Yazar: ufak oğlan

  • İ. Melih Gökçek’in El Attığı Yerde Güller Biter(!)

    Ankaraspor’a el attıktan kısa bir süre sonra klübü madara eden, ardından çareyi kulübü oğlunun başına geçirttiği Ankaragücü’ne yağmalatmakta bulan İ. Melih Gökçek ekolü Ankaragücü’nde de aynen yürüyor.

    Bugün itibariyle Ankara’yı derebeyi, köy ağası gibi yönetmeye alışmış olan Gökçek ailesi, Ankaragücü için de benzer tavırlar sergileyince olay büyüdü. Ankaragücü antreman saatleri hukuk, ahlak ve iş disiplininden çok uzak bir şekilde değiştirildi. Varın ayrıntısını bu haberden okuyun.

    Kısa yoldan zengin olmak, mafyavari bir dokunulmazlığa sahip olmak istiyorsanız girmeniz gereken işler evrensel: İnşaat, siyaset veya futbol. Meşhur parababası dolandırıcıların hepsi bu yolu izledi, başarılı da oldu (Bkz. Berlusconi, Cem Uzan,  İ. Melih Gökçek vb.).

    Oğlunu Çankaya belediyesine aday göstertemedi ama Ankaragücü başkanı yaptı İ. Melih. Çok da akıllıca bir hareket. Sonuçta Ankaragücü taraftarı, toplansa bütün Çankaya ilçesinden daha güçlü bir taban. AK Parti’nin koyduğu bloğu el yordamıyla aşmış oldular.

    Hikmet Karaman’ın akıllı ve olgun tavrı da umarım bu rezaletin su yüzüne çıkarak doğru ve adil şekilde sonuçlanmasını sağlayacaktır.

    Bir gün Ankara’da da hak yerini bulacak, kralın çıplak olduğu ortaya çıkacaktır.

  • 193∞

    Atam, yol göstericim, örneğim,

    Kaç yıl oldu önemli değil. Seni seven, senin yolunda ilerlemek isteyen insanlar hala seni özlediklerinden, sensiz nasıl da olmadığından bahsediyor. Halbuki “sensiz olmuyor” bahanesi ne kadar da senin düşünce yapından uzak bilmiyorlar.

    Vaktinde “imkansız” denen nelerin başarıldığını, tarihte gerçekten benzeri olmayan bir gayretle 10 yılda nereden nereye gelinebildiğini ve bu gelişim sırasında nelerin aslında “olmadığını” bilmiyorlar mı acaba? Seni senin yaşarken bile direndiğin bir konuma koyup, kendileri gayret etmekten kaçmış olmuyorlar mı acaba? Sensizlik bahanesine sığınıp, teslim olmuş olmuyorlar mı Paşam?

    Bugün de hala sokakta kime sorsan seni anladığını söyler. Bugün de hala bunların çoğu bağımsızlık nedir bilmez. Ama bugün de olsa, o bardağı taşıran son damla gelip çattığında o insanlar yine gereğini yapar, eminim.

    Elin merhum Haiti Cumhurbaşkanı “tam bağımsızlığın” anlamını kavramış, senin yolunda yaşayıp vefat etmekten onur duymuşken, bizimkilerin senin yolunu abuk subuk yöntemlerle eş tutmaları ne kadar acı atam.

    “Biz” için bağımsızlık artık konuşulmaz olmuş. Senle, ben olmuş, alet olmuşuz. Egemenlik yerine demokrasi denir olmuş. Medeniyet dediğin canavarı hala tek dişli sanmış, teslim olduğumuzu bile farketmemiş, çoktan unutmuşuz.

    Halbuki biraz durup düşünseler. Biraz bilip gözleseler. Herkes bilecek ne kadar basit bir fikrin olduğunu, ve bu basitliğin ne kadar da kutsal olduğunu.

    Ben ısrarla bildiğime inanıyorum. İnandığıma güveniyorum. Güvendiğime sarılıyorum.

    Her ne olursa olsun, tam bağımsızlık için yaşıyorum.

    Saygı ve sevgilerimle,

    ufuk.

