Etiket: parasal düzen

  • Borsa Yukarı, Sanayi Aşağı… Balon Şişiyor!

    Bugün açıklanan verilere göre Eylül ayı sanayi üretimi %5 ten fazla oranda azalmış (haber). Aslında azalmaya devam etmiş dersek daha doğru olacak. Borsa ise artmaya devam ediyor. Ayrıca bankaların mevduatlarındaki artış da ekonomistleri sevindiriyormuş.

    Bu iki konuyu sunuş şekline göre vatandaşa değişik şekillerde yutturabilirler.

    .

    Yalnızca ekonomistlerin açısından bakarak, borsa yükselişi ve mevduat artışını överek krizin geçmekte olduğunu söyleyebilirler. Aman ne güzel! Bankaların mevduatı artmış!

    Acaba kaç kişi mevduat nedir biliyor? Kim mevduat nasıl artar veya artınca ne olur biliyor?

    Artan mevduat kimin evine herhangi somut bir nesne olarak giriyor veya kimi iş sahibi yapıyor?

    Cevaplar çoğu zaman benzer… Kimse, kimsenin, kimseyi…

    Paradan para yapmak da bir sanat işte. Güzel rol kesmek gerek.

    .

    Öte yandan sanayi üretimi azalmaya devam ediyor. Dünya’da işsizlik hala azalmaya başlamadı, bilhassa artmaya devam ediyor. Ama zinhar kimse bunlardan bahsetmesin! Mazallah ekonomi iyiye gidiyor, piyasaları tedirgin etmemek gerek!

    İyi de, piyasa dediğin içi boş balon ki zaten!

    .

    Son olarak iki konuyu birlikte ele aldığımızda ise daha da korkunç bir sonuç ortaya çıkıyor.

    Borsanın artması, bankaların sermayesini genişletmesi varsayalım ki bizi ilgilendirmiyor…

    “Ne mutlu onlara.”

    Sanayi üretimi azalmış, diyelim ki normaldir…

    “Kriz sebebiyle satışlar azaldı. Di mi ya, sanki ne olacaktı ya! Kısmet… Bekleyelim düzelir.”

    Fakat kimsenin bahsetmediği şey bu ikilinin birlikte ilerlemesi. Borsa yükselir, parasal düzen balonu büyürken üretim azalıyorsa işler iki farklı yöne değil, tek yöne gidiyor demek değil mi? Balonun içindeki iki damla somut değer de iyiden iyiye seyreliyor. Üretim azaldıkça, para arttıkça, iş kalmadıkça…

    .

    Gün gelecek bu çarklar kilitlenip kalacak. O gün geldiğinde yapacak tek şey bütün düzeneği toptan atıp hurdaya çıkarmak olacak. İşte kodamanlar da bundan korktuğu için çarkların dönmesine duacılar. Bu yüzden bu ikiliden birlikte bahsedilmiyor. Bu yüzden ayrıntılar kimseye anlatılmıyor. Bu yüzden haberler nabza göre şerbetleniyor. Bu yüzden basit terimler karmaşıklaştırılıyor.

    Aman kimse düşünmesin, kimse anlamasın! Onlar bir yolunu bulup çarkları döndürür elbet.

  • Krizin Sorumlusu Benmişim

    Bugün haberlerden bir potbori ile hızlı bir kriz ve Dünya düzeni çemkirmesi yapacağım. Yapacağım, çünkü son açıklamalardan birisi krizin sorumlusu olarak alenen beni gösteriyor:

    Brezilya Lideri: “Krizin sorumlusu mavi gözlü beyazlardır”

    Evet, kusura bakmayın. Krizin sorumlularından birisi benim. İşte tam olarak bu yüzden bir açıklama ve yorum yapmam gerekir.

    Krizin oluşmasında doğrudan etkim olmasa da, yıllarca düzeni sorgulamayarak, araştırmayarak, bilmeyerek, “kriz olması kaçınılmaz olan” parasal düzenin parçası olduğum için sorumlulardan birisi benim. Artık uyanmış olan azınlıktan olsam da olan olduğu için bundan sonra ancak önümüzdeki maçlara bakacağım.

