Etiket: terör örgütü

  • DTP Ahmak Mı, Hain Mi, Yoksa Yalnızca Çaresiz mi?

    DTP, teslim olan PKK’lıları parti otobüsüyle şehir turuna çıkardı.

    Yıllarca güya demokrasi, güya barış, güya eşitlik istediğini iddia edenler bir anda son birkaç haftada aşırı kürt milliyetçisi, faşist yüzlerini göstermeye başladı. Fikirlerine çok değer verdiğim bir dostumun tanımıyla “PKK açırı kürt milliyetçiliğini temsil ediyor*”. Bu yüzlerini gösterdikleri andan itibaren de ne Türk milliyetçileri (ister aşırı olsun ister kendi çapında), ne solcular, ne muhafazakarlar onların yakınında olacak.

    Belki de DTP’nin amacı budur. Terörün bitmesi durumunda siyaset olarak nerede kalacaklar? Huzurun bulunması durumunda ne yapacaklar?

    Belki de DTP’nin amacı terör ile savaşı resmen kaybedip devlete sığınmak zorunda kalan PKK’nın karizmasını biraz toparlamaya çalışmaktır. Ne yani, kendilerince PKK’yı övmeye mi çalışıyorlar? Ayrıca öyleyse bile Apo’nun bu tavırdaki yerini merak ediyorum şahsen. Uzun vadede PKK’nın Apo’ya özgürlük istediği ortada. Bunun akla ve mantığa sığmayacağı da ortada. Bu çabalar Apo’ya ve hatta yok olmaya yüz tutan PKK’ya ne kazandırabilir ki?

    DTP alenen saçmalıyor. Buna karşı taraftan birileri lüzumsuz oranda sinirlenip olay çıkarmadan önce akılları başına gelse bari.

    Belki de herkesin şüphelendiği gibi yalnızca kışkırtmaya çalışıyorlardır… Ama ben buna inanmak istemiyorum. Kimsenin aynı anda bu kadar ahmak ve hain olabileceğini sanmıyorum.

    .

    *Tuğrul’a selam olsun.

  • Ahmet Türk: “Teröristler Tutuklanmasın”… Suyundan Da Koysunlar Mı?

    Son iki günde iki ayrı haber ile gördük ki DTP nihayet “PKK temsilciliği” sıfatını resmen üstlendi (Bkz. son haber). Böylece aylardır bir o yanda bir bu yanda görünmelerinin de sonuna gelinmiş oldu.

    Son durumda PKK, “barış grubu” adı altında bir grup terörüstin teslim olmasına karar vermiş. Gelecek bu grup hakkında uygulanacak işlem, DTP başkanı Türk’e göre demokrtaik açılımın kaderini belirleyecekmiş. Örneğin 1999’da teslim olan grup tutuklanmış, onlara yapılan bu yeni barış grubuna yapılmamalıymış… Dahası;

    Gelen kişilerin tutuklanmasını biz de halkımız da kabul etmeyeceğiz” – Ahmet Türk

    …miş.

    Eğer yasadışı bir iş yapılırsa, görev tanımı aşılır, veya şişddet uygulanırsa elbette kabul edilebilir bir durum olmaz. Ancak teslim olan teröristin tutuklanmamasını kabul etmemek nasıl bir anlayış olabilir?

    O gelen teröristler muhakkak ki tutuklanacak. Peki bunu bile bile bu açıklamayı yapmak ne anlama geliyor? Tehdit desem tehdit değil, uyarı desem uyarı değil, mesaj veriyor desem anlam olarak bomboş bir cümle…

    Açıklamanın en önemli kısmı ise bu değil. Haberin başlığına taşınan “Devlet 1 adım atarsa PKK 10 adım atar” sözü. B cümlenin altında neler yatmıyor ki… 1e 10 benzetmesiyle devlet ile terör örgütü arasında nasıl bir karşılaştırma yapabiliriz ki? Sanki bombalanan, taşlanan vatandaşın huzurunu kim bozduysa, huzurun kurucusu PKK olacak diye mi düşünelim? PKK’nın aslında terör örgütü değil  bir çeşit sufizm cemaati olduğunu mu zannedelim?

    Ahmet Türk ve gelen barış grubunun tahminimce elinden gelen tek şey ortalığı karıştırmak. Açılım maçılım bahane, bölgeye iki damla huzur gelecekse de ona çomak sokmak…

  • PKK Neden Bir “Terör Örgütü”dür?

    Halen dünya çapında yaygın olarak kabul edilmiş bir tanımı olmayan bir kavram olan “terör”ün bu kadar sık kullanılıyor olması, konuya açıklık getirilmesi ihtiyacı doğuruyor olabilir. Terör için yapılan tanımlar genellikle düzenin dışından gelen, şiddet veya şiddet tehdidi içeren, çoğu zaman can ve mal kaybına yol açan eylemleri örnek alarak yapılmakta. Peki bu tanım iki taraflı yorumlanabilen bir tanım mıdır? Her can ve mal kaybına yol açan eylem “terör eylemi” midir? Her şiddet “terör” unsuru mudur? Her düzen karşıtı hareket “terörist hareketi” midir?

