Etiket: oruç

  • Dayaklarınla Hoşgeldin Ramazan

    Ramazan’ın gelmesiyle birlikte çoğumuz bugün oruç tutmaya, bazıları şimdiden “bayram” hazırlıkları yapmaya başlamıştır kesin. Fakat eminim ki her sene olduğu gibi bu sene de, Ramazan’ın kirli yüzünü, “oruç dayaklarını” göreceğiz.

    Geçtiğimiz yıllarda sık sık, oruç tutmayan gençlerin dayak yediği haberlerini çoğunlukla orta Anadolu’dan gelen haberlerde okuduk. Ben şahsen gergin siyasi ve kutuplaşma havasını düşündükçe, maalesef bu sene de aksini beklemiyorum.

    İşin kötü yanı, tartaklamanın gitgide yaygınlaşması. Birileri oruç tutmayanları dövedursun, başka birileri de haşema giyenleri tartaklamaya başlamış…Hoşgörü kültürümüz, kardeşlik türkülerimiz, komşuluk geleneklerimiz acaba nerede?..

    Demokrasi, sen nelere kadirsin!

  • Tipik Ramazan Türküsü: “Arada Kaldım”

    Set_intersection

    Beşer soyu olarak arada kalmayı sevmeyiz. Net ve kafa yormayacak şekilde tarafımızı bellemeyi, o tarafta kalmayı huzur verici bulduğumuzdan da olabilir, tartışmaları uzatmayı sevmediğimizden de… Bu özellik sayesinde çoğu tartışmada sonucu kestirip atabiliriz.

    Gözlemlediğim kadarıyla bu özelliğin ne eğitimle, ne çevreyle, ne de konumla bir ilişkisi yok. Hangi ortamda olursa olsun, bu özelliğin ortaya çıkacağı bir konu varsa çıkar. Eğer benim gibi, eskilerin tabiriyle “elmalarla armutları karıştırmamak” uğruna beynini sürekli hırpalayan birisiyseniz sayısız ortamda ani şaşkınlıklara mağruz kalabilirsiniz.

    Son dönem örneğini sıkça gördüğümüz gibi, Türkiye’de insanlar sanırım bu bakış açımız yüzünden her zaman ve her zaman şaşırtıcı bir başarıyla ikiye ayrılıyor. Diğer yanda siz de benim gibi, Susam sokağından hatırladığımız meşhur şarkıyı mırıldanarak “arada kaldım” diyorsanız, ezilirsiniz. Ben çok ezilirim…

    Ramazan da bana her sene bu keskin yaklaşımı hatırlatır. Örneğin son iki Ramazan’da da, farklı bir iş yerinde çalışıyordum. İki işyerinde de Ramazan’ın başlamasıyla birlikte oruç tuttuğumu öğrenen iş arkadaşlarımın, patronlarımın yüzündeki şaşkınlıkla karşılaştım. Birisinde beni zındık bilen güruh bana inanmakta zorluk çekmişti, diğerinde de beni “akıllı” bilen insanlar inanıyor olmama şaşırmıştı. Benzer sahneleri üniversitedeyken, lisedeyken ve hatta evdeyken bile yaşardım. Babam bile kendisi farkında olmasa da liseden beri her sene “sen oruç tutuyor musun?” sorusunu şaşkınlıkla soruyor. Sanırım üniversitede araya mesafe girdiği için farkedemediğinden olsa gerek, lisede (az buçuk da olsa) oruç tuttuğumu hatırlamıyor.

    Sanırım insanlık olarak en büyük sorunlarımızdan birisi, birbirimizi kendi beynimizdeki verilere dayanarak anlayabileceğimizi sanmamız. Halbuki “ben kimim” ki seni bilebileyim?