Etiket: nobel

  • Başbakandan Daha Az Laf, Daha Çok İş İstiyorum

    Bugünkü bir habere göre Başbakan Erdoğan 50 ili dolaşıp açılımı anlatacakmış. Televizyonlarda aylardır yayınlanan konuşmaları, açılım için yapılanlar (?!) yetersiz kaldı herhalde ki 50 ilin vatandaşlarına yüzyüze anlatacak zorunda kalmış sanırım.

    Peki ya diğer 31 ildekiler ne yapsın?

    Eğer yüzyüze derdini anlatmadıkça anlaşılamıyorsan, mektuplaştığın muhalefet ne yapsın?

    .

    Başbakan akıllı adam. Adam gibi çıkıp, “biz erken seçime gideceğiz, diğer partiler uyanmadan uzun vadeli seçim kampanyası olarak da açılımı kullanacağız” dese olmayacağını bildiği için bu numaraları yapıyor.

    Adına seçim turu derse başbakanlık uçağını usulsüzce kullanıyor olmasını bir seçim daha yutturamayacağını biliyor.

    Demokratik bir açılımı gerçekten uygularsa seçime anayasa değiştirecek çoğunluk kazandıracak malzemesi kalmayacağını biliyor.

    O yüzden sadece mektuplaşıyor. Sadece oyalıyor. Sadece konuşuyor…

    Ama yine de günahını almayalım. Sadece konuşarak Nobel Ödülü bile alınabildiğine göre, Başbakan’a çok yüklenmemek gerek.

  • Mustafa Topaloğlu Nobel Komitesine Alınsın!

    Bundan aylar önce, Mustafa Topaloğlu’nun “Obama Dünya’ya barış getir! Kurtar Bizi!” anafikirli şarkısını paylaşmıştım (işte o muhteşem şarkı).

    Bu şarkı kim bilir ne zaman bestelendi, sonra düzenlemesi yapıldı. Stüdyoya girilip kaydedildi. Ardından klip çekildi ve biz bu klipten haberdar olduk. Bu süreçte geçen zamanı da katarsak Nobel Komitesinin verdiği mesajı onlardan neredeyse 1 sene kadar önce Mustafa Topaloğlu’nun verdiğini farkediyoruz. Bu kadar benzerlik tesadüf olamaz. Mustafa Topaloğlu’nun komitede hakettiği yeri alması gerekir!

    .

    Nobel ödülü ile verilen mesajı, Obama’nın da gayet açık bir şekilde aldığını, o sabah yaptığı basın açıklamasında görüyoruz (işte o açıklamanın haberi). Obama, nobel ödülü almasını şu cümleler ile yorumlamış:

    “Bunu kendi başarımın tanınmasından ziyade dünya halklarının umutlarının Amerikan liderliğinde kabul görmesi olarak görüyorum”

    Bu cümleye yoruma gerek yok herhalde. Oldukça mütevazı. Alabildiğine eşitlikçi. Sağolasın Hüseyin Abi…

    Artık Dünya barışı ve gelecek umutlarımız Amerika’ya resmen emanet edildiği için gönül rahatlığıyla her türlü kaygıyı geride bırakıp huzur içinde sade yaşantılarımıza dönebiliriz. Oh be, gideyim de bari televizyon falan seyredeyim artık rahatça!

    .

    Obama bu yorumun ardından ödülü İran’da iktidar karşıtı eylemlerde hayatını kaybedip karşı hareketin simgesi haline gelen “Nida” isimli genç kız ile paylaşmayı önermiş (işte haber). Bu kadar da alçakgönüllü, bu kadar düşünceli… ve bir o kadar da çaktırmadan mesajı yerine gönderme ustası.

    Sanki o isteyince Nobel komitesi “valla iyi düşündün, hadi paylaşın” diyecek (bu da olursa yine de şaşırmamak gerek ya, neyse), sanki Nobel barış ödülüyle İran’daki iç çatışmaların ilgisi varmış, sanki İran’da neredeyse iç savaş boyutunda olaylar yaşanması, haklı veya haksız, o olaylara katılan herhangi birisine barış ödülü alma hakkı sunarmış gibi…

    Kafam karıştı be Hüseyin Abi, böyle şeylerle gelme bana.

    .

    Biz gelecek umutlarımızı ve Dünya barışını Amerika’ya emanet ettiğimiz için olsa gerek, bu sırada Hillary Clinton da acele Londra’ya gitmiş, İngiltere başbakanıyla İran meselesini görüşecekmiş?! (işte haberi)

    .

    Öte yandan Amerika, kendisine tamamen bağımsız olarak (?!) verilen bu yetkiyi acele olarak çok iyi şekilde kullansa iyi olur. Çünkü BM’in açıkladığına göre dünyadaki gıda krizi sebebiyle açlık sebebiyle bir nesil kaybolabilirmiş… Sebebini ise kendiniz okuyun… (buradan okuyun)

  • Nobel Barış Ödülü Obama’ya!.. I LOVE YOU BIG BROTHER!

    Vallahi ben şaşkınlığımdan ne yapacağımı bilemiyorum hala! Daha haberi okurken ellerim titremeye başladı. Yani bu kadarını ben bile (ben ki komplo teorileriyle ilgilenirim, küresel oyunları takip etmeye gayret ederim, gerekirse buluttan nem kaparım) beklemiyordum. Bu kadar alenen yüzsüzleşebileceğini bilmiyordum oynanan oyunun.

    Vay be, daha seçilmeden Dünya’yı kurtaracak kişi olarak tanıtılmış olması yetmedi, her ülkeye tek tek gidip tam anlamıyla kral gibi karşılanıp yuvarlak sözlerle halkı etkilemesi yetmedi (bkz. konuyla ilgili vaktinde yazdığım bir yazı), en sonunda herhalde tüm olası muhalefeti susturmak ve ebedi saygınlık kazandırmak için olsa gerek, benim ona seslenmeyi sevdiğim isimle, canım, ciğerim, Hüseyin Abi’m, Barack Hussein Obama, 2009 Nobel Barış Ödülüne layık görüldü (Bkz. haber).

    Ben şahsen artık Bono’ya falan verirler diyordum ödülü. Hem Bono iyice yaşlandı, artık iyiden iyiye popülistleşti hem de Nobel’in iyice suyu çıktı diye.

    Meğer Nobel’in suyu düşündüğümden de fena çıkmış. Sanırım Banu Avar, düşündüğümden de çok haklıymış (bkz. Nobel Belgeseli. Sansür dolayısıyla belgesel açılmıyorsa google’dan “Banu Avar nobel” diye aratıp bir şekil bulabilirsiniz).

    Koçum Obama, sen neymişsin be. Daha göreve geleli 1 sene olmadan, ilk ciddi yasa tasarısını geçirecek ulusal desteği bile zor toplarken meğer Dünya Barışı için neler başarmışsın da biz hiç farketmemişiz.

    Nutkum tutuldu. Kelime bulamıyorum, ağzım hala açık, şaşkınlıkla ekrana bakıyorum.

    Helal olsun Hüseyin Abi’mize! O hepimizin abisi ne de olsa!

    I LOVE YOU BIG BROTHER!