Etiket: Banu Avar

  • Batı Usulü Demokrasi İle Yeni Ermeni Kararı

    Ardı arkasına 1915 olayları ile ilgili haberler gelmeye devam ediyor. Amerika temsilciler meclisinden sonra İsveç meclisi de yaşananları “Soykırım” olarak tanımlama kararı aldı. Hatta hazır elimizi kirletmişken Pontus’tan başlayıp bir kaç azınlığı da işe katalım demiş olacaklar ki, hesabımızı oldukça kabarttılar. İşin acı yanı kararın 131’e 130 oyla alınmış olması ve meclis konuşmasında “hayır oyu verin” çağrısı yapan Türk kökenli milletvekilinin oylamaya katılmamasıydı. Belki katılsa da “evet” diyecekti fakat şu anki durumda da adı bizim açımızdan pek temiz kalmamış oldu.

    Türkiye olarak ise bu olayın hemen ardından Amerika’ya yaptığımız gibi büyükelçimizi geri çektik, Davos’taki gibi Erdoğan “Daha da İsveç’e gitmem” dedi. Ancak sonuçta bir şey değişecek mi zamanla göreceğiz.

    Olayın özüne dönmek gerekirse mesele apaçık ki tamamen siyasi bir küresel oyunun parçası. Bu küresel oyunların Türkiye’de en iyi oyunbozanlarından Banu Avar’ın herbiri eşsiz belgesellerinden birisindeki İsveç ile ilgili aşağıdaki alıntıyı konuyla ilgili izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. 5.15 dakikasından sonrasını izlemeniz yeterli olacaktır.

    Bu kararın ardından Ermenistan da elbette gaza gelmiş olsa gerek, şimdi de İngiltere’yi gözlerine kestirdiler. “Demokrasi” kavramının bugünkü çarpık tanımının kaynağı olan bu ülkelerden bu tür kararların çıkması elbet daha kolay olacaktır.

    Yalnız bu sorunu sadece Ermeni meselesi olarak görmemek gerekir. Özellikle Avrupa’da aynı yaklaşım ve köşeye sıkıştırma siyaseti PKK üzerinden de uygulanıyor. Bence maalesef bu sorunun çözümü de “Terör ve Avrupa” yazısında Ovgutto’nun yazdığı gibi Avrupa’yı bu konularda uyandırmak için daha fazla çaba sarfetmekten değil, Dünya’daki baskın düzenin kirli çamaşırlarının halka gösterilmesinden, toplu bir uyanıştan geçiyor.

    Banu Avar’ın dediği gibi, “sadece kendi gibi olanları ödüllendiren” bu düzenekten bir kendimizi kurtarsak da yarın başka ülkelerin de başı yanacak ve çember genişleyecek. Uzun vadeli kurtuluş ise ancak toplu bir aydınlanma ile olabilir.

  • Nobel Barış Ödülü Obama’ya!.. I LOVE YOU BIG BROTHER!

    Vallahi ben şaşkınlığımdan ne yapacağımı bilemiyorum hala! Daha haberi okurken ellerim titremeye başladı. Yani bu kadarını ben bile (ben ki komplo teorileriyle ilgilenirim, küresel oyunları takip etmeye gayret ederim, gerekirse buluttan nem kaparım) beklemiyordum. Bu kadar alenen yüzsüzleşebileceğini bilmiyordum oynanan oyunun.

    Vay be, daha seçilmeden Dünya’yı kurtaracak kişi olarak tanıtılmış olması yetmedi, her ülkeye tek tek gidip tam anlamıyla kral gibi karşılanıp yuvarlak sözlerle halkı etkilemesi yetmedi (bkz. konuyla ilgili vaktinde yazdığım bir yazı), en sonunda herhalde tüm olası muhalefeti susturmak ve ebedi saygınlık kazandırmak için olsa gerek, benim ona seslenmeyi sevdiğim isimle, canım, ciğerim, Hüseyin Abi’m, Barack Hussein Obama, 2009 Nobel Barış Ödülüne layık görüldü (Bkz. haber).

    Ben şahsen artık Bono’ya falan verirler diyordum ödülü. Hem Bono iyice yaşlandı, artık iyiden iyiye popülistleşti hem de Nobel’in iyice suyu çıktı diye.

    Meğer Nobel’in suyu düşündüğümden de fena çıkmış. Sanırım Banu Avar, düşündüğümden de çok haklıymış (bkz. Nobel Belgeseli. Sansür dolayısıyla belgesel açılmıyorsa google’dan “Banu Avar nobel” diye aratıp bir şekil bulabilirsiniz).

    Koçum Obama, sen neymişsin be. Daha göreve geleli 1 sene olmadan, ilk ciddi yasa tasarısını geçirecek ulusal desteği bile zor toplarken meğer Dünya Barışı için neler başarmışsın da biz hiç farketmemişiz.

    Nutkum tutuldu. Kelime bulamıyorum, ağzım hala açık, şaşkınlıkla ekrana bakıyorum.

    Helal olsun Hüseyin Abi’mize! O hepimizin abisi ne de olsa!

    I LOVE YOU BIG BROTHER!