Etiket: TBMM

  • Demokrasilerde Çareler Tükenmez

    Halka ve halkın iradesini temsil eden vekillere her zaman güvenmek gerek. En nihayetinde düzenin, demokrasinin, Cumhuriyet’imizin temelinde bu temsile güven ve kararlara anlayışlı olmak yatıyor.

    Türkiye’de kime sorsan kendine demokrat diyor. Fakat bunlar arasından öne çıkan, ve basın tarafından çıkartılan son zamanlarda hep AK Parti oluyor. Kendisini demokrasinin kalesi ilan eden bu partide ise anayasa oylamalarına girilirkenki parti içi antidemokratik “bizim grubumuz kuvvetlidir, karşı oy çıkmaz” tavrı ise dün patlak verdi.

    Anayasa paketinin en önemli maddelerinden olan parti kapatma sürecini meclis oylamasına bağlayan tartışmalı madde AK Parti vekillerinden bazılarının “hayır” oyu vermesiyle referandum paketine giremedi.

    Bu haberi duyar duymaz, parti kapatma süreci veya anayasa paketinden bağımsız düşünerek, çok mutlu oldum. Çünkü bu haber ile bir kez daha halkın temsilinin kralcılıktan üstün olduğunu gördüm. Önemli konular söz konusu olduğunda vekillerin gerçekten inandıkları karara oy verdiklerini, Irak savaşından sonra, bir kez daha gördüm.

    Milletvekillerinin aslında Kürşat Tüzmen’in “Başbakan uçurumdan atlarsa biz de atlarız” sözünde ima ettiği gibi olmadığını gördüm.

    Keşke muhalefetten de bu şekilde birileri çıkıp oylamaya girmiş, bazı maddelere “evet” oyu vermiş olsaydı. Aynı özgür iradeyi herkes ortaya koyabilseydi. Bu kadarı da içimde kalacak sanırım.

    AK Parti bu firelere çok kızmış gözükse de, aslında bu oylama ile önceki maddelerin hepsi meşrulaşmış oldu. Bunu da farketmeleri gerek. Sonuçta AK Parti’nin firesi, demokrasinin kazancı oldu.

    Diyeceğim odur ki, gerçek demokrasi budur.

  • 23 Nisan'da Terör Eylemi Hazırlıkları Başladı…

    Anayasa değişiklik paketi tartışılırken teröre karşı TSK’nın ve devletin tavrını “savaş” olarak değerlendiren BDP milletvekili Sabahat Tuncel görüşmeleri gerdi.

    Israrla yaşananların “savaş” olduğunu vurgulayan Tuncel konuşmasını da “savaşı destekleyen bir parlementoda konuşmaktan utanç duyduğunu” söyleyerek konuşmasını bitirdi.

    Terörü “iç savaş” olarak yutturmaya çalışması yetmezmiş gibi meclisi de “savaş yanlısı” sıfatıyla saçma bir yaftalama işine girişti. Tartışmanın görüntülerini izleyince bu tartışmaya küfredip ya da destek verip birkaç gün içinde unutabilirdik. Ama unutturulmayacaktır.

    23 Nisan 2010’a, TBMM’nin açılışının 90. yıldönümüne, yalnızca iki gün kaldı.

    Anayasa tartışmaları sırasında konuyu meclise getirip 90. yıl kutlamalarına hazırlanan meclise karşı teröristleri özgürlük “savaşçısı” olarak yansıtmak ne kadar tesadüf olabilir?

    Bu gelişmenin sonucunda ben 2 ihtimal görüyorum:

    1. Sabahat Tuncel diline hakim değil ve lafının ayarını bilmeden konuştuğu için herkesi gerdi.
    2. Sabahat Tuncel diline gayet hakim ve kasıtlı olarak belirli bir kesime “tepkisini kendince meşru kılma” yolunda göz kırptı.

    Ben ikincisine inanıyorum.

    Bekleyip görelim… Eğer haklıysam, meclisi protesto bahanesiyle 23 Nisan’da terör eylemleri bizi bekliyor demektir.

    Umarım yanılıyorumdur, yoksa birileri fena yamulur…