    Önümüzde krizin dahil olduğu sistemi kurallarıyla yaşayan fakat çıkış yolları üretmeye arasıra çalışan liderler de yok değil.

    Çin, Dolar dışında yeni bir küresel para birimi önerdi. Rusya da bu fikri destekledi.

    Bu haber anlamsız gözükse de aslında yalnızca krizin değil, Dünya’daki çoğu sorunun kaynağını uyarlamaya yönelik bir öneri. Bugün Dolar, IMF’nin dayatması ile IMF’ye bağlı tüm ülkelerde temel para birimi olarak kullanılıyor. Dolar basma yetkisi de tamamen bağımsız olan Amerikan Merkez Bankası’na ait. Bağımsız merkez bankaları ve kullanılan para biriminin “fiat” yani banknot olmayan hayali değerde olmasından dolayı da bu durum bizi oldukça sakıncalı sonuçlara yönlendiriyor (Bkz. “Para” Yazı Dizisi). Sonuç olarak bugün Türk Lirası dahil çoğu para birimi değerini Dolar’a oranla alıyor.

    Bu durumda elbette ki ABD’nin çıkarlarından ziyade ABD’yi yöneten parasal güçlerin çıkarları ön planda olduğundan, bu güçlerin her ne hikmetse (!) topyekün desteklediği Obama da bu teklife sıcak bakmadığını açıkladı (Bkz. Obama küresel para birimini reddetti). Obama ile birlikte yepyeni bir Dünya düzeni bekleyenlerden olduğum günler bu açıklama ile resmen geride kalmış oldu. Obama’nın bu şartlar altında tek yapabileceği yeni bir ABD-Dünya ilişkileri ağı kurmak olabilir. Fakat parasal düzen aynı kaldığı sürece ister barış olsun ister savaş, belki 10 sene belki 100 sene sonra yeni ve illa ki daha büyük bir kriz tekrar tekrar olmak zorunda. Düzenin temeli bu.

    Şu an Türkiye’de mevcut düzenin destekçisi konumda hükümet yer alıyor. Başbakan seçim konuşmalarında artık alenen parasal düzenin ve serbest piyasa ekonomisinin destekçisi olduğunu vurguladı. Bugün de yeni bir haberle bu tekrarlanırken, bir yandan da Obama’nın popülerliğinden nasiplenilmek istendi (Bkz. Obama ile politikalarımız aynı?!). Hayırlısı olsun…

    Mevcut düzen içerisinde büyüme hayati. Büyüme ile birlikte enflasyon temel yan etki. Yani ayakta kalmak için büyümeye ve enflasyona mecbursunuz (Bkz. “Para” Yazı Dizisi – Enflasyon yazısı) . IMF de işte tam burada devreye giriyor. Büyümeye mecbur olan ekonomilere borç vererek faizlerle sizi hakimiyet altında tutuyor. Krizlerde de aynı süreç hızlandığı için eliniz mahkum IMF’yle başbaşa kalıyorsunuz. Bunu da ben uydurmuyorum, bilhassa bu hafta olanlardan örneklendiriyorum (Bkz. İMF Borç Vermeyi Kolaylaştırdı).

    Borçlanan devlet olsa da etkisini gören, acısını çeken hepimiz olacağız. Kriz geçse de bu krizi sırtlayan da yine biz olacağız.

    “Büyüklerimiz” de bunun gayet farkında (Bkz. IMF Başkanı: İşsizlik artacak).

    Bugün itibariyle bireysel olarak yapabileceğimiz çok bir şey olmasa da, uzun vadede hepimizin konu hakkında daha fazla fikir sahibi olmaya ihtiyacımız var. Herkesin bir şeyler bilmesi durumunda ancak hepimiz doğruya ulaşabiliriz. Bilgisizlik durumunda ise ancak birilerinin isteklerini yapmaya zorlanırız. Yapsak da yapmasak da birilerinin bizi kendi çıkarına doğrultmaya çalışıyor olması bile Türkiye gibi güçlü olması gereken bir ülke için utanç kaynağıdır (Bkz. AB: “Viski’nin vergisini azaltın, ya da Rakı’nın vergisini arttırın” ?! AB’yle ne alakası var?!).