    İnsanlık tarihi savaşlarla başlamış, savaşlarla anılarak sürmektedir. Tarih yanılsamasında kazananların kahraman, kaybedenlerin başarısız ilan edildiği bir süreçte dökülen kanların, yıkılan ulusların, parçalanan milletlerin hesabını kimse yapamaz. Bu kadar kan dökülmüş bir tarih için de genel yargı her zaman geniş kitlelere hitap edecek bir “fayda” uğruna bu canlara kıyılmış olmasıdır. Tarihte neredeyse hiçbir savaş sebepsiz yere başlamamıştır. Her nasıl oluyorsa insanlar birbirlerini çok mühim sebeplerden veya çok önemli kitlesel kazançlardan dolayı öldürmüştür. Bir çok örgüt “özgürlük” adına savaşarak kitleleri öldürmüş, bir o kadarı da “özgürlüklerini tehdit altından kurtarmak için” karşıt “güç”leri katletmiştir. İki “özgür” ulus çok defa “daha özgür” olmak için birbirine girmiş, çok zaman insanlık kaybetmiştir.

    Cana kıymak, kitleleri öldürmek, savaşa sebebiyet vermek bugün neredeyse kimse tarafından tek başına “terör” tanımı olarak kabul edilmez. Örneğin IRA, bir çok can ve mal kaybına yol açan eylemlerde bulunmuş, büyük bir destek görerek varlığını sürdürmüş ve bir nebze de olsa terörist damgasını üzerinden hafifçe silmeyi başarmıştır. IRA, daha önceleri “kendilerinin” olan bir vatanı geri kazanma, sömürgeden kurtulma mücadelesi verdiği iddiasını Dünya’ya duyurmuştur. IRA yalnızca, can ve mal kaybına yol açan, planlı eylemler gerçekleştiren bir örgütün bile bir kesim tarafından “terör” olarak adlandırılmayabileceğinin yaşayan örneğidir.

    Kitlesel şiddet eylemleri ve tehditler tarih boyunca yaşanmıştır. Meşru zeminlere dayandırılmasına rağmen insanlık ayıbı olan bu tür eylemler çok zaman devletler tarafından planlanmış olduğu iddiasıyla karşı karşıya kalmıştır. En masum örneği ile, orta çağ ve yeni çağda yakılan veya zindanlara kapatılan hasta insanlar bile kitlesel şiddete mağruz kalmıştır denebilir. Fransız İhtilali, niyeti ne olursa olsun muhtemelen gelmiş geçmiş en kanlı şiddet eylemlerinden birisidir. Sonuçları muhteşem olsa bile, Kurtuluş Savaşı, en azından o dönem için “Hasta Adam”’ın başına gelebilecek en şiddetli tehdit unsurudur.

    Kitlesel şiddet, düzeni tehdit etmek veya kitlesel hareketler, istisnai olarak da olsa kötü sonuç vermeyebileceği gibi, bir ihtimal meşru ve haklı dayanaklara sahip bile olabilir. Maalesef bu ihtimal, çoğu örgüt tarafından da sömürü malzemesi ve duygusal tuzak olarak kullanılmaktadır.

    Bizim için bu konunun özü, sağ ayak topuğumuzdan dadanmış bir parazittir. PKK ve türevi birçok değişik isim ve örgütsel uzantı ile otuz yılı aşkın süredir bölgedeki tüm halkların duygularını ve kaynaklarını emerek çoğalmakla cebelleşen bu mahluk için tek bir tanım yapılmıştır: “Terör”. Bu tanım kabul edilmeli ve masumlar tuzaktan kendini kurtarmalıdır.

    PKK bir terör örgütüdür. Davaları “özgürlük” değildir, çünkü daha önce asla varolmamış bir devlettir hedeflenen. “Adalet” söylemi inandırıcı değildir, sağlanmış huzuru bozmak ne adalettir ne de adil bir insanın eylemidir. “Eşitlik” ve “refah” tuzaktır, vaadedilen refah kölelik, bahsi geçen şartlarda eşitlik cinayettir. Eylemleri isyan veya direniş değil, cinayettir.

    PKK, kıydıkları canlardan dolayı değil; verilen zarardan, insanları kandırmasından değil; amaçlarından , düzene karşı olmalarından hiç değil… Hepsini birden yaptığından dolayı bir “terör örgütü”dür. Eylemlerin ayrı ayrı isimleri ve cezaları ağırdır fakat hepsi birlikte olduğunda, bu kez adı “terör”dür. Bu saatten sonra da bu ne değişecektir, ne de değişme çabaları inandırıcı olacaktır.