Etiket: paranın değeri

  • “Para” Yazı Dizisi 3: Enflasyon (Asıl Canavar Kim?)

    (Önceki Yazılar: “Para” 1: Para Nedir? / “Para” 2: İstikrar ve Asli Önemi)

    “Her Türk asker doğar!”

    “Her Türk borçlu doğar…”

    “Her Türk 2 canavarı tanıyarak doğar: Trafik ve Enflasyon.”

    “Trafik Canavarı” bizden birisidir. Onu biliriz, bilmemize rağmen severiz. Sıklıkla arada sırada hepimiz birer trafik canavarı oluveririz. Sonra kendimize gelir, sakinleşiriz… “Enflasyon Canavarı” için ise durum tam tersidir.

    Enflasyon nedir tam olarak bilmeyiz. Bildiğimiz kadarıyla enflasyonun nasıl oluştuğunu bilmeyiz. Enflasyonu tanımayız. Enflasyon bizden birisi değildir, bizim erişim menzilimizde veya etkimiz altında da değildir. Enflasyon bir yerlerde yetişir, büyür, bize musallat olur. Enflasyon Canavarı’nı sevmeyiz…

    En bilinen tanımıyla enflasyon, fiyatların artmasıdır. Aslında enflasyonun gerçek tanımı bu olmasa da halk için birincil göstergesi ve asli önemi budur. Biz enflasyonu yalnızca artan fiyatlardan takip edebiliriz. İşte bu tanım farkı yüzündendir ki açıklanan enflasyon ile bizim hissettiğimiz enflasyon biraz farklıdır. Tıpkı hava sıcaklığı ile nemden dolayı değişik bir değere denk gelen “hissedilen sıcaklık” gibi.

    Enflasyon, kelime olarak tüm Dünya’da İngilizce “inflation” kelimesinden alıntı yapılarak kullanılır. “Inflation” “şişme” demektir. Ekonomideki enflasyon da bu durumda aslen “elimizde tuttuğumuz paranın miktarındaki şişme” demektir. İktisat terimleriyle bakarsak, para arzının (basılmış para miktarı), para talebine (alınabilecek ürünler) oranla daha fazla artmasıdır. Enflasyon, üretim artmadan paranın artması, dolayısıyla paranın alım gücünün azalması demektir. Örnekle birazdan açıklayacağım.

    Enflasyon hakkında bilmediklerimizin yanısıra, yanlış bildiklerimiz de hiç küçümsenir cinsten değildir. Örneğin, Enflasyon her para basıldığında elimiz mahkum olan bir şey değildir. Her krizde enflasyon olur diye bir kural da yoktur. Türk Lirası’nın Döviz karşısında değer kaybetmesi de aynı oranda enflasyon olarak bize yansıyacak anlamına da kesinlikle gelmez.

    Özetleyecek olursak, biz aslında enflasyonu tanımayız. Aslına bakarsanız, bizim tanımamıza da gerek yoktur, çünkü çarkların nasıl işlediğine bakıldığında enflasyon canavarın kendisi değildir!

    Enflasyon, gerçek canavarın yalnızca ufak bir aynadan yansımasıdır. İşte bu yüzden ne anlaşılabilir, ne ele avuca sığabilir. Enflasyon yalnızca asıl canavarın, perde arkasındaki düzeneğinin iyice kavranıp dizginlenmesi ile hakimiyet altına alınabilir.

    Bizi ilgilendiren ilk enflasyon örneği Osmanlı Devleti’nin bastığı gümüş akçelerin içindeki gümüş miktarını azaltması ile ortaya çıktı. Önceleri saf gümüş akçeler basan darphane, savaş masraflarını eldeki paradan karşılayamayacağı için basılan paraların içindeki gümüş miktarını azalttı. Bu sayede henüz fiyatlar bu gümüş miktarına ayarlanmadığı için ihtiyaçlar karşılanabildi. Halk açısından bakıldığında ise gümüşün fiyatı neredeyse hep aynı kaldığı için aynı boyuttaki bir akçenin içindeki azalan gümüş miktarıyla akçenin değeri de azalmış oldu.

    Bugün yaşanan enflasyon da aynen bu şekilde gelişir.

    Aslında üretim artmadığı sürece, piyasadaki ürünlerin miktarı değişmediği sürece toplam alınabilir mal değeri sabittir. Dolayısıyla yeni basılan her para eski paraların payına ortak olur, azaltır.

    Örnekle basitleştirecek olursak; varsayalım 10 milyon nüfuslu bir ülkede, piyasada 10 milyon ürün var ve dolaşımdaki paranın miktarı da 10 milyon TL. Bu durumda herkese ortalama 1 birim alışveriş düşecek ve 1 TL harcayacak. Bu durumda diyelim 100bin TL basıldı. Nüfus aynı, alınabilecek ürünler aynı olduğundan ürünlerin ortalama değeri piyasadaki paraya oranla artmış olacak. Teorik olarak 10% enflasyon yaşanacak. Tersi şekilde para miktarı sabit, üretim artar ve 100bin yeni ürün satışa sunulursa da bu defa 10milyon TL ile 11milyon ürün alınabilir, yani ürünlerin değeri düşmüş olacak. Bu da bildiğimiz üzere deflasyon oluyor.

    Kişi başına düşen mal ve para oranı sabit olduğu sürece enflasyon yaşanmaz. Burada bahsettiğim mal, gerçek, somut değere sahip ürünlerdir. Dizinin 1. yazısında açıkladığım gibi “para” bir aslen bir değer taşımadığı için mal olarak kabul edilemez.

