Kategori: Blog – Günlük

  • Doğru Müşteriyi Seçmek

    Doğru Müşteriyi Seçmek

    Emlakçılık müessesesini çoğu durumda beleşe komisyonculuk olarak gördüğüm için sevmem. Yanlış anlaşılmasın, emlakçılara karşı bir garezim yok. Kavramı, uygulayıcısıyla bir tutmamak gerek. Her neyse, işte bugün Hawaii’li emlakçı müşterimden nihayet kurtuldum.

    Bu arkadaşla tanışalı 15 ay kadar oluyor. Özetle oldukça kapsamlı bir emlak portalı ve günlük binlerce emlak güncellemesi yapan bir altyapı istemişlerdi. Bunu çok ucuza ve hemen yapıp teslim etmemi fakat ödemeyi 9 aya bölerek her ay 1/9 ödeme ile yapmak istemişlerdi. Yani hem çikolata hem oyuncak hem de sürpriz olsun, yetmedi üstüne bi de ucuz olsun ve 9 taksitle ödeyelim. Yok … Ali Sami denmesi gereken bu kadına işte o zamanki çömez aklımla olur demiş bulunmuşum. Ne salaklık!

    Projeyle ilişiğimi bir şekil kesmemin ardından bile bankadan ödemelerin geri alınması talebi gönderen bu arkadaşlara bir mücadele de o yolda verdim. Nihayet 3 aylık pazarlık, 7 aylık çalışma ve 5 aylık bu son sürecin ardından özgürüm!

    Düşe kalka öğrendiğim en önemli derslerden birisi de bu: Doğru müşteriyi seçmek!

    Sizinle de paylaşayım, tecrübeyle sabit, kaçınılması gereken 3 müşteri tipi:

    1.Ucuzcu (veya ödeme konusunda mızmız) müşteri

    2.Ne istediğini bilmeyen müşteri

    3.Küçümseyen (veya megaloman) müşteri

    Ucuzcu müşterileri artık 30 kilometreden daha ilk epostadan anlıyorum. Kendi işime ilk başladığımda “aman fiyat kırayım, müşteri kaçmasın” hatasına düştüğüm için bu tip müşteriyle çok anım var. Parasını aylar sonra ödeyen, iş bittikten sonra “çok pahalı oldu, vazgeçtim” diyip giden, hiç ödemeyip maillere cevap vermeyi aniden kesen… Bütün bu tecrübelerden edindiğim ders ortak: Ucuzcu müşteriden kar edilmez. Bu tip adamlar ya bi damla kazanç getirir, ya da getirdiğinden fazlasını öyle ya da böyle uzun vadede zaman ve maliyet olarak götürür.

    Ne istediğini bilmeyen müşteri ise ayırt etmesi en zor müşteri tipi. Çünkü herkes kendini ne istediğini biliyor sanır, ve ilk başta belli olmaz neyi ne kadar bildiği. Bunun için biraz görüşmek, yazışmak, projenin ayrıntılarını çaktırmadan adama sormak gerekir. Zaten ayrıntıları sorunca kem küm demeye başlıyorsa müşteri, anlayın ki kendisi de zaten ne istediğini bilmez. Belki de bu sabah tuvalette aklına gelmiştir proje. Bu tür müşteriden kazanacağınız şey ise kocaman bir zaman kaybı olacaktır. Çünkü ne istediğini bilmeyen müşteri mutlaka ve mutlaka sonradan beklenmedik işler çıkartır. Sizin özenle verdiğiniz teklif bir anda buzdağının görünen yüzü haline gelebilir.

    Benim şahsen en eğlenceli bulduğum uzak durulası müşteri tipi megaloman müşteri tipidir. Bunlar cins olarak çok orijinal olurlar ve hepsi kendi şahsına münhasır tavırlarla gelirler. Dolayısıyla ben bu müşterileri kibarca yüksek teklifle püskürtmeden önce bir süre muhattap olurum. Sonra eşe dosta anlatacak fıkra gibi malzeme çıkar. Bu müşteri tipinin size en büyük zararı da, onları ciddiye almanız durumunda sinir ve stres sahibi olmanızdır.

