Etiket: IMF’ye ümüğümüzü sıktırmayız

  • Seçimin Krize Etkisi (Ümük Elden Gidiyor)

    Herkes krizin seçime etkisinden bahsedip durdu, bahsetmeye de devam ediyor. Peki seçimin krize etkisi hiç olmayacak mı?

    Aklıma gelen ilk etki, seçime doğru gelinirken meclisin seçim arası vermesiydi. Meclis resmen ve alenen kriz baskısından kurtuldu ve bir bakıma kriz büyümeye başlarken yırttı. Şimdi seçim geçtiğine göre tüm baskı birikmişlerle birlikte ilgililere binecektir.

    İkinci geçmiş etki de hükümetin seçimde oy kaybetmekten korkarak binbir dalavere ve “ümüğünü sıktırmama” yaklaşımıyla IMF’yle oynaşmasıydı. Ümüğümüzü eninde sonunda teslim edeceğimizi düşünsem de Başbakan güzel işaretler de vermişti. Hakkını yemeyerek bunu zaten yazmıştım (Bkz. Ümüğümüzü Teslim Etmiyoruz). Gelgelelim, aslında işin böyle olmadığı son hafta çıkan yerel haberler ve dış basındaki gelişmeler ile ortaya çıktı. Yani en başa döndük. Seçim geçtiğine göre artık sıra ümüğe geldi…

    Ümüğümüzle ilgili haberin başlığı biraz komik. Sanki seçmen AKP’ye IMF ile anlaşmadı diye ceza vermişçesine yersiz bir başlık olmuş. Haberin içeriğinde ise yine seçmenle alakasız bir şekilde kodaman parasal kuruluşların IMF’nin sırtını sıvazlama yorumları var. Bu baskılar korkarım yakında sonuç verecektir ve ümük elden gidecektir.

    Umarım Başbakan kriz sebebiyle oy kaybetmenin telaşıyla “denize düştüm, bari şu yılana sarılıvereyim” demez.

    Seçime en büyük etkisi olması beklenen olay, efsaneleşen “one minute” (van minüt) vakasıydı. Seçim biter bitmez onun da haberi geldi ki anca gerçekten bir yerlere etkisi olmuş. Garibim forum yöneticisinin görevi elinden alınmış… Zaten o tepkinin dışarıda yapabileceği en büyük etki ancak bu olabilirdi. Biz de hala kendimizi kandıralım “tavrımızı çok güzel koyduk, tüm dünya bizi duydu” masallarıyla…

    Garibim forum yöneticisi de boşuna işinden oldu. “Van Minüt” oyları arttırmaya bile yetmedi.

    Yine de geleceğe umutla bakmak lazım… Allah’tan başımızda büyüklerimiz (!) var da krizi bizim için çözmeye gayret ediyorlar. Yeter ki 2010’a kadar aç milaç yaşayabilelim… Sıkın dişinizi, 2010’da büyümeye başlıyoruz!

    .

    Tek dileğim, insanların mevcut ekonomik düzenin işleyişini hemen anlaması. Bu sistem ile ister 2010 ister 2020 olsun, büyümeyle değil, düzenin değişmesi ile tüm sorunların çözüleceği kavransın.

  • Ümüğümüzü Teslim Etmiyoruz

    Başbakan’ın haftalar önce yaptığı “IMF’ye ümüğümüzü sıktırmayız” açıklamasının ardından çok espri yapılmıştı. Yapılan esprilerin en başında, IMF ile yapılan herhangi bir anlaşma sonucunda uzun vadede her hâlükârda ümüğümüzün sıkılmış olacak olması geliyordu. Bu sebeple bu söylem kendi içinde çelişen fakat yine de bizleri tam anlamıyla gaza getiren bir söylemdi.

