Etiket: adalet bakanı

  • Kafam Karışmaya Başladı

    Ergenekon, Deniz Feneri, terör gibi uzun vadeli konulardaki gelişmeleri her ayrıntısı ile takip etmeye fırsat bulamayan vatandaşlar için işler iyice karışmaya başladı.

    Ergenekon ile ilgili kazılarda bulunan silahlar, malum gazeteler ve televizyonlar tarafından Ergenekon ile TSK ilişkisi kurma aracı olarak gösterilip duruyordu. Bugün Org. Başbuğ çıktı ve “Son bulunan silahlar TSK’ya ait değil” dedi. Alenen, “bizim olayla ilişkimiz yok” diye vurgulamış oldu. Yargının ve kamuoyunun her iki “taraf” tarafından da rahat bırakılmasını istedi.

    Başbuğ son bulunan silahlarla TSK’nın ilişkisi olmadığını delilleriyle açıklarken aynı anda Başbakan Erdoğan çıktı “Neyin nelerle ilintili olduğu gün be gün ortaya çıkıyor” şeklinde muğlak yaklaşım segiledi. Aynı konuşmada bir de Adana seçimlerinde şaibe olduğunu ima etti ki ortalık bir güzel karışıversin…

    Muhalefet seçimlerle ilgili haftalarca ağlaştıktan sonra Başbakan da bunu yaptı ya… Daha hala seçim teknolojimizi düzeltmeyelim biz…

    Öte yandan Deniz Feneri konusunda da Almanya akıllanmış yeni dosyayı çevirisiyle göndermiş. Sonuçta çevirisiz gönderseler bekleyecekler aylarca… Baykal da Adalet Bakanı’nı sıkıştırınca Adalet Bakanı zırvalamış: “Baykal’ın yaşı 70’i geçti, unutma sorunu yaşamaya başladı“.

    1. Bu kaba yaklaşım yakıştı mı?
    2. Diyelim yakıştı, ki benzerlerini çok gördük, her yaşı 70’i geçen bunamaya mı başlıyor? Ben 71 yaşımdan bir gün almış olsam isyan ederdim bu söze…
    3. Muhalefete “yaşlı” damgası vurup yıpratmaya çalışmak hangi ahlaka sığar? Ülke yönetecek adamlar ilkokul çocuğu şeklinde mi kapışmalıdır?

    Terör de bu aralar tekrar canlanıyor. Bazen terörün canlandığı dönemlerin kasıtlı olarak seçildiğini düşünüyorum ama henüz bir bağ kuramadım. Belki PKK ile Ergenekon’u bağlayan “büyüklerimiz” bunu da açıklarlar bize.

    NTV ve Kral TV de bu akşam yayınlanması gereken güzellik yarışmasını da bugün yaşanan terör saldırısı nedeniyle daha sonra banttan yayınlayacaklarını açıkladı. Öncelikle bu yaklaşımı, fikre katılın veya katılmayın, duyarlı olunduğu için takdir ettim. Ama yine de olayların yoğunluğu yüzünden kafam karışmaya başladı.

    Her neyse… Zaten güzellik yarışmalarını da pek sevmem. Atatürk’ün Dünya güzeli olan ilk Türk kadını ile ilgili açıklamasında dediği gibi, kadınlarımızın artık güzellik yerine kültür yarışmalarında birinci olmasını tercih ederim… Ve derim ki:

    Ben güzele güzel demem, güzelin kafa basmayınca.*

    .

    *Sözün aslı Karacoğlan tarafından “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca” şeklinde yazılmıştır. Başka bir yorumu da burada yapmıştım.

  • Adalet Bakanı’ndan Büyük Adalet Ayıbı

    Seçime doğru yaklaştıkça, geçen 2 genel seçim ve son belediye seçmine oranla AKP’li adayların işlerinin biraz daha zor olacağı fikri yayılmaya devam ediyor. Her ne kadar oy oranında muhtemelen azalma olacak, bazı bölgelerde zorlanacak olsalar da benim tahminimce AKP sonunda yine büyük bir fark ile Türkiye’nin tamamına yakınını alacaktır. Fakat bazı bölgelerde çok şaşırtıcı ve bir sonraki genel seçimler için işleri arapsaçına çevirecek değişimler bekliyorum. Örneğin İzmir ve İstanbul’un el değiştirmesi olasılığında yıllardır kısırlaşan sanal tartışmalar, olması gereken şekilde rayına oturma yoluna girecektir. Artık hiçbir ilin hiçbir siyasi partinin “kalesi” olmaması gereken bir dönemdeyiz. Aynı şekilde İstanbul’un Türkiye’nin aynası olduğu kanısının da yıkılması siyasi geleceğimiz için çok faydalı bir değişim olur. Benzer şekilde doğu ve güneydoğuda ırk temelli oyların da erimesi çok umut verici olacaktır, ki son genel seçimlerde işaretlerini görmeye başladık.