    Bu adamlar ne sizin yaptığınız işi ciddiye alır, ne de “sen olmasan ben bunu zaten kendim de yaparım ama çok meşgulüm vaktim yok” modundan çıkar. “Benim yeğen de web sitesi yapıyor”, “bilmem kaç sene önce okuldayken ben de bi tane programlama dersi almıştım” veya “aslında ben de çok güzel tasarım yaparım” falan gibi saçma sapan, ölçülmesi imkansız iddialarla sinirinizi bozar. İşi küçümsediği için genellikle değerinin altında teklif bekler, işi aceleye getirmek ister ve ne olursa olsun asla memnun olmaz.

    Özetle yukarıdaki gibi bir müşteri size asla kazandırmaz, bilhassa kaybettirir. Eğer bu tiplerden birisiyseniz yalvarıyorum ya değişin ya da benden uzak durun. Eğer siz de müşteri ile muhattap olan bir işte çalışıyorsanız, siz siz olun bu tiplerden uzak durun, catdog.xyzкак пропиарить сайт

  • Fransız Bulldogu

    Resimdeki şirin mi şirin köpekçik “Fransız Bulldogu” oluyormuş. Bu köpekçiğin güzel yüz ifadesini meşhur “olaya Fransız kalmak” argo deyimiyle de birleştirince Frandaki bürokrasiye karşı bugünkü halet-i ruhiyemi oldukça açıklar bir ikili ortaya çıkıyor. İşin kötüsü yalnızca Fransızlar değil, buradaki her milletten bürokrasi memurları bu batağın içinde.

    Buraya geleli 14 ay oldu, ve bir örnek bile görmedik ki bir işi birisi doğru, düzgün ve en önemlisi zamanında yapsın. Bu cümleden çıkaracağınız anlamların hepsi doğru. Kesinlikle ve kesinlikle şu anki hüsranımın etkisiyle bir abartma söz konusu değil. Aradan oldukça uzun bir zaman geçtiği için ve 100% oranında doğrulandığı için artık maalesef genelleme yapmaya hakkım var sanırım.

    Tersten gidelim.

    İşleri zamanında yapmıyorlar. Örneğin bir vize başvurusunun sonucunda pasaportunuzu uçuş tarihinden 3 gün sonra size ulaştırabiliyor, bunda da sizi suçlayabiliyorlar.

    İşleri düzgün yapmıyorlar. Örneğin bir iş için gittiğinizde konu ne olursa olsun ilk tepki olarak “se pa possible” diye bir çemkirme çıkabiliyor ağızlarından. Anlamı ise “bu imkansız, yapılamaz, ya bi git başımdan” şeklinde özetlenebilir. Gel gör ki bugüne kadar herkes bu cümleyi kurmuş olsa da, sonunda hepsine o işleri yaptırmayı başardık. “Bugün git yarın gel”in Fransızcası bu olsa gerek.

    İşleri doğru yapmıyorlar. Örneğin almak için 6 ay uğraştığınız, bir yıl süreli olması gereken oturma kartının bitiş tarihini kartı size verdikleri tarihten 3 hafta sonrası olarak yazabiliyorlar. O sırada yurtdışına uçak bileti almış olma ihtimaliniz; bu kartın belki de sizin askerlik erteleme sürecinizde hayati olması; en basidi, bu hatayı belki de hiç farketmeyerek kimbilir Dünya’nın hangi köşesinde mahsur kalabilecek olma olasılığınız akıllarına bile gelmiyor.

    Böyle şeyler onları ilgilendirmiyor. Mesele bürokrasi olduğunda Avrupa genelinde gözlemlenebilecek olan, Avrupa’lı olmayanı adamdan saymama yaklaşımı Fransa’da  değişik bir boyuta geçmiş, kimseyi adamdan saymama halini almış. Sonra çırpın çırpınabildiğince. Tamamiyle güçlü olanın, sabırlı olanın ayakta kalabildği bir düzenek.

    Çok şükür ki atalarımızdan değişime, geçiştirilmeye, hırpalanmaya ayak uydurmayı iyi öğrenmişiz. Bu tür gavur oyunları bize vız geliyor tırıs gidiyor.

