Etiket: özür yazısı

  • Eşcinsellere Özür Borcu

    Hatırlayacaksınız bir süre önce Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, eşcinsellik için “hastalıktır, tadevi edilmeli” demişti. O gün bugündür bu açıklamaya tepkiler sürüyor. Bugün de bir konferansta KAOS-GL üyeleri bakanı özür dilemesi için protesto etti. Alıştığımız üzere yine protestocular yaka paça dışarıya atıldı.

    Aliye Kavaf malum açıklamayı yaptığı gün bu konuda fikri sorulan Sağlık Bakanı ise “kişisel özgürlüktür” demişti. O gün bu açıklamalardan ilki AK Parti’nin siyasi duruşu sebebiyle şaşırtmamış, asıl ikincisi dikkatimi çekmişti. Meğer ne büyük bir hatalar zincirinin ilk halkasıymış benim için…

    O gün bu konuyu “AK Parti’den Eşcinsel Açılımı” başlığı altında yazarken amacım sağlık bakanının açıklamasını vurgulamak, kişisel özgürlük yorumuna destek vermektiyse de, klavyem yazının sonlarına doğru bambaşka anlamlar üretmişti. Her ne kadar kendimce düşünmediğim bir şey yazmamış olsam da; kötü benzetmeler ve Aliye Kavaf’ın açıklamasına gönderme yapmak için büyük bir hata ile “hastalık” terimini onaylarcasına aynen kullandığım için yazıdan bambaşka bir ana fikir çıkmıştı.

    İfade bozukluklarım ve özellikle “hastalık” kelimesi sebebiyle eşcinsellerden özür diliyorum.

    Eşcinseller Aliye Kavaf’tan da özür beklemekte haklılar.

    .

    not: Eşcinsellik hakkındaki kişisel fikrimin ayrıntılarını başka bir yazıya bırakmayı tercih ediyorum. Fakat bireylerin fikirleri ne olursa olsun, eşcinsel haklarını korumaya devam.

  • Tübitak’a Özür ve Düne Düzeltme

    Dün, hakkını verelim çok ilgi çekici bir haber üzerine, yazdığım yazı hakkında özür ve tekzibi Tübitak’a ve okuyan herkese borç bilirim. Aslında ileride ayrıntılı araştırma ve bilgilere ulaştıktan sonra ayrı ayrı diziler halinde ayrıntısına değinmek isediğim konulara da kendimi tutamayarak bulaştığım yazıda Tübitak’ın “Bilim ve Teknik” dergisinin kapağının değiştirilmesi olayına değinmiştim. Ülke çapında büyük yankı uyandıran, ki aslında daha bile büyük tepki çekmiş olmasını beklerdim, bu olaya ben de ufak bir önyargıyla sabırsızca tepki göstermiş bulundum. Özür dilerim.

    Öncelikle herhangi bir yorumdan önce cevap hakkının verilmiş olması gerekirdi. Bu da Tübitak’ın konu ile ilgili açıklaması anlamına geliyor. Yani Tübitak resmi bir açıklamada bulunmadan benim tepkimi kesin bir dille belirtmiş olmam yanlıştı. En azından olasılıklar üzerine yorum yapmam gerekirdi.

    Bu yazımda doğrusunu yaparak, Tübitak’ın resmi açıklamasının (resmi açıklama olduğundan dolayı) doğruları yansıttığını kabul edip konu üzerinde çıkan tartışmaların aslında yersiz olabileceğini kabul ediyorum. EĞER, olaylar gerçekten Tübitak’ın açıklamasındaki şekilde gelişmişse, durum tamamen yazı işleri müdürü Dr. Atakuman’ın hatası olmuş oluyor. Yapılan resmi açıklamadan çıkabilecek 2 sonuç var:

    • Ya Dr. Atakuman duygusallıkla yetkiyi aşıp konuyu dergiye ekledi (ki bu yalnızca işinde başarısız olması anlamına gelir, bizi ilgilendirmez)
    • Ya da Dr. Atakuman kasıtlı olarak bu konuyu gündeme taşıma amacıyla olmayan yangını başlatıp, körükle gelineceğini bilerek sessiz kaldı (ki burada gerçekten bizi ilgilendiren bir sorun var demektir).

    Dün yaptığım hataya düşmeyerek kimseyi tekrar itham altında bırakmak istemiyorum fakat Tübitak, devletin resmi bilim merkezi ve söz hakkına sahip kurumu olduğundan dolayı burada bizim muhatap almamız gereken açıklamayı ancak yapmıştır. Dolayısıyla artık varsayımsal “komplo teorilerini” bırakıp işimize dönebiliriz.

    Eğer Tubitak açıklaması düzmece veya yanlış ise zaten Darwin veya bilimde kadrolaşmadan önce resmi açıklamaların güvenilirliği gibi daha önemli konuları tartışmamız gerekir.

    Bu bakış açısıyla dünkü eleştirilerim için özür diliyorum. Evrim ve “Büyük Kurt” ile ilgili daha ayrıntılı yazıları denkleştireceğim dizilerde buluşmayı umarak vatanımdan güzel haberleri beklemeye koyuluyorum.