    Bu kaçınılmaz büyük değişim ortamında iktidar ve güç sahibi AKP’nin elindeki kozları kaybetmeme uğruna değişik bir söylemde bulunmadığını görüyoruz. Önceki seçimlerde hizmet ve istikrar söylemlerini zaten kullanmışlardı. “Durmak yok, hizmete devam” bu açıdan değişimi andırmıyor ve sanki 10 sene geçse hala aynı söylemle devam edecekler havası uyandırıyor. Eminim bugün için yine yeterli olacaktır, fakat uzun vadede AKP’nin bu söylemden arınması, yeni bir koz üretmesi gerekecek.

    Karşısında CHP, AKP’nin yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkartıyor, AKP’nin köşe bucak kaçtığı Deniz Feneri davasını gündeme oturtmaya çalışıyor ve AKP’nin hizmet edemediğini değil, kendilerinin daha iyi ve dürüst hizmet vereceğini savunuyor. Her ne kadar yapabileceklerinin muhtemelen en iyisi bu olsa bile, haklı olsalar da olmasalar da, halkın oyları bu kadar hızlı kitlesel olarak kayacak durumda değil bugün şartları altında. Bu sebeple genel oylarda ufak kayma kendini gösterse de yine de CHP’nin İstanbul’u alması, kazanabileceği en iyi sonuç olacaktır. Genel seçimlerde de fazlasıyla işlerine yarayacak bir sıçrama olur.

    MHP bu sırada daha sakin bir yükselişin peşinde. Tabanlarının AKP ile çoğu konuda çakışıyor olmasından dolayı AKP seçmenini kırmamak için olsa gerek, daha pasif duruyorlar. Muhtemelen sabırla doğru anı bekliyorlar bir patlama için.

    Bütün bunlar gözönüne alındığında AKP’nin en büyük hedefi 3 büyük şehri almak olmalı. Bu uğurda ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. AKP’ye yakın basında sürekli karşımıza çıkan ve beni her gördüğümde üzen ve biraz sinirlendiren tehditkar söylem de bunun için sürekli tekrarlanıyor: “Hükümet ile ters düşen belediyeler iş yapamaz.”

    İşin en acı yanı, seçim söylemi “ayrımcılık yapmadan, herkese hizmet” olan bir hükümetin kendilerinden olmayan belediyelere kaynak vermeyeceği fikrinin alttan alta vurgulanıyor olması. Bu fikir her ne hikmetse kimseleri rahatsız etmiyor… Eğer asıl derdin hizmet ise, kim olursa olsun, belediye doğru iş yapıyorsa ona kaynak aktarılmalıdır. Eğer gerçekten herkesi kucaklamak niyetindeysen ne bu şekil açıklamalar yaparsın, ne de bunlara izin verirsin.

    Basın bir yere kadar bu konuda es geçilebilir. Taraf olduğu zaten alenen bilinen kuruluşlar kendilerince doğru bildikleri yorumları yapmakta özgürdürler. Her ne kadar taraflı yayın yapmak adil ve ahlaki olmasa da, bu özgürlükleri elbette vardır. Fakat bugünkü haber bütün bunların üzerine tuz biber oldu. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin bir açıklamada hükümet ile zıtlaşan belediyenin iş yapamayacağını söyledi (Haber için tıklayın).

    Adalet Bakanı olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında en adil olması gereken kişiden, başbakan yardımcısı olarak söylediği her kelimenin hükümet adına geçerli olacağının farkında olması gereken bir kişiden bu yorum gelmişse benim varsayımım bunun kasıtlı olduğudur. 8 yıldır ülkeyi yöneten bir kişiden bu denli derin bir açıklamayı yanlışlıkla yapmış olması beklenemez.

    Bir vatandaş olarak, haklı veya değil, ülkemdeki adaletin temsilcisi, savunucusu olan kişiden bu şekilde, adeta karşıt seçmenlere “tehdit” içeren bir açıklama duymak beni endişelendiriyor. Hani hizmet için oy vermeliydik? Hani eşitlik, kardeşlik için oy vermeliydik? Hani hepimiz bir aileydik? Benim bildiğim bizim kültürümüzde ailede ayrı gayrı olmaz, olamaz.

    Buna benzer bir açıklamayı bir baba yapsaydı ne hissederdiniz?
    “Beni daha çok seven çocuğuma daha çok yemek veririm, yeni kıyafetler alırım. Benimle zıtlaşan çocuklarıma daha az yemek veririm, yeni kıyafetler almam. Bu maalesef böyle.”

    Sonra aynı baba çıkıp “ben bütün çocuklarımı eşit seiyorum, hepsini kucaklıyorum” diyebilir mi?

    AKP’nin işi bu kadar zor olmamalı. Çok daha rahat kazanabilecekleri bir seçimde kendi kendilerini yakma yolunda ilerliyorlar. Bu seçimde olmasa da, uzun vadede bu tutarsız tavırlar başlarını yakacaktır.

    “Adalet” adına, yakışmadı.