük korkusu bu maçtan sonra iyice büyüdü:

    Ya Fenerbahçe seneye de Daum’a emanet edilirse?

    Benim gibi “neticeye değil Hatice’ye” bakan futbolseverlerin en büyük kabusu futbol katili sonuç odaklı teknik direktörler olsa gerek. Ertuğrul Sağlam, Frank Reijkaard, Abdullah Avcı, Şenol Güneş ve daha niceleri arasından çıka çıka Daum şampiyon çıkarsa ve hani olur ya, Fenerbahçe de bunu marifet sayıp seneye de tekrar onunla devam etmeye kalkarsa diye korkuyorum.

    Benzer korku Daum daha önce Fenerbahçe’yi şampiyon yaptığında da içimi sarmıştı. Korktuğum başıma gelmiş ve Daum bu sene geri gelmişti. Yine korkuyorum… Çok korkuyorum.

  • Fenerbahçe Üniversitesi

    Aziz Yıldırım kulüp dergisinde artık resmen duyurmuş Fenerbahçe Üniversitesi kurulacağını. Benim bu fikirden ancak bugün haberim olmuş olsa da meğer yıllardır düşünülen bir konuymuş.

    Koyu Galatasaray’lılar hemen “Galatasaray’ı kopyalıyorlar” şeklinde yorumlar yapmaya başlamış bile internette. Halbuki henüz neredeyse hiç bir alakası yok planlanan üniversite ile Galatasaray Üniversitesinin.

    Bir Galatasaray’lı olarak bu saatten sonra Fenerbahçe’nin üniversite açması bende de önce bu tarz bir his uyandırmış olsa da sonradan okuduklarımdan gördüm ki içerik sanırım aynı olmayacak. Fenerbahçe Üniversitesi için öncelik olarak Spor Bilimleri Enstitüsü açılması planlanıyormuş. Bu açıdan Türkiye’de spor eğitimi seviyesi yerlerde olduğu için spor açısından oldukça umut verici bir gelişme. Ayrıca bu şekilde “taklit” veya “kopya” gibi duygusal suçlamalar da elenmiş olacaktır. Fenerbahçe veya ÖzHakikiFutbolSpor farketmez. Sporda altyapı ve kurumsallaşma konularında ortaya atılacak her türlü fikri desteklemeliyiz.

    Fenerbahçe’nin bu tür bir enstitü kurmasının ardından umarım diğer kulüpler de Fenerbahçe’yi taklit ederler…

    .

    not: Galatasaray Üniversitesi de zaten taklitle benzeri yaratılabilecek bir kurum değil. Ayrıca gerek tarihi, gerek içeriği olsun, niteliği gereği futbol muhabbettine meze olacak bir kurum da değil.