Kategori: Müzik

  • 2010 Eurovision'u Kazanabiliriz

    Bir Mayıs ayının daha sonuna gelirken, yine geldi Eurovision mevsimi. Yine bir umut içimizde. Müzikal olarak pek anlamsız olan fakat “tanıtım için fırsat” olarak gördüğümüz, olası birincilik halinde adeta milli maç kazanmış gibi sevinmemize yarayabilecek bu yarışmada final heyecanı Cumartesi günü yaşanacak.

    Avrupa’da bu yarışmaya daha çok “bir gecelik eğlence” kıvamında bakılıyor. Çoğu kimse muhtemelen bu yarışmayı MTV ödüllerinin yarısı kadar bile ciddiye bile almıyor. Hala her ülke kendi adayını kendi içinde yarışma yaparak seçiyor.

    Avrupa’nın bu “olayı normal karşılama” tavrına karşı bizim özel bir kurul tarafından yoğun hazırlık ve yatırımlarla yarışmaya katılıyor olmamız ise işin trajik yanı. Ama yine de her sene, bu düşüncelere dalsam da yarışmayı heyecanla izleyip, “acaba kazanır mıyız?”, “acaba bizim şarkıyı beğendiler mi?” şeklinde toplumsal ezikliğimize yenik düşüyorum.

    Ama bu sene daha bir umutluyum. Bunun birkaç sebebi var:

    Öncelikle Manga’nın şarkısı hiç fena değil. Bilimum internet ve gazete yorumlarında favori olmasa da her zaman tahminlerde ilk sıralarda yer alıyor.

    İkinci avantajımız ise geçen seneki gibi açık ara “en iyi şarkı bariz budur” diye bas bas bağırtan bir aday yok. Öyle ki şarkıların hepsi birbirinden vasat, ki buna Manga’nın şarkısı da dahil sayılabilir. Dolayısıyla bunun sonucunda “duygusal oylar” bizim avantajımız olacaktır. Yarışmanın yarı finalinin ardından “Finale çıkmamız sürpriz değil” açıklaması da buna dayanıyor muhtemelen.

    Bunların dışında, Manga yarışmanın tek rock grubu. Bundan yıllar önce Eurovision’da eşsiz olan Lordi’yi hatırlayın. Her ne kadar şarkıları kendi tarzı içinde yeterince iyi, hem de tarzları özgün olduğu için kazanmış olsalar da, eminim ki Avrupa’nın rock severlerinin de bir ihtimal, az da olsa Manga’ya katkısı olabilir.

    Son avantajımız ise Manga’nın sahnede kullandığı “robot kız”. Yarı finalde izlediğim değişik videolarda neredeyse her ülke televizyonu yayında buna değinmiş. Farklılık açısından bizi bir adım öne çıkartan akıllı bir ayrıntı.

    Bütün bunlar birleşince, rakip kıtlığının da yardımıyla belki bu sene Eurovision’u kazanabiliriz. Ama oylama kısmı çok heyecanlı olacak orası kesin.

    Şarkılar arasında o kadar çok birbirine yakın şarkı var ki ilk 3 veya 5 tahmin etmek çok zor. Fakat şahsi tahminime göre ilk 5’e girecek 3 ülke Türkiye, Azerbaycan, Almanya olabilir. Bunun tek sebebi de yalnızca bu 3 şarkının kendine has ve farklı olması.

  • Kurban Yeni Albümü "Sahip" (2010) İle Sert Döndü

    Kurban “kağıt üzerinde” Türkiye’nin en iyi rock grubu. Bana göre Burak Gürpınar Türkiye’nin en iyi rock davulcusu, Kerem Tüzün Türkiye’nin en iyi basçısı (benden bile iyi 😯 ) ve hatta sayılı müzik adamından birisi, Deniz Yılmaz da bence Türkiye’nin en geniş açılı rock vokali. Gitar tonları bana göre Türkiye’de son 3 senede yavaş yavaş artan bazı örnekleri saymazsak ne yaptığını bildiğini belli eden sayılı sert tonlardan. Müzikle uğraşan herkes de bilir ki ses, ton, ruhtur. Bütün bunlara rağmen Kurban genel ortalamada zayıf bestelere, benim naçizane fikrime göre pazarlama hatalarına, ve en önemlisi kendi deyimleriyle Türkiye müzik piyasasına kurban olmuştu.

    Kurban “İnsanlar” (2005) albümünden az sonra dağıldı, sonra bir ara tekrar birleşti, derken yıllar geçti. Konserlere gidemeyen, benim gibi uzaktan takip etmek zorunda kalanlara iyi haber nihayet geldi ve önceki hafta “Sahip” albümü çıktı.

    “Sahip” bir tema albümü (ecnebi ismiyle “Consept Album”). Ülkemizde bu kavramı pek duymasak da aslında gizliden gizliye örneği çok. Çok uzatmadan ekleyeyim ki ne olursa olsun, her tema albümü takdir edilmeye değer bir çalışmadır.

    “Sahip” albüm teması ise adı üstünde. İnternetteki bir röportaja göre Deniz “Sahip kimdir?” sorusuna “şeytan” cevabını vermiş. Ama albümü dinlerken zaten sahip kimdir sorusundan daha önemli mesajlar alıyor insan. Konunun kendisi sivri, sözler keskin ve sert. Şarkı isimlerinin özenle bunu pekiştirmek üzere konmuş olduğu belli.

    En önemli konuya, müziğe gelirsek ise memnun edici bir gelişme göze çarpıyor: Kurban nihayet özünü, ilk albümden beri bir türlü vurgulamadığı tavrı ve tarzı, albümün %90’ına yaymış, punka kaçan şarkılarla seyreltmemiş. Artık kaçışı yok, Kurban’ın sertliği kurban dinlemeyenlerin bile gözünden kaçamayacak.

    Albüm sert. Ancak bu hamle ile kitlesini belki biraz küçültse de iyice sağlamlaştıracaktır. Yıllardır her albümde bunu adeta gizlemeye çalışıyordu Kurban.

    Hatırlayın, 1. albümün popüler şarkısı “Yalan”dı. Halbuki albümün sertliğinin yanında “yalan” pek bir yalan kalıyordu. “Sorma”, “Gelme” gibileri dururken “Yalan” belli ki piyasaya uyum sağlamak için seçilmişti klip için.

    2. Albümde Yosma ile klip çekip benim gibi Kurban’ın sert tarzını sevenlere saç baş yoldurttu. “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” başta olmak üzere “Yosma” hariç her şarkı sertlik ihtiyacımızı tatmin ediyor, “Yosma” albüm genelinde yavan kalıyordu.

    3. Albüm ise tamamen dağılma birleşme sürecinde kaynadı sanki. Albümde yine sert şarkılar ve arada serpiştirilmiş “Yalan”, “Yosma” havasında, punka kaçan şarkılar yok değildi. Bu sebeple bu albüm sonrasında Kurban’ın gidişatı hakkında üzüntüyle karışık kaygılarım olmuştu.

    4. albüm, “Sahip” ile ise özüne, olması gerekene dönmüş, bunu hatta biraz abartıp iki tane sakin şarkı bile koymamışlar. Bu sebeple, Kurban’dan özel beklentim dolayısıyla olsa gerek, benim için oldukça tatmin edici bir albüm. Sert müzik seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim, dinleyin.

    .

    not: Bonus şarkıya bonus demek de şarkı demek de ayıp olacak. Ancak albüm temasını pekiştiren ve cilalıyan bu “parça” zeki bir kapanış olmuş. Bu adamlar zaten giriş, çıkış, bonus olaylarını hep çok iyi yapıyor…