Etiket: dayak

  • Mahalle Baskısı Yok, RTÜK Yasakları Var

    Hafta içerisinde Tophane’de galeri açılışında içki içen gruba saldırılması ve linç girişimi iddialarının yükselmesinin ardından Başbakan Erdoğan yine “Türkiye’de mahalle baskısı yoktur” iddiasını yeniledi. Halbuki birebir kendi yaşamımdan biriktirdiğim gözlem ve anılarıma dayanarak bile Türkiye’de her iki yöne de kuvvetli mahalle baskılarının olduğunu biliyorum. Fakat insanlar değişir, toplumlar gelişir. Sorun, yönetimden gelen baskılardır, tepeden gelen yasaklardır.

    Toplumu en çok ve derinden etkileyen kanal medya. Medyayı elinde tutanlar, medyayı kontrol edenler eninde sonunda her türlü mahalle baskısından, siyasi örgütlenmeden daha güçlü bir silaha sahip oluyor. Dolayısıyla yandaş basın, yoldaş basın bir yana dursun, bu konudaki devletin elindeki en büyük baskı organı RTÜK.

    RTÜK beşi iktidar partisi veya partilerinin, dördü muhalefet partilerinin göstereceği adaylar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce seçilen 9 üyeden oluşur. Dolayısıyla doğrudan hükümetin sözünün geçtiği bir kurumdur.

    Hükümet ile yakınlığı bilinen Zaman’da çıkan habere göre de:

    (RTÜK Başkanı) Dursun, Kanal D’de yayınlanan ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ ile atv’de yayınlanan ‘Kılıç Günü’ adlı dizilerin daha ilk bölümleriyle şikâyet rekorları kırmalarının RTÜK’ün sabrını taşırdığını söyledi.

    Bu haberden 1 gün önce ise NTVMSNBC, “Manşetin Gölgesinde” bölümünde “Kılıç Günü” dizisindeki eşcinsel erkeklerin aynı yatakta göründüğü aşağıdaki sahneye değinmiş, yönetmen Osman Sınav’ın sahneyle ilgili yorumunu yayınlamıştı:

    Görünen o ki, RTÜK’ün sabrını taşıran şeyler arasında eşcinsellik de geliyor.

    Hal böyle olunca eşcinsel olduğu için dayak yiyenler, gündüz vakti sokak ortasında boğazı kesilen travestilerle ilgili haberlere de inanmıyor herhalde Başbakan. Onlar ikna olacak mı “mahalle baskısı olmadığı”na?

    Onların yaşamı ve yaşam tarzı da 73 milyon gibi hükümetin teminatı altında mıydı?

  • İçki İçiliyor Diye Linç: İstanbul'da Mini Madımak

    “Demokrasi”, “insan hakları”, “birlikte kardeşçe yaşam” söylemleri herkesin ağzında dolanırken halen eskisi kadar cahil, akılsız ve vahşi insanlar olduğunu görmek üzücü. Daha Ramazan başlarken bu konuda korkularımı yazmıştım. Keza haksız da çıkmadık ki dayak haberini bu Ramazan da aldık. Ramazan’dan ve referandumdan sonra sakinleşiriz sanmıştım; yanılmışım…

    Dün akşam İstanbul’da sanat galerisi açılışını basan 20 kişilik grup, içki içiyor diye insanları sopalarla dövmeleri yetmiyormuş gibi bir de galeriye zorla doldurup içeriye biber gazı basmışlar.

    Nazi kamplarından, Sivas Katliamından farklı olmayan bu beyinsizlik örneği gerçekten tüyler ürpertici.

    Bu tür olayları görmezden gelmek, “birkaç kendini bilmez” diye geçiştirmek en büyük yanlış. Zaman içerisinde “birkaç” kendini bilmezin daha organize olarak, dışarıdan getirilen kalabalıklarla neler yapabileceğini görmeniz; bu konuda en büyük örnek olan Sivas Katliamı nedir, nasıl gelişmiştir öğrenmeniz; bazı basın organlarında kasıtlı olarak olayın yumuşak anlatılmasına kanmamanız için; zaman ayırıp şu belgeseli izleyebilmeniz dileğimle:

  • Dayaklarınla Hoşgeldin Ramazan

    Ramazan’ın gelmesiyle birlikte çoğumuz bugün oruç tutmaya, bazıları şimdiden “bayram” hazırlıkları yapmaya başlamıştır kesin. Fakat eminim ki her sene olduğu gibi bu sene de, Ramazan’ın kirli yüzünü, “oruç dayaklarını” göreceğiz.

    Geçtiğimiz yıllarda sık sık, oruç tutmayan gençlerin dayak yediği haberlerini çoğunlukla orta Anadolu’dan gelen haberlerde okuduk. Ben şahsen gergin siyasi ve kutuplaşma havasını düşündükçe, maalesef bu sene de aksini beklemiyorum.

    İşin kötü yanı, tartaklamanın gitgide yaygınlaşması. Birileri oruç tutmayanları dövedursun, başka birileri de haşema giyenleri tartaklamaya başlamış…Hoşgörü kültürümüz, kardeşlik türkülerimiz, komşuluk geleneklerimiz acaba nerede?..

    Demokrasi, sen nelere kadirsin!