  • 193∞

    Atam, yol göstericim, örneğim,

    Kaç yıl oldu önemli değil. Seni seven, senin yolunda ilerlemek isteyen insanlar hala seni özlediklerinden, sensiz nasıl da olmadığından bahsediyor. Halbuki “sensiz olmuyor” bahanesi ne kadar da senin düşünce yapından uzak bilmiyorlar.

    Vaktinde “imkansız” denen nelerin başarıldığını, tarihte gerçekten benzeri olmayan bir gayretle 10 yılda nereden nereye gelinebildiğini ve bu gelişim sırasında nelerin aslında “olmadığını” bilmiyorlar mı acaba? Seni senin yaşarken bile direndiğin bir konuma koyup, kendileri gayret etmekten kaçmış olmuyorlar mı acaba? Sensizlik bahanesine sığınıp, teslim olmuş olmuyorlar mı Paşam?

    Bugün de hala sokakta kime sorsan seni anladığını söyler. Bugün de hala bunların çoğu bağımsızlık nedir bilmez. Ama bugün de olsa, o bardağı taşıran son damla gelip çattığında o insanlar yine gereğini yapar, eminim.

    Elin merhum Haiti Cumhurbaşkanı “tam bağımsızlığın” anlamını kavramış, senin yolunda yaşayıp vefat etmekten onur duymuşken, bizimkilerin senin yolunu abuk subuk yöntemlerle eş tutmaları ne kadar acı atam.

    “Biz” için bağımsızlık artık konuşulmaz olmuş. Senle, ben olmuş, alet olmuşuz. Egemenlik yerine demokrasi denir olmuş. Medeniyet dediğin canavarı hala tek dişli sanmış, teslim olduğumuzu bile farketmemiş, çoktan unutmuşuz.

    Halbuki biraz durup düşünseler. Biraz bilip gözleseler. Herkes bilecek ne kadar basit bir fikrin olduğunu, ve bu basitliğin ne kadar da kutsal olduğunu.

    Ben ısrarla bildiğime inanıyorum. İnandığıma güveniyorum. Güvendiğime sarılıyorum.

    Her ne olursa olsun, tam bağımsızlık için yaşıyorum.

    Saygı ve sevgilerimle,

    ufuk.

  • Spiral Mi Yoksa İç İçe Geçmiş Daireler Mi?!

    Fransa bürokrasi maceramızda nerede kaldığımı bilmiyorum fakat eşimin oturma izni sıfatını (statü) değiştirmek için yapmaya uğraştığımız başvuru için nihayet bir adım daha ilerleyebildik. Evet, başvuruyu yapabilmek için gayret ediyoruz ve bunu her şeyi tam anlamıyla doğru yapmamıza rağmen ancak 2 aya yakın bir sürede başarabildik sayılır. Yanlış anlaşılmasın, başvurmayı başarmak üzereyiz… Sonrasını yine uğraşarak ve bekleyerek göreceğiz.

    Bütün bu süreç tamamlanınca güzel bir kılavuz ile olası gelecek Fransa yolcularının önünü güzelce açmaya niyetliyim. Hele bir her sorunu aşalım, sonra buradan yenilere el uzatırım…

  • Site Tekrar Yenilendi… Nasıl Olmuş Acaba?

    Bugün ne düzgün bir haber, ne önemli gördüğüm bir olay gördüm. Bu sayede bugünden tezi yok kullanıma açtığım yeni görünümü sormuş olayım dedim.

    Tekrar virüs ve trojen gazabına uğramazsam, servis sağlayıcı firma tekrar bir haltlar karıştırmazsa uzunca bir süre kalıcı olmasını umduğum yeni görüntü hakkında atış serbest.

    Bana ulaşabilenler herhangi bir yoldan, ulaşamayanlar yorumlarla fikirlerini iletirse harika olur.

    Saygılar.

    .

    not: RSS bağlantısı düğmesini vakit olmadığı için ekleyemedim, şimdilik e-posta ile idare edebilirsiniz 😉