    Şu anda ne zaman olduğunu hatırlamadığım bir tartışma sırasında birisi AKP yönetim kadrosunun sadece iktisatçılar ve tüccarlardan oluştuğundan dolayı bütün ekonomik yatırım ve geliştirmelerin bu yönde yapılmasının normal olduğunu söylemişti. Fikre göre; AKP kadrolarında sanayiciler, üreticiler veya akademisyenler olmadığı için, temel adımların hep ekonomik paketler ve batı ekonomisinin Türkiye’deki uygulamasının genişletilmesi yönünde olması aslında beklenen bir sonuç olmalıymış. Zaman geçtikçe bu tespitin ne kadar yerinde olduğunu görüyoruz. Bunun geçmişteki en güzel örneği de DSİ kökenli Demirel’in barajlarıyla ünlenmesini hatırlatabilirim.

    AKP yönetimi barındırdığı iktisatçı/tüccar genleri dolayısıyla bu işi oldukça iyi, hatta bazen aşırıya kaçacak şekilde (Bkz. özelleştirmeler) yaptı. Üretimde artışın yetersiz olması, tarımın gerileme sürecine girmesi de bu kadro yapısının olağan yan etkileri sanırım.

    Kadroların dışında bakarsak da Başbakan’ın kendisi ve çevresi yerel yönetimler konusunda bilgili ve tecrübeli. Şahsi fikrimce AKP’nin en büyük başarısı yerel birimlere hakettiği önemi vermeleri. Tepeden inme bir şeyin olmayacağı gerçeğini çoktan farketmiş olmaları. İşte bu sebepledir ki IMF’ye ümüğü sıktırıp sıktırmama konusunda bir çelişki yaşanmış.

    Haber İçin Tıklayın

    Bana göre günün açıklaması bu haberde gizli. Başbakan 3 şart üzerinde anlaşılamadığı için ümüğümüzü IMF’ye teslim etmeme yoluna gitmiş. Bu şartların hiçbirisi de katıksız iktisadi şartlar değil.

    Bu açıklamada kesinlikle Tayyip Erdoğan’ı haklı buluyorum. Eğer ısrarla bu söylediklerinin arkasında durmayı başarabilirse sonunda IMF’ye ümüğümüzü elden teslim etmemiş olacağız. Bu gidişle illa ki bir gün sıktıracağız, ama en azından ümük hala bizim ümüğümüz olarak kalmış olacak.

    Haberde bahsi geçen 3 zor şart hakkında şunları söyleyebilirim:

    Gelir iradesinin özerk olması liberalleri çok sevindirecek fakat bizim şartlarımız için tehlikeleri olan bir öneri. Ayrıntısına girmeye gerek yok, Başbakan zaten doğru yorumlamış.

    “Nereden Buldun” sorusu ise teoride harika bir düzeltme olsa da birincisi AKP politikalarına çelişen, sermayeyi ürkütecek bir hamle. Henüz şartlar uygun görünmüyor (şu anki politikalar gereği). Ayrıca AKP’ye  yakın yatırımcılarının ve özellikle kayıt dışı ekonominin en büyük gücü olan cemaatlerin de kayıt altına girmesini sağlayabilecek bu düzeltmenin AKP tarafından yapılmayacağını ben zaten sorsanız söylerdim. Şahsen vergi yapısının kökten değişmesi yanlısı birisi olarak bu öneri zaten benim için “ha var ha yok” kapsamında kaldığından es geçiyorum.

    Yerel yönetimlerin gelirlerinin kendi yerel halkları tarafından karşılanması fikri hakkında da biraz kafa patlatırsak şu sonuca varırız: Yerel yönetimlerin liberalleşmesi anlamını taşıyan bu yapı, fakir illeri geriye, zengin illeri ileriye taşıyacaktır. Dünya ekonomik düzeninin en büyük yan etkisi olan bu uçurumun büyümesi sonucunda hiçkimse bir kazanç elde etmez, edemez. Özellikle Türkiye gibi iller arasında ve köy-kent karşılaştırmasında uçurum barındıran bir yapı içerisinde bu yaklaşımdan külliyen uzak durmak gerekir.

    “Yiğidi öldür, hakkını yeme” demiş atalarımız. Başbakan’ın bahsi geçen itirazları haklı. Bahsi geçmeyen tavizleri bilemediğimiz için o kısmını yorumsuz bırakıyorum.