Etiket: habercilik

  • Haber Yapmaktan Haberi Olmayan Spor Habercileri

    Gazetelerimizin habercilikten ne kadar uzak olduklarını yazılarla bir veya iki kez eleştirip sonra kendi kendime “ya bırak allassen, Allah’ından bulsunlar” şeklinde çemkirerek pes etmiştim.

    Ardından Blog Ödülleri oylaması sırasında dahil olduğum “Haber-Gündem” kategorisine biraz daha uyumlu olmak adına hergün haberlerle ilgili yazı yazmaya karar verdim. Bunun yan etkilerinden birisi de rezil gazetecilik örnekleriyle sıkça muhatap kalıp sinirlerimin durduk yere gerilmesi oldu.

    Sonra oylama süreci sona erdi, ben de tekrar “ya bırak allassen, bu gazetelerin bağlantılarını bile vermeyeceğim olabildiğince” şeklinde isyan ettim.

    Derken bugün tekrar bir örneğiyle karşılaştım ve aslında bundan kaşıl olmadığını hatırladım. Yine dayanamayıp paylaşayım dedim…

    Güzide bir manşetten demiş ki “Eşcinsel hakeme düdük imkansız“. Güya, sözümona eşcinsel olan bir hakem cinsel tercihi sebebiyle terfi edilmiyormuş. Haberi normalde okusam isyanlarım bu tür bir uygulamanın ne kadar yersiz, haksız ve cahil olduğu yönünde olurdu. Gel gör ki haberin nasıl çarpıtılmış olduğunu sağolsun Fatih Altaylı’nın yazısı sayesinde öğrenmiş olduk. Bir tek haberden çıkanlara bakın:

    1. Hakem eşcinsel değil, adama sormadan damgayı basmışlar.
    2. Terfi edilmeme sebebi cinsel tercih değil, askerlikten muaf olmama durumu. Uygulama yanlış anlatılmış.
    3. Hakemin askerlikten muaf olma sebebi eşcinsellik değil psikiyatrikmiş (hakemin dediğine göre), dolayısıyla ilk iki maddeyi birleştirip bir sonuç çıkartmak da doğru değil.
    4. Aynı gazete, yetkili kişiler tarafından bu haberde anlatılan şekilde bir uygulama olmadığı açıklamasını vermiş. Kendi haberlerini bile okumuyor mu bunlar?

    Sonuç olarak gazetelerin spor bölümlerinin sefaletinin farkındayız fakat ne olursa olsun yorum yazısı olmayan bu tür “haberler” adam gibi, adabıyla verilmeli. Popülist olmak için, tartışma yaratıp üç beş kuruşluk dikkat çekmek için meslek ahlakından veya kurallarından çıkılmaz.

  • 1. Geleneksel “Üstün(körü) Habercilik” Ödülleri

    Daha önce defalarca belirttiğim üzere gazetelerimizin çoğu, habercilikten çok reklamcılık yapıyor. Haberi veriş şekillerinde tarafsızlık, doğruluk, bütünlük gibi lüzumsuz(!) uğraşlardan çok haberi okutmaya yönelik çoğu zaman yönlendirici, zaman zaman da yanıltıcı manşetlere önem veriliyor. Bu durumu, bugün karşılaştığım manşet kirliliği sebebiyle özel ödüllerle taçlandırmak istedim. İşte sizler için derlediğim 1. Geleneksel “Üstün(körü) Habercilik Ödülleri

    il-430xn-28538478

    İÇERİĞİ SALLAMADAN BAŞLIK ATMA ÖDÜLÜ

    Tarkan Bu Ne Hal? manşeti altında, Tarkan’ın Hasankeyf’in Unesco tarafından “Doğal ve Kültürel Miras” listesine alınıp korunması için Kültür ve Turizm Bakanı’na rapor sunması ile ilgili haberi “Tarkan Gene İmaj Değiştirdi” temasıyla verdiği için;

    Çöp Konteynerine Atılan Muzları Yediler başlığı altında, onları o hale düşürenleri değil de Adapazarı’ndaki taşeron firma çalışanlarını aşağılık yaratıklarmışçasına gösterdiği için;

    Çalışma Saatleri Azalıyor manşeti altında, yalnızca doktorları kapsayan, haftalık çalışma saatlerinin 45’ten 40’a indirilmesi ihtimali ile ilgili açıklamayı sanki ülke çapında bir devrim gerçekleşiyormuşçasına verdiği için;

    Ödülü VATAN GAZETESİ‘ne veriyorum.

    .

    “KÖR GÖZÜME DEĞNEK” (Göze Sokmak İçin İçeriği Şişirerek) BAŞLIK ATMA ÖDÜLÜ

    Adli Tıp’ta İstifa Depremi manşeti altında, Hüseyin Üzmez davasında Adli Tıp raporundan sorumlu uzmanın istifasını ve arkasındaki olayları vurgulamak için suyunu çıkartıp konuyu sanki Adli Tıp kurumu darmadağın olmuşçasına yansıttığı için;

    Ödülü HÜRRİYET GAZETESİ‘ne veriyorum.

    .

    “KÖŞE YAZISINDAN HABER YARATMA” Jüri Özel Ödülü

    Ergenekon Davasını Sulandırmak İçin Operasyon Başlatıldı manşeti altında, ortada ne haber ne bir şey yokken bir köşe yazısını habermişçesine sunup, upuzun ve sıkıcı yazıyı okumaya üşenen bizlerin beynine yalnızca başlıktaki yönlendirmeyi kazıdığı için;

    Ödülü ZAMAN GAZETESİ‘ne veriyorum.

    (not: Zaman Gazetesi bu işi her gün ısrarla yaptığı için bu ödül “Jüri Özel Ödülü” sıfatıyla verildi. Bu alandaki başarılarının sürmemesi dileğimiz.)

