Etiket: ABD – Türkiye ilişkileri

  • Ermenistan, Yine Aynı Şekilde…

    Ermenistan ile sınırımızın açılması, ilişkilerin tekrar başlaması ve ticaret oluşması için resmi adım atıldı. Yakında resmi antlaşma da imzalanacak ve birbirimizin “toprak bütünlüğüne saygı, içişlerine karışmama” gibi konularda resmi söz verilmiş olacak… Karadağ meselesinde de böylece Azerbaycan’ı uyutmuş olduk… Bu gelişmeyle hükümet maalesef yalnızca iç politikada değil, dış politikada da alenen tutarsız ve dengesiz tavırlar sergileyebileceğini ispatlamış oldu.

    Gerçi hemen yüklenmemek lazım. Sonuçta tutarlı oldukları bir nokta var ki o da liberal, küresel sermayenin çıkarına olacak ne varsa onu gerçekleştirme azmi. Dolayısıyla Ermenistan meclisinde Erdoğan’ın “Karabağ yüzünden sizinle ilişkiyi kestik, o sorunu halletmeden tekrar ilişki kurmayız” diyip, ardından dışişleri ve cumhurbaşkanı yoluyla protokol imzalanması kendi içinde tutarsız gözükse de büyük resme baktığımızda oldukça tutarlı. Zaten AK Parti bu çok başlı politikayı 2002 yılından beri kullanıyor ve hepimizi uyutuyor. Birisi bir şey diyor, öteki aksini yapıyor. Böylece herkese bir nazar boncuğu dağıtılmış oluyor.

    Komşularımızla ilişki elbette ki kurmalıyız. Sınırları elbette ki açmalıyız en nihayetinde. Kardeşçe, barış içinde yaşamalıyız muhakkak. Gel gör ki AK Parti ve ilişkili olduğu yöneticilerin yaptıkları fikir olarak güzel şeyler bile yapış şekillerinden dolayı insanın kursağında kalıyor…

    Güven veremiyorlar.

  • MHP: 1 – Obama: 0

    Nasıl futbol maçlarında şık hareketlerden sonra sunucu bazen “yeşil sahalarda görmek istediğimiz hareketler” diye yorumlarsa bahsedeceğim gelişmeyi de benzer bir şekilde “dış politikada görmek istediğimiz hareketler” şeklinde yorumluyorum.

    Dün sabah yazımı yazdıktan hemen sonra “Obama’nın muhalefet liderleriyle topluca görüşmek istediği fakat MHP’nin bunu etik bulmadığı için kabul etmediği” haberini okudum. Okur okumaz içim gitti bu konu üzerine yazı yazmadığım için. Aynı gün 2 yazı koymak istemedim. Sağolsunlar hemen olayı tam da istediğim şekilde neticelendirip bugün ivedi olarak bana bu imkanı tanımış oldular. Bugün itibariyle maçta son durum şu şekilde:

    MHP: 1 – Obama: 0 (Bkz. Obama, MHP’ye yutturamadığı için muhalefet liderleriyle tek tek görüşecek!)

    Öncelikle Obama’nın muhalefetle neden görüşmek isteyeceğini bir düşünelim. Obama’nın muhalefetle konuşacak ne gibi bir meselesi olabilir? Ben haberi okur okumaz aklıma DTP ile MHP’yi aynı masaya oturtup abi nasihatları sıralanmasından başka bir sebep göremedim.

    CHP, kendisini bağlayan bir mesele olmamasından dolayı ve Obama’nın dayanılmaz hafifliğine karşı koyma gereği olmadığından, teklifi hemen kabul etmiş. Zaten CHP bir nebze daha sesini duyurabileceği her imkanı kullanmak zorunda. Sırf bu sebepten bile teklifi kabul etmesi çok normal, hatta doğru bir hareket.

    DTP dünden razı böyle ortamlara. 22 Temmuz seçimlerinden beri her fırsatta böyle ortamlar yaratıp, annesine ağabeyini şikayet eden çocuk tavrına girmek için can atar gibiler (benzetme olduğuna dikkat çekerim, kimse alınmasın).

    MHP ise Obama’nın toplu görüşme isteğinde bana göre hedef alınmış başlıca etmen. Bu tuzağa düşmediler. Açıklamalarından da aynen bunu farketmiş oldukları açık: “Etik değil”. Ne etik değil? Obama ile oturup görüşmek mi değil? Alakası olmadığı çok açık. Elbette ki etik olmayan, teklifin içerisinde gizlenmiş nihai amaç.

    MHP yemi yutmadı. Haliyle Obama teklifini geri çekemedi. MHP’siz bir görüşme de yapamazdı. Çocuklarını dizinin dibinde toplayan baba konumundan, paşa paşa MHP’nin lafına gelen misafir konumuna geçti. Olması gereken de zaten başından beri buydu. Kimse alınmasın, gücenmesin. İster Obama olsun, ister Fidel Castro, ister Uganda ister Filipinler başkanı. Misafir misafirdir. Dünya bir Amerikan İmparatorluğu olmadığı için zaten “Obama abimiz ne derse o olur” demek baştan kaybetmektir.

    “Diklenmeden dik duruyoruz” diyenlerin bu söylediklerinin nasıl yapılacağını bu örnekle öğrenmesi dileğimle.