  • Köln Merkez Cami ve Berlin Duvarı

    İş ve güçle uğraşırken, yazmayı bir kenara bırakın, haber okumaya bile zaman ayırmadığım bir haftanın ardından neler olmuş diye toparlaması da kolay olmadı.

    Geçen haftanın bana göre en önemli haberi “Köln Merkez Cami” temelinin atılmasıydı. Almanya başbakanı Merkel’in “göçmenlerin evinde olduğunun kanıtı” olarak yorumladığı bu temel atma törenine Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanları, Diyanet İşleri görevlileri de katılmıştı. Merkel’in yorumunun aksine, bu misafirlerle sanki Türkiye Cumhuriyeti’ydi orası.

    Avrupa’daki Türkler Türkiye’deki Türklerden çok daha fazla dini ve siyasi istismara açık. 1 senedir Fransa’da yaşayan birisi olarak en azından naçizane gözlemim bu. Dolayısıyla Köln’ün merkezine 25 milyon Avro maliyetli bir cami inşa edilmesi, bunun için para toplayanların, orada bulunan “devlet” adamlarının ve o cami cemaatinin çocuklarının geleceğini yönlendirecek “hoca”ların muhtemel yönelimleri beni oldukça endişelendiriyor.

    Köln, müslüman nüfusu gözönüne alındığında bu çapta bir camiye çoktan sahip olmalıydı belki de. Fakat önceki paragrafta bahsettiğim kaygılarım, Avrupa’nın yüzyıllardır içten içe sürdürdüğüne inandığım “müslümanlardan çekinme” psikolojisiyle birleşince, bu yapıyı hayata geçirenlerin bazı kin veya fetih duygularını barındırıyor olması ihtimalini gözümde canlandırdığı için, cemaatle ilgili korkularım sönmüyor.

    .

    Öte yandan yine Almanya’da, Berlin duvarının yıkılışının 20. yılında, Batı’nın sözde özgür ve sözde demokratik hayat ve ekonomi anlayışının komünist dünyaya karşı zaferi kutlanıyor. Bu konuda ise “al birini vur ötekine” demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

  • MHP’nin Duruşu

    Nice 29 Ekim’ler Var Sırada. 86. Yıldönümümüz Kutlu Olsun!

    .

    Devlet Bahçeli, bugün “teşkilata 10 emir verdi“. Haberden 10 emri okuduğumuzda, MHP kökenli olmayanların gözünde Bahçeli ile birlikte başlayan, şiddetten ve çatışmadan uzak, “sağduyulu ve saygılı milliyetçi” tavrı aynen korunmaya çalışılıyor.

    Bundan seneler önce, ilk olarak basit bir örnek de olsa, beyaz çorabı yasaklamıştı Bahçeli. Silahı mitinglerde yasaklamış, gençlere “silah değil, bilgisayar kullanın” diyerek, bana göre en önemli mesajı vermişti.

    Bugün gelinen nokta tesadüf değil.

    2002 seçimlerinde hükümette olmanın etkisiyle ve Cem Uzan furyasında kaybettikleri azıcık oy ile yedikleri darbeden hızla toparlandılar ve bence on küsür yılın meyvesini toplamaya başlıyorlar.

    MHP’nin yükselişini kimse inkar edemez. CHP’nin bile zaman zaman bu yükselişten kendine pay çıkartmaya çalıştığı beklenmeyen anlarda savurdukları milliyetçi söylemlerle farkediliyor. Halbuki CHP milliyetçiliği ile klasik MHP milliyetçiliği arasında dağlar kadar fark var.

    Fakat bu yeni sağduyulu yaklaşım ile CHP’nin tavır kayması birleşince bu ikili de birbirine yaklaşıyor.

    MHP yükselişte. Her ne kadar MHP tabanındaki tanıdıklarımdan aldığım yoruma göre tabanda Bahçeli’nin ekibinden (bazı mihraklara yakın kişiler olması sebebiyle) memnun olmayanlar varsa da, Bahçeli’den bizzat memnun olmadıkları için, bu da yükselişi etkilemeyecektir.

    Devlet Bahçeli doğru yolda.

  • Teröre Karşı Beyinsiz Olmak

    Yorumsuz.

    Bkz. “Rojin’den Seks Kölesi Yapardım.

    Bkz. malum yazı.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25014671/Yorum