    .

    “HÜSEYİN ABİ” Özel Ödülü

    Ooooooo…Bama! Obama! Obama! yazısında anlattığım üzere, TRT sayesinde Barack Hussein (pardon, Hüseyin) Obama’ya artık Hüseyin Abi diyorum. Hüseyin Abi ve temsil ettiği Amerika Birleşik Devletleri politikalarına ve Amerika sevgisini onurlandırmak üzere verdiğimiz bu ödülü…

    Enerji Türbinine Kredi Onayı haberi ile, ABD’den Türkiye’ye satılmak üzere türbin yapacak firmaya kredi verilmesinin onaylanmasını sevinçle duyurduğu için;

    ABD Haydutları Bitirmekte Kararlı haberi ile, daha dün yazdığım yazının aksine, korsanları “haydut” olarak nitelendirip Somali’nin değil ABD’nin tarafını tutarak umut saçtığı için;

    Pakistan’da Kısmi Şeriat haberi ile, Pakistan’daki yaşamdan ve yönetim biçiminden* haberi olmayan bizleri alakasız fikirlere sürüklediği için;

    Ödülü TRT‘ye veriyorum.

    .

    Bugünkü Üstün(körü) Habercilik Ödülleri’ni kazanan tüm kurumların bu alanda başarısız, habercilik alanında kat be kat daha başarılı olmalarını diliyorum.

    .

    .

    *Pakistan’lı arkadaşımız Usman sayesinde haberin aslını öğrendik. Ortamda şeriat kanunları yok. Yalnızca yasal olarak bağımsız olan bazı bölgelerde aşırı dinci yönetim hakim. Swat’da bu bölgelerden birisine dahil edilmiş. ABD’nin Afganistan’a saldırmasının temel dayanağı da bu bölgelerdeki aşırı dinci yaklaşım. Yani sözde Usame Bin Ladin zihniyeti…

  • Haberci Olmayan Gazeteler

    Habercilik bir meslek. Tüm meslekler gibi okulu olan, öğretilen yöntemlere ve ilkelere bağlı olarak uygulanması gereken bir meslek.

    Bir inşaat mühendisinin kurallara, meslek ilkelerine uymaması durumunda olabilecekleri bir düşünün. Bir doktorun yeminini tutmayarak keyfi olarak bir hastayı tedavi etmemesinin sonuçlarını düşünün. Bir milletvekilinin yeminini, meslek ilkelerini hiçe sayarak vatana ihanet etmesinin sonuçlarını düşünün… Bütün bunlar bu kadar kitlesel kötü sonuçlar doğururken bir habercinin, gazetecinin meslek ilke ve kurallarına uymamasının sonuçlarını gözünüzde canlandırın. Herhangi bir habercinin kaç kişiyi derinden etkileyeceğini, toplumu bu zihniyetin topyekün nasıl hızla çürütüp parçalayacağını zihninizde canlandırın.

    Yurtdışında yaşamanın getirdiği “herkese uzak, her fikre uzak” kalma etkisinden olsa gerek, Türkiye’deyken de çeşitli “kutuplardaki” gazeteleri birlikte takip etmeme rağmen aralarındaki uçurumun bu boyutta olduğunu farketmemiştim. Hangi gazete olursa olsun, hangi haber olursa olsun, “haberci”nin en temel ilkesi, toplumsal olarak hayati sayılan kuralı “tarafsız” olmaktır. Bir haber taraflı veriliyorsa, bir haber müdürü haberleri taraflı olarak ayıklıyorsa uzun vadede işini baştan savma yapan inşaat mühendisinden, adam kayıran doktordan farkı kalmaz.

    Takım tutmayı, taraf olmayı çok seven bizler ise en masum duygularımızla her ne kadar bu tür gazeteleri ve kanalları yaşatmaya devam etsek de ne kadar büyük bir yanlışa kendi kendimizi sürüklediğimizi görmemiş oluruz.

    Çoğunlukla kendimize yakın gördüğümüz kanalları ve gazeteleri takip eder, karşıt görüştekilere burun kıvırırız taraflılar diye. Aman bize dokunmayan yılan bin yaşasın. Bizim fikirlerimize sahip, onları savunan gazeteler bin yaşasın. Diğerleri kahrolsun…

    Gazetelerin amacı yaşamak değildir. Gazeteler bir yayılma yarışı içinde olmamalı, hizmet yarışı içinde olmalıdır. Gazetelerin haber vermeyi engellediği an, birilerinin bizleri parmağının ucuna takıp oynatmaya başladığı andır… Ve Türkiye’de neredeyse tüm gazeteler ve kanallar bu duruma geleli yıllar oluyor… Birileri bizi parmağında oynatmak için birbirini yiyor. Biz de en saf fikirlerimizle en azından bize yakın bulduklarımızın bizi oynatmasına razı olarak, dönen bu devasa dolaba bakakalıyoruz.

    Gazeteler ticari şirketler olmamalıdır. Tıpkı vakıflar ve dernekler gibi, haberi halka ulaştırmak için, kar amacından uzak, güç ve yetki amacından uzak, tarafsız olmalıdır. Bunun için seçtiği haberler eşit, atılan başlıklar yorumsuz, yazı dili tarafsız olmalıdır. Çoğu gazetede artık bunu görmesek de doğrusu budur.

    .

    not: Gazetelerdeki köşe yazarlarının tarafsız olmaması normaldir. Köşe yazarının görevi fikir vermektir. Yapılan en büyük yanlış, köşe yazılasından haber, gazeteden yorum almak olur. Tam tersi olması gerekirken, bizler ters yüz olmuş yapıya teslim oluyoruz…