Etiket: muhalefet etmek

  • Gandi Kemal, Recep Bey'in Taktikleriyle Oynuyor

    Bundan yaklaşık 10 hafta önce, ortada ne Baykal’ın kasedi, ne Kılıçdaroğlu’nun CHP başkanlığı ihtimali, ne candaş medya desteği, ne de yandaş medya karalaması varken “AKP CHP Farkı” başlığıyla bir yazı yazmış, CHP’nin muhalefet yapmayı ne kadar bilmediğinden bahsetmiştim. Yazıda AK Parti karşısında CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu hariç kimsenin muhalefet yapmayı beceremediğini, hepsinin muhalefet tavrının ne kadar aciz kaldığını kendimce anlatmıştım.

    Aradan geçen 10 haftada, o gün CHP’de muhalefet yapmayı bildiğini iddia ettiğim tek isim CHP Genel Başkanı oldu.

    Kemal Kılıçdaroğlu daha ilk gününden söylemi değiştirdi. Bu söylem değişimi AK Parti’nin hesaplarını bozabilir mi bilemeyiz ama fiilen anlamsız tartışmaların bile aslında zamanla dengeleri değiştirdiği kesin.

    İlk atışmada Başbakan’a “Recep Bey” diye hitap etmeye başlayarak maden işçilerinin ölümünü ve sonrasındaki “kaderci” açıklamaları eleştirdi. Söylemine “Halk” ile başladı, ısrarla “halk” ile devam etti ve “halk” ile bitirdi. Geçen 7 senede “halk” demek AK Parti demekti. Bu konu Başbakan’a sorulduğunda yıllarca Deniz Baykal’a hemen her fırsatta ağzının payını bir şekil vermiş olan Erdoğan beni şaşırtan bir şekilde kaçamak cevap verdi:

    Sen Başbakan’ın söylemlerine bak, sen bırak başkalarını, Başbakan ne diyor ona bak. Başbakan’ın birilerine cevap yetiştirmeye gayreti yok.

    Recep Bey konusuna da aynı şekilde:

    Bu soruyu geçiniz, bu tür spekülasyonların içerisine Tayyip Erdoğan’ı çekemezsiniz.

    İlk atışmada Erdoğan çekimser kalmıştı.

    İkinci büyük atışma ise bu hafta yaşanıyor. Erdoğan’ın İsrail’e yahudilerin 10 emrinden 6.sını hatırlatarak “Öldürmeyeceksin” sözüne Kılıçdaroğlu bana göre çok akıllı bir hamleyle atışmayı başlattı:

    Evet, öldürmeyeceksin! Ama ayrıca Çalmayacaksın (8. emir) ve Yalan Söylemeyeceksin (9. emir)!

    Erdoğan bu beklenmedik çıkış karşısında her zamanki “lafı çarpıtarak konuyu değiştirme” taktiğini denedi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun İsrail ile yakından uzaktan alakası olmayan bu çıkışına “Tel Aviv’e seslendim, yanıt Keşan’dan geldi. Kılıçdaroğlu İsrail’in avukatı” diyerek eski taktiklere başvurdu.

    Eskiden olsa Erdoğan’ın bu anlamsız çarpıtma cevapları bir şekil döner dolaşır Deniz Baykal’ı ezer, milletin gözünde de Erdoğan’ı tekrar yüceltirdi. Kılıçdaroğlu buna izin vermedi. Cevabında Erdoğan’ın şahsına münhasır taktiğini aynen kullandı ve aynı alakasızlıkla konuyu tekrar kendi istediği yöne çekti:

    Ben halkın avukatıyım!

    Erdoğan’dan yeni cevap gelmedi, ya da gelemedi. Kılıçdaroğlu bu işi iyi yaptığını farketmiş olacak ki bir sonraki cevabını da Erdoğan’ı beklemeden bugün yaptı:

    İsrail’e avukat arıyorsa sağına baksın, orada Bülent Arınç’ı görecektir.

    Tahminimce bu noktadan sonra cevabı önce Bülent Arınç verecektir. Ardından Erdoğan da ya konuyu kapatacak bir açıklama yapacak ya da çok genel üstünkörü bir cevapla lafı sündürüp kaynatacaktır. Ama ne olursa olsun, bu dakikadan sonra bu atışmadan da eskiden hep çıktığı şekilde bariz ezici taraf olarak çıkamayağı kesin.

    Sözün özü odur ki, Baykal gitti, Kılıçdaroğlu geldi, birşey değişmedi diyenler çok büyük bir ayrıntıyı gözardı ediyorlar. Baykal’ın en büyük sorunu muhalefet yapmayı AK Parti kadar iyi becerememesiydi. Görünüş o ki, Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın alıştığından çok daha akıllı şekilde atışmasını biliyor.

    Şahsen bu tür anlamsız atışmaları boş ve komik bulsam da, kabul etmek gerekiyor ki azımsanmayacak oranda seçmen, kararını aslında bu “boş” tartışmalar sonucunda veriyor.

    Kabul etmek gerek. Dengeler evrimleşiyor.