Etiket: deniz feneri

  • BBG Evi Gibi Meclis

    Oldukça uzun bir süredir bir şeyler yazmaya fırsatım olamadı. Gurbette iş bulma ve dil öğrenme derdiyle önceliklerimde ufak bir ayarlama yapmak durumunda kalmıştım. Bu dönemin ardında birkaç gündür rahat, eğlencelik bir şeyler yazayım diyordum ama tam fırsatım olmuşken Nesli sayesinde farkettiğim bomba haberi paylaşmadan, yorumlamadan geçmeyeyim dedim.

    Kasap et derdinde, koyunu düşünen yok.

    Habere göre MHP bugün meclise sanayicinin sorunları ve olası çözümlerini görüşmek üzere öneri vermiş fakat CHP’den birisi daha önemli gördüğü için, “laiklik elden gidiyor, deniz feneri başbakana uzanıyor” türküsünü söylemeyi tercih etmiş (Haber için tıklayın).

    Bundan birkaç gün önce de benzer bir habere göre de, Devlet Bahçeli AKP’yi “mayın temizleme konusunda meclisin gündemini 5 hafta boşuna oyaladığı” için eleştiriyordu.

    Bu iki haberden çıkardığım sonuç ise ortada: AKP ve CHP oy için birşeyler gevelerken, MHP dişe dokunur işler peşinde. Kasap et derdinde, koyun can derdinde… Fakat koyunu düşünenin sesi çıkartılmıyor.

    Ne de olsa bu tür işlevsiz kavgalar iki tarafın da oy hanesine yazılıyor. Maalesef yalnız da değiliz. Dünya’nın her yerinde arada sırada BBG evi gibi, “kavgaya falan karışalım da dikkat çekelim, oyumuz artsın” mantığıyla siyaset yapılıyor. Alan memnun satan memnun…

  • Kafam Karışmaya Başladı

    Ergenekon, Deniz Feneri, terör gibi uzun vadeli konulardaki gelişmeleri her ayrıntısı ile takip etmeye fırsat bulamayan vatandaşlar için işler iyice karışmaya başladı.

    Ergenekon ile ilgili kazılarda bulunan silahlar, malum gazeteler ve televizyonlar tarafından Ergenekon ile TSK ilişkisi kurma aracı olarak gösterilip duruyordu. Bugün Org. Başbuğ çıktı ve “Son bulunan silahlar TSK’ya ait değil” dedi. Alenen, “bizim olayla ilişkimiz yok” diye vurgulamış oldu. Yargının ve kamuoyunun her iki “taraf” tarafından da rahat bırakılmasını istedi.

    Başbuğ son bulunan silahlarla TSK’nın ilişkisi olmadığını delilleriyle açıklarken aynı anda Başbakan Erdoğan çıktı “Neyin nelerle ilintili olduğu gün be gün ortaya çıkıyor” şeklinde muğlak yaklaşım segiledi. Aynı konuşmada bir de Adana seçimlerinde şaibe olduğunu ima etti ki ortalık bir güzel karışıversin…

    Muhalefet seçimlerle ilgili haftalarca ağlaştıktan sonra Başbakan da bunu yaptı ya… Daha hala seçim teknolojimizi düzeltmeyelim biz…

    Öte yandan Deniz Feneri konusunda da Almanya akıllanmış yeni dosyayı çevirisiyle göndermiş. Sonuçta çevirisiz gönderseler bekleyecekler aylarca… Baykal da Adalet Bakanı’nı sıkıştırınca Adalet Bakanı zırvalamış: “Baykal’ın yaşı 70’i geçti, unutma sorunu yaşamaya başladı“.

    1. Bu kaba yaklaşım yakıştı mı?
    2. Diyelim yakıştı, ki benzerlerini çok gördük, her yaşı 70’i geçen bunamaya mı başlıyor? Ben 71 yaşımdan bir gün almış olsam isyan ederdim bu söze…
    3. Muhalefete “yaşlı” damgası vurup yıpratmaya çalışmak hangi ahlaka sığar? Ülke yönetecek adamlar ilkokul çocuğu şeklinde mi kapışmalıdır?

    Terör de bu aralar tekrar canlanıyor. Bazen terörün canlandığı dönemlerin kasıtlı olarak seçildiğini düşünüyorum ama henüz bir bağ kuramadım. Belki PKK ile Ergenekon’u bağlayan “büyüklerimiz” bunu da açıklarlar bize.

    NTV ve Kral TV de bu akşam yayınlanması gereken güzellik yarışmasını da bugün yaşanan terör saldırısı nedeniyle daha sonra banttan yayınlayacaklarını açıkladı. Öncelikle bu yaklaşımı, fikre katılın veya katılmayın, duyarlı olunduğu için takdir ettim. Ama yine de olayların yoğunluğu yüzünden kafam karışmaya başladı.

    Her neyse… Zaten güzellik yarışmalarını da pek sevmem. Atatürk’ün Dünya güzeli olan ilk Türk kadını ile ilgili açıklamasında dediği gibi, kadınlarımızın artık güzellik yerine kültür yarışmalarında birinci olmasını tercih ederim… Ve derim ki:

    Ben güzele güzel demem, güzelin kafa basmayınca.*

    .

    *Sözün aslı Karacoğlan tarafından “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca” şeklinde yazılmıştır. Başka bir yorumu da burada yapmıştım.