    Peki bütün bu konular neden bu kadar karmaşıklaştırılmış? Neden ilk örnekleri gibi yalnızca bir alışveriş aracı değil para? Neden kimse bu işlerin ayrıntılarını halka anlatmıyor? Anlatılanlar neden bir işe yaramıyor, neden sürekli bir yerlerde ekonomik sorunlar ve küresel krizler başgösteriyor?

    Bütün bu soruların cevabı düzenin kendinden kaynaklanıyor. Gerçek sorun, asıl canavarın iç yüzü ve çarkların dişleri arasına aldıklarını nasıl parçalayıverdiğine de sonraki yazılarda geleceğim.

    Sıkın dişinizi, 2 yazı daha kaldı…

    .

    Devamı İçin:

    “Para” Yazı Dizisi 4: Faiz (Sondan Bir Önce)

    “Para” Yazı Dizisi 5(son): Bankacılıkta Yasal Kalpazanlık

  • “Para” Yazı Dizisi 1: Para Nedir?

    Para nedir?

    Bu sorunun tabulaştırılmışlığı üzerine sayısız yazıyı, eleştiriyi ve tartışmayı bulabilirsiniz. Tüm bu tartışmaların ortak noktasının “para” kavramının en kutsal, en büyük tabulardan bile daha az değinilir olması.

    Okullarda “para” nereden gelir, “para” kim tarafından basılır, “para” neye karşılık gelir anlatılmaz. Televizyonda dinozorlarla veya böceklerle ilgili belgesele rastlarsınız, kara delikler veya astral seyahat ile ilgili belgesele rastlarsınız, felsefi veya politik tarih içeren belgeselleri bulabilirsiniz… Ama hiçbir yerde “‘para’ nedir?”, “nereden gelmiştir?”, “nasıl bugünkü haline ulaşmıştır?” sorularına cevap bulamazsınız. Bize “para” ile ilgili bilgi asla sunulmaz.

    En büyük yanılsamamız “para” dendiği zaman bahsedilen olguyu, Anadolu’da ilk kullanılmaya başlandığı zamanki haliyle aynen kullandığımızı sanmamız. Terimlerin birbirine geçmesi veya geçirilmesi ile öyle güzel kafamız karışmış ki, “para” gibi genel bir terim artık bizim için “değer” ifade eden herhangi bir şey olabilir.

    Bugün kullanılan anlamıyla “Para”, DEĞERSİZDİR.

    İlk çağlarda takas yerine değerli madenler, taşıma kolaylığı açısından ufak parçalara ayrılmış madeni bilyeler, boncuklar veya hayvan tüyleri kullanılırdı. İlk çağlarda kullanılan ilk para örneklerinin bugünkü karşılığı sözlük anlamıyla “banknot” oluyor. Banknot, somut olarak altın veya gümüş karşılığı, gerçek ve elle tutulur bir değeri olan belgedir. Çağdaş Türkçe sözlük anlamıya “para” ise, İngilizce “Legal Tender” dedikleri terim yerine kullanılır. Bunun Türkçe karşılığı “Yasal Borç” veya “Yasal Ödeme” şeklinde olabilir, İngilizce’si de aynen çevirisi gibi pek bir anlamsızdır. Özetle yalnızca yasalarla korunan “borçlanma belgesi” olarak kullanılır günümüz iktisadi düzeninde “para”.

    Türkiye, Avrupa, ABD gibi belli başlı bizi “ilgilendiren” ekonomik kaynakların hepsi bugün banknot sistemi yerine para sistemini kullanır. Bu sistemde ilginç bir denklem yasalarla korunur ve asla kimseye anlatılmaz:

    Para = Borç

    Halbuki biz ne sanıyoruz? Para = Değer… Bu yanılsama eski sistemden kalma bir alışkanlıktır. Artık yeni ve yasal ismiyle bakarsak bu denklem şu şekildedir:

    Banknot = Değer

    İktisat Sözlüğü açın bakın, karşınıza çıkacak anlamlar bunlardır. Banknot, altın veya gümüş karşılığı olan, değer taşıyan para birimleri için kullanılan terimdir. IMF’ye üye ülkelerde “banknot” sisteminin kullanılması yasaklanmıştır.

    Üzerinde kitaplar yazılabilecek bu konuya yalnızca giriş yapmak istediğim bu yazıda özetle temel terimlerden bahsetmek istedim. Lütfen gelecek yıllarda her zaman aklınızda olsun; Türkiye’de gerçek anlamda “değer” taşıyan “banknot” kullanılmıyor. Türkiye’de de “para”, çoğu ülkede olduğu gibi, yalnızca borçlanmanın belgesi olarak, hiçbir somut değer taşımadığı anlamıyla kullanılıyor.

    Yani:

    Cebimizdeki “para”, çalışmamızın “değer”ini değil, elimizde tuttuğumuz “borç” miktarını belirtir.

    Devamı için:

    “Para” Yazı Dizisi 2: İstikrar ve Asli Önemi

    “Para” Yazı Dizisi 3: Enflasyon (Asıl Canavar Kim?)

    “Para 4: Faiz (Sondan Bir Önce)

    “Para” Yazı Dizisi 5(son): Bankacılıkta Yasal Kalpazanlık

    .

    Daha fazla temel bilgi için kolay izlenebilen ama maalesef İngilizce olan şu belgeseller izlenebilir:

    Zeitgeist Serisi (Özellikle Addendum)

    Money as Debt

    Money, Banking and